11 January 2017 Wednesday

TAV ve Veri

Dün akşam bir ziyaretçimizi karşılamak için Yeşilköy Atatürk Havalimanı’ndaydık.

Bir web uygulamasından ziyaretçimizin uçağını rahatça izledik. Bu arada havaalanının panosuna da bakmayı ihmal etmedik. Ne var ki, ziyaretçimizin geldiği uçak listede yoktu. Açıkçası, mobil telefonla izlememize rağmen endişelendik.

Uçağın havaalanına indiği bilgisini web uygulamasından gördük. Panoda yine o uçak yer almıyordu.

Ziyaretçimiz “Pasaport kuyruğunda olduğunu” söyledi. Biz rahatladık. Ama panoda hâlâ o uçak yoktu. Aşağıdaki resmi o zaman çektim. (Yüksek çözünürlü halini TAV yetkililerine sunmak için saklıyorum.)

tav-veri-500

Uçağın havaalanına inişinden yarım saat sonra İNDİ 00:47 diye panoda göründü.

Cep telefonu olmasa, ne kadar endişelenirdik.

🙁

Brüksel havaalanındaki bilgilendirme ile karşılaştırdığımızda, TAV’ın Atatürk Hava Limanı’ndaki durumu içler acısı.

Bruksel-havaalani

  • Brüksel’de 93 uçağı görebiliyorsunuz, TAV – Yeşilköy’de 45 uçağı.
  • Brüksel’de indikten sonra bile 3 aşama bilgi veriliyor, TAV – Yeşilköy’de hiç.
  • Brüksel’de karşılama yapacaksanız, gidip bir yerde oturup bekleyin, zamnı gelince kapı önüne gelin; TAV – Yeşilköy’de kapı önünde olmazsanız, ziyaretçinizi bulamayabilirsiniz.

Cep telefonumdan izlediğim bilgiyi TAV’ın panosundan alamamak, güvensizlik ve rahatsızlık veriyor.

Verileri anlamadan ve yönetmeden şirket veya kurum yönetilemeyeceğine inanırım. Dün gördüklerimden sonra TAV benim gözümde havaalanı işletebilen yönetim birikimli bir know-how kuruluşu değil, havaalanı inşa eden bir müteahhit şirket olarak sıfatlandı.

Okuduğum bunca röportaj, haber, “uluslararası başarılar”, vb… gözümde sıfırlandı.

🙁

Brüksel havaalanını anlattığım yazının hem giriş paragrafında, hem de son sümlesinde şöyle demiştim.

Bilgi vermeyi öğrenmek hem kültür hem de süreçtir.

Bence, – üzülerek söylüyorum – TAV’ın gidecek çok yolu, öğrenecek çok konusu var.

🙁

10 January 2017 Tuesday

Z Nesli ve Reklam

Nesiller arası davranışlarla ilgilenme nedenim, bir pazarlamacı olarak müşterideki dönüşümü gözlemek ve anlamak. Nesil araştırmacısı veya sosyal bilimler ustası değilim.

Her hangi bir nesil hakkında, özellikle tüketim alışkanlıklarına ilişkin bir yazı bulursam hemen okuyorum.

Bugün Kantar Millward Brown‘un araştırmasına dair WARC’ta rastgeldiğim yazıyı – kendimce – tercüme edip paylaşmak istedim.

gen-z

Z nesli tüketicileri, daha yaşlılara oranla dijital medya tüketimine daha eğilimli olabilirler, ancak yeni bir araştırma geleneksel reklam biçimlerine standart dijital seçeneklere göre daha olumlu baktıklarını gösterdi.

Bu bulgu, Kantar Millward Brown’un 39 ülkede, 16-49 yaş arasında 23 bin kişiyle yaptığı kalitatif araştırmanın sonucu.

Rapor, eğer giderek çok sayıda kategori ve sektör için önemli olmaya başlayan şimdi 16 – 19 yaşlarında olan kilit grupta etkin olmayı amaçlıyorlarsa,  reklamverenlerin outdoor, basılı reklamlar ve sinema, TV ve radyo reklamlarını gözardı etmemelerini; aynı zamanda dijital teklifleri tekrar daha yaratıcı olarak düşünmeleri öneriyor

Örneğin, Z nesli tüketicileri, kendilerinin ortak yaratım (co-creation) yaptıkları veya karar verdiklerinde sonucunu gördükleri reklamları çekici buluyor. Bir şeyin olması için oylama yapmalarına (% 31’e kıyasla Gen Y için % 25) bir seçenek (% 25’e kıyasla % 28) veya kararlar almalarına (% 22’ye kıyasla % 27) izin veren markalara daha olumlu davranıyorlar.

Gen Z, diğer nesillere göre, ödüllü mobil videolar ve atlanabilir ön videolara (sırasıyla % 41 ve % 15 net pozitif puanlar) daha pozitif, ancak özellikle atlanamaz ön videolar ve pop-up videoları gibi istilacı reklam biçimlerini yok varsayıyorlar. (Sırasıyla %-36 ve  %-42).

Kantar Millward Brown’un Media ve Dijital Global Marka Direktörü Duncan Southgate, “Gen Z talep olduğunda (on-demand) sonsuz bir seçenek sunan bir dünyada büyüdü ve bu reklam beklentilerini arttırdı” diyor.

Diğer yaş gruplarıyla kıyaslandığında Z nesli, genişletilmiş gerçeklik ve sanal gerçeklik gibi yeni oluşan reklam biçimlerini takdir ettikleri gibi; doğal reklamlar, sponsorlu lensler ve sponsorlu filtreler gibi formatlardaki yeniliklerin tümüne daha fazla ilgi duyuyorlar.

Araştırmada reklamcılıktaki müzik tercihleri açısından yerel nüanslar belirgindi, ancak tüm pazarlarda müzik, mizah ve ünlüler, Gen Z’nin reklamları daha kabul edebilir olmasını sağladı.

Southgate, “Hiçbir nesil bir tek-tip değildir ve Gen Z istisna değildir,” diyor. “Onların yetiştirme tarzları, beklentileri ve teknolojiye erişimleri, pazarlamacıları zorlayacak bir dizi tutum ve davranış yarattı.”

“Sadece bunları dikkate alan markalar, giderek daha kritikleşen ve hızla büyüyen bu tüketicileri ikna etmekte başarılı olacaklardır”

2013’te Cambrigde’de yapılan bir odak grup çalışmasında ise Youtube reklamları konusunda şu sonuçlar alınmıştı:

“Reklamı geç” süresi olan 5 saniyeyi sabırsızlıkla bekliyorlar. “Nefret ediyorum”, “5 saniye bile beklemiyorum”, “İlk 5 sn. içinde dikkatimi çekerse reklamın tamamını izliyorum. Ama çoğunlukla ben de reklamı atlıyorum” diyorlar.

“Reklamı geç” seçeneği yoksa, bir kısmı videoyu da seyretmekten vaz geçiyormuş. Bazıları zamanı başka bir yerde geçiriyor (yeni bir web sayfası açıyor) sonra videoya dönüyor, bu sırada video ilerlemişse, başa alıp seyrediyormuş.

Katılanlardan biri “Reklamlar, pazarlama iletişiminin en az etkin biçimi… TV’de de olsa, radyoda da, sinemalarda veya Youtube’da da olsa hiç fark etmez” demiş. Hepsi bu görüşe katılmış.

😉

Bir yandan dijitalizasyon, bir yandan yaratıcılık… Yepyeni bir reklamcılık dönemi olacak.

🙂

EKLEME:

Yorumlardaki linklere mutlaka göz atın

🙂

10 January 2017 Tuesday

Sen Ben Diğerleri

Bireyin önce SEN diye başlayan, sonra BEN’e dönüşen yolculuğunu Sen ve Ben yazısında özetlemeye çalışmıştım.

sen-ben

Bu değişimi şöyle de görebiliriz.

sen-ben-2

Ayrıntılı görmek ve okumak için Sen ve Ben yazısına bir göz atabilirsiniz.

😉

Şimdi bireyin değişimin bir üst basamağındayız.

mark zuckerberg, entrance to hall, augmented reality ile ilgili görsel sonucu

Bırakın anı yaşamayı veya paylaşmayı veya kayıt altına almayı… Gerçek hemen yanı başlarında oluşurken kendisine verileni almaya hazır insanlar.

Aklınıza bazı filmler gelmiyor mu?

Gözlerinizi açın. Sonra post-truth konuşuruz.

🙁