15 May 2012 Tuesday

Yapıcı huzursuzluk

Şirketlerin yenilikçiliğe ve girişimciliğe verdiği önem artıyor. Dünyanın en büyük markalarından biri olmanın getirdiği rehavet, en üst yöneticiler tarafından tehdit olarak görülüyor.

;-)

Muhtar Kent, 2020 yılı  geldiğinde şimdikinin 2 katı gelir elde etmek için Coca Cola’ya aşılamaya çalıştığı kültür “yapıcı huzursuzluk” (constructively discontent) kültürü. (Bu sözü giderek çok daha fazla duyacağız. Şimdiden söyleyeyim.)

10 Mayıs 2012′de Fortune yazdı. Coca Cola için “yeterinde hızlı değil, yeterinde yenilikçi değil, yeterinde girişimci değil” ve “Girişimci düşünce yapısını şirkete sokmak için, kutsal inanç gibi çalışıyorum” diyor, Muhtar Kent.

“Dünyanın geleceği 2 gruba bağlı. Büyüyebilenler ve büyüyemeyenler. Büyüyemeyenler yok olacak. Şu anda, hisse değerlerine odaklanmak sadece zaman kaybıdır.”

Coca Cola’nın 10 yıl içinde şimdiki cirosunu 2’ye katlayacağını duymak garip gelebilir. Ama bunu kafadan atmadıklarını, dünyada değişen

  • Enerji fiyatları ve ilgili unsurlar
  • Artan gıda fiyatları
  • Yükselen orta sınıf
  • Şehirleşme (2007’de dünyada şehirli nüfusu %50’yi geçti. Çin’de 1o milyonun üzerinde nüfusu olan 25 şehir var.)
  • Gelişmekte olan ülkeler şehirleşmeden daha fazla pay alıyor.

gibi birçok etmeni hesaplamaya dahil ettiklerini Ahmet Bozer’in konuşmasını anlattığım – [1] , [2][3] , [4] , [5] yazılık – dizinin 3′üncü yazısında belirtmiştim.

Muhtar Kent “Çin, Coke’un en büyük pazarı olacak. Bir zaman söyleyemem, ama olacak” diyor. Coca Cola ülkenin potansiyelini değerlendirmek için 42’nci ve en büyük fabrikasını Çin’de açtı.

:-)

Dünyada büyük şirketler rehavetten kaçmak için ciddi önlemler alırken, sizce Türkiye’deki şirketler ne yapıyorlar.

;-)

13 May 2012 Sunday

Kendi emeğine saygı

2 yıl kadar oluyor. Dijital reklam ajansları arasındaki bir ödül törenindeydik.

Ajansın adı anons edildi ve yöneticisi sahneye ödül almaya çıktı. Yarısı içilmiş bira bardağı ile… (Ödül alan çalışmanın birayla ilgisi yoktu.)

;-)

Eğer “cool duruş” sergileyeceksen, ödüle başvurmazsın. Eğer ödül önemsizse, sahnede sevinç göstermezsin.

Ama hem bunları yapar, hem de ödülünü almaya sahneye çıkarken bira bardağından hepi topu 10 dakika bile ayrılamayan bir tavır sergilersen… O ödül de, ödülü alan çalışman da ancak senin gösterdiğin düzeyde saygıyı hak etmiştir.

Yani HİÇ.

:-P

Meraklısına diğer ödül yazıları [1] , [2] , [3] , [4]

 

 

12 May 2012 Saturday

Sermayesi cehalet olanlar

Çok değil 2 sene önce sosyal medya ajansı patlaması yaşandı. Sosyal mecraların 3-4′ünde bulunanlar uzman oldu, 7-8′inde bir şeyler yapmış olanlar ajans kurdu.

O dönemde, bazı dijital ajansların büyüyerek dijital olmayan konularda da iş yapacaklarını, hatta alt-ajans olmaktan çıkıp asıl ajans olacaklarını, çok kanallı büyük projeleri yöneteceklerini söyledim. (Hatta bu dönemde, bu büyük projeleri yöneten bazılarının geleneksel pazarlamayı bilmedikleri için birkaç tane destansı başarısızlığa da neden olacağını da iddia ettim.)

;-)

Bugünlerde hem yeni oluşumlar duyarken, birilerinin de ortadan kalktığı kulağımıza geliyor. “Kimler sahneden çekildi” diye irdelemeye çalıştım.

Bunların zaten pazarlamayı derinliğine bilmeyen, müşterinin de sosyal medyayı yeterince bilmemesinden ötürü iş kapan ajanslar olduğunu düşünüyorum. Özetle sermayesi – kendisinin veya müşterinin – cehaleti olanlar ortadan kalkıyor.

Sağlıklı bir gelişme.

;-)