9 July 2016 Saturday

Kriz ve Sosyal Medya Algoritması

Bugün, Çiçek Sepeti’nin kampanya algoritmasının yanlışlığı üzerine ikinci yazıyı yayınladıktan sonra, Fast Company’nin şu yazısıyla karşılaştım.

Fast-co-algoritm

Özetlemeye çalışayım.

Dallas Polis Müdürlüğü, olaydan sonra sorgulanan ve serbest bırakılan Mark Huges’a ilişkin “Şüphelilerden biri. Bulmamıza yardım edin” tweet’i nedeniyle binlerce ölüm tehditi alıyor.

Suçsuz birinin bu duruma düşmesi nedeniyle Twitter’a (Fast Company’nin de dahil olduğu kurum ve kişiler tarafından) bir sürü şikayet geliyor. Dallas Polis Müdürlüğü (uyarılara rağmen) tweet’i kaldırmayı reddediyor. Sonuçta Twitter, algoritmayı bir yana bırakıp elle müdahale ediyor.

😉

Buradan “kriz zamanlarında algoritmanıza güvenmeyin” dersi alabilirsiniz. Almalısınız da…

Ben size, “algoritmayı düzenlemek için kriz çıkmasını beklemeyin[1] , [2] , [3] , [4] diyebilirim.

😉

9 July 2016 Saturday

Anlamlandırma Sepeti

10 gün önce, Çiçek Sepeti’nin veri anlamlandırma konusunda bir hatasınıÇok Veri, Az Anlamlandırma adıyla yayınlamıştım.

Derslerimde örnek gösterdiğim güzel bir özür mesajını gönderen firmanın, bu hatasını kısa zamanda düzelteceğine dair inancımı da vurgulamıştım.

😉

Serap, birkaç gün önce, Çiçek Sepeti’nden bir mesaj daha almış.

 

cicek-sepeti-2

Geçen seferki yazının devamı gibi olunca, beni haberdar etti.

cicek-sepeti-3

🙁

Aslında e-ticaret sektörü, veri anlamlandırma için en uygun sektörlerden birisidir.

“Neden?” derseniz, dükkanda satın alan, cüzdanının büyüklüğü kadar işlem yapabilir. Özlemlerini, beklentilerini, heveslerini takip edemezsiniz. Oysa e-ticaret’te satın alma öncesi karşılaştırmalardan, satış sonrası paketlemeye kadar her konuda bir iz bırakır. (Daha ayrıntılı bilgiler için [1] ve [2] )

Verilerinizi anlamlandırmaya başlamazsanız, benzer işi yapan her hangi bir şirketten farkınız kalmıyor. Yeriniz hızla dolduruluyor.

😉

Girişimcilere başarı örneği olan şirketlerden, en azından çağdaş (yani, çok ileri olmasa da olur) kampanya yönetimi uygulamalarını bekliyorum.

Çok şey mi istiyorum?

🙁

 

 

7 July 2016 Thursday

Ego ve Navigasyon

31 Mayıs ve 1 Haziran 2016 tarihlerinde otelcilik ve perakende sektörlerinde müşteri deneyimi ile ilgili Pisano Sektör Buluşmaları gerçekleştirildi.

Bu buluşmaların ikisinde de (hem konaklama , hem de perakende sektörü buluşmalarında) müşteri / misafir bilgilerine ulaşımın önemine, veri anlamlandırmaya, gizli müşterinin neden yetersiz olduğuna ve müşteri deneyiminin nasıl iyileştirileceğine kısaca değindim.

  • Konaklama sektörü sunumunun özetini şurada bulabilirsiniz.

Sunumlarda ayrıca Pisano’nun müşterileriyle gerçekleştirdiği başarı hikayelerinden bahsedildi.

Bu buluşmalar sırasında dikkatimi çeken birşey oldu. Hani “mutlaka paylaşmalıyım” gibilerden…

🙂

Buluşmaların öncesinde ofisin koridorlarında yerde sunumların ve sunum sonrası kokteylin nerede yapılacağına dair yönlendirme okları vardı.

Davetlilerin büyük bir kısmı sunum salonunu kolayca buldular.

Ancak içlerinden birkaçı… Başlar dik ve geride, gözler ufukta bir noktaya kilitlenmiş, çene yukarıda (askerdeki merasim yürüyüşü gibi) girdiler.

Bastıkları yere hiç bakmadıkları gibi, sağla solla da ilgilenmeden yürüyüp gittiler. L biçinindeki koridorda (neyse ki başka yön yoktu) doğru yöne dönüş yaptılar. Sunumun yapılacağı salonun cam duvarlarından bakıp içerideki kalabalığı ve sunum için hazırlanmış kürsüyü de görmediler.

Birkaç saniye sonra, onlarca genç adamın çalıştığı bir açık ofisin ortasında olduklarını farkedince de şaşırdılar.

Ben, ofise girdikleri andan itibaren bu “ego üstü krem şanti” yöneticileri izliyordum. Birden kendilerini “neredeyiz biz” hissetmeleri beni çok güldürdü.

😉

Pisano’daki girişimci arkadaşlar (çoğunlukla şahit olduklarımın aksine) nazik ve mütevazi gençler.

Bu olayları başka şekilde yorumladılar. Kendilerine dersler çıkarmışlar.

Bu yol gösteren okları etkinlikten önce ofisin yerlerine yapıştırdık. Yürüme yolu üzerine yapıştırılmış olan okların konuklarımızı kolay yönlendireceğini düşündük. Fakat gözden kaçırdığımız bir şey vardı ki uzun boylu olan konuklarımızın yere yapıştırdığımız oklar dikkatlerini çekmedi. Etkinlik sırasında bu dikkatsizliğimizden dolayı konuklarımıza verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.

diye yazmışlar.

😀

Benim sözüm genç girişimcilere değil, sektörlerinde “usta” diye anılan yöneticilere.

Siz gençlerin nazik ve düşünceli olmalarını beklemeyin. En azından ayağınızı bastığınız yere dikkat ederek yürüyün. Bugünlerde her zemin kaygan. Özellikle egosu büyük yöneticiler için…

😉