22 October 2013 Tuesday

Eğitimin Geleceği – 1

Şu anda Brüksel’deyim. Burada olma sebebim Şule’nin katıldığı Erasmus desteğiyle Brüksel EPHEC (Ekonomi ve Teknik Yüksek Okulu)’in düzenlediği “2020’de yönetim eğitimi” konulu bir etkinlik. (Ben de eş durumundan olay mahallindeyim.)

Açılış toplantısını dinledim. Farklı ülkelerden farklı yaklaşımları izlerken eğitimin geleceği konusunda kendi düşüncelerimi de toparladım. Bu ve takip eden birkaç yazıyla özetlemeye çalışacağım.

  • İlgilileri Türkçe okuyamayacak ama 🙂 10+ ülkeden birçok öğretim üyesini bir araya getiren bu etkinlik için emeği geçenlerin hepsini kutluyorum.

😉

Bu bloğun sürekli izleyicileri biliyorlar. Eğitimin geleceği konusunu çok ciddiye alıyorum. (Eğitim konulu yazıların listesi şurada)

Ken Robinson’ı izleyip “ah vah” yapanlardan değilim. Havaya konuşulmasından, sadece şikayet edilip çözüm önerilmemesinden bıktığım için artık tartışmalara girmiyorum. Gerek Türkiye’de, gerekse Dünya’da eğitimde neyin kötü veya yanlış olduğunu bilmemek mümkün değil. (Bizzat onun mağduru olmuş, ama üstesinden de gelmiş biriyim.)

Acaba, tüm bu yanlışları nasıl iyileştireceğimizi biliyor muyuz? Benim kafa yorduğum kısmı da burası.

  • Herkes NE yanlış bilir ama NASIL düzeltilir bilemez. NASIL için hem işin ayrıntılarını, hem de metodoloji bilmek gerekir de ondan.

Kendi derslerimde farklı uygulamalar deniyorum. Başkalarından dinlediğim güzel uygulamaları hayata geçirmeye çalışıyorum. Hem öğrencilerin keyif aldığı, hem de bilgi düzeylerini arttıran uygulamaları tekrarlıyorum.

🙂

Geleceğin eğitimini konuşurken, önce gelecekteki insan yaşamının ve iş gücü yapısının özelliklerini konuşmalıyız. Yani ihtiyaçlardan yola çıkmalıyız. Dünya’nın 20 sene içinde nasıl bir şekil alacağını konuşmadan eğitimi konuşursak, ihtiyaçları değil hayalleri konuşuruz.

  • Şu ana kadar Türkçe bloglarda gördüğüm eğitim konulu yazıların çok büyük çoğunluğu bu hatayı yapmış bulunuyor. Geleceğin ihtiyaçlarından hemen hiç söz etmiyor.

Çocuk büyütme evresine gelmiş olanların eğitim endişelerinin odağında okulların yanlışları var. Ama kendilerinin 2025 sonrası için davranışsal ve düşünsel hazırlığı var mı? 2025 sonrasında Dünya’nın nasıl bir yer olacağı  hakkında zaman harcıyorlar mı? Makinelerin insani bazı özelliklere kavuştuğu Dünya’da, yerini bir makinenin alamayacağı insan  yetiştirmeyi tasarlıyorlar mı? Bağımsız ama sorumluluk sahibi, ilkeleri olan ama sorgulayan çocuklar yetiştirmek için gerekli bilgi birikimini edinmeye çalışıyorlar mı? Hiç sanmıyorum.

Muhan hocam’ın dediği gibi sosyolojik, kültürel, teknolojik, yasal, ekonomik ortamı irdelemeden yorum veya öneri yapılırsa eksik kalır.

😛

Açılış konuşmasını dinlerken yazdığım (140 karakter sınırı nedeniyle) 4 tweet ile bugünlük yazıyı bitireyim.

Geleceğin yönetim eğitimini konuşacaksak, becerileri ve içeriği ve teknolojiyi ayrı ayrı (birbirine karıştırmadan) tartışmalıyız. +

+ sonra da yönetim eğitiminde beceri / içerik / teknoloji’nin karşılıklı etkileşimini tartışırız ++

++ Sorun şu: geleceğin eğitimini konuşurken beceri / içerik / teknoloji ihtiyaçları birbirine karıştırılıyor +++

+++ Aynı içeriği tabletle veya IPTV ile verince geleceğin eğitimine ulaşılamaz.

😉

(devamı var)

Etiketler: , , ,

Kategori: bilişim, İş hayatı, yaşamın içinden

“Eğitimin Geleceği – 1” yazısına şu ana kadar bir yorum yapılmış:

  1. Eğitimin Geleceği dizisi devam ediyor

Yorum Yazın