23 October 2013 Wednesday

Eğitimin Geleceği – 2

Eğitim konulu sohbetlerde çoğunlukla şu kalıp / klişe ile karşılaşıyorum. “Şimdiki yöneten nesil, şimdiki hocalar iş başında oldukça eğitim düzelmez.

Daha önce de yazdım. Bernard Shaw’un dediği gibi, “Bu söylediğim de dahil olmak üzere, bütün genellemeler yanlıştır”sözüne inanırım. Mutlak doğru cümlelerin altını kazar, gerçeği ararım.

  • Şimdiki yöneten nesil ve şimdiki hocalar gidince, yeni gelecek olanların neyi farklı yapacağını” sorarım. Biliyor musunuz, aldığım yanıtlar çok yüzeyseldir.
  • Kendileri anne-baba veya öğretmen olarak neyi öğretecekler” diye sorarım. Çoğunlukla yüzeysel bir yanıt bile alamam.

🙁

Bizi ilerlemiş ülkelerden ayıran özelliğin teknoloji olmadığı genellikle anlaşılmamıştır. Açık, bağımsız düşünen, ilkeli, sorgulayıcı, sosyal, birlikte çalışmayı aşılayan, öğrenmeyi sevdiren, değişime uyumlu bir eğitimin nasıl verileceği düşünülmemiştir.

Bence en büyük tehlike, aynı içeriğin farklı teknolojiyle verilmesinin ilerleme sanılmasıdır. Herkese tablet dağıtıp, IPTV yayınlarıyla aynı içeriği verdiğiniz zaman eğitimi zamana uyarlamazsınız. Aksine, dışarıya servet aktarımı yapar, Türkiye’ye fırsatı kaçırtırsınız.

  • Bu arada şunu da söyleyeyim. Yukarıdaki klişe “Şimdiki yöneten nesil, şimdiki hocalar iş başında oldukça eğitim düzelmez” cümlesine katılıyorum. Ama şu farkla… Genç nesil işin kolayına kaçmayı tercih ettikçe, genellemelere sığındıkça ve bilişim dönemine uygun düşünmeye başlamadıkça yine hiçbir şey fark etmeyecek, fırsatlar kaçacaktır.

😉

Yarınki yazıya kadar, bu sorulara yanıt verebilen olursa çok sevinirim. Yarın başka sorular da gelecek.

🙂

 (devamı var)

Etiketler: , , , , , , , ,

Kategori: bilişim, İş hayatı, yaşamın içinden

“Eğitimin Geleceği – 2” yazısına şu ana kadar 3 yorum yapılmış:

  1. Hocam gene çok önemli bir konuya değiniyorsunuz teşekkür ederim.
    Bir örnekle katkıda bulunmaya çalışcağım musadenizle.
    Lisede okurken bir dersimizin hocası değişti. Yeni gelen hoca önceki hocaya göre, derse aktif katılımı istiyordu, hareketleriyle de bunu tamamlıyordu. Önceki hocadaki rahatlık gitmiş, yerine derse aktif katılım zorunluluğu gelmişti. Ben, hocanın alışmadığımız yaklaşımına bir iki kere maruz kaldıktan sonra derse hafiften çalışmaya başladım ve kendi adıma rahat ettim. Ayrıca dersden zevk almaya başladım ve bilgimin arttığını gördüm. Sonra, yeni hocamız gitti, yerine eski hoca gelmeye başladı, ve biz gene konforlu! ortamımıza geri dönmüş olduk.
    Sonuç; evet kişişel gayretler öğrencilerin hayatını olumlu yönde değiştirecek sonuçlar doğurur ama öğretmenler bunu neden yapsın. Bu neden yapsın sorusunun cevabını, aslında devlet vermelidir. Ama devlet henüz bu konuda cevap vermemişse, eğitim kurumu vermelidir. Öğretmenlerin performansını ölçen bir sistem geliştirilebilir, performansa göre ekstra ücretlendirme yapılabilir, ekstra haklar tanınabilir.

  2. Eğitimin Geleceği dizisi devam ediyor

  3. Tüm eğitim yazıları bir arada

Yorum Yazın