29 October 2013 Tuesday

Eğitimin Geleceği – 3

1989’da Doğu Almanya’dan çıkma izni verilince onbinlerce kişi Batı Almanya’ya gitmişti. (Sonra da Utanç Duvarı yıkıldı). Doğu Almanya’dan gelenler 1960-1970 yıllarında az gelişmiş ülkelerden Batı Almanya’ya gidip orada çalışan ucuz işgücünü tehdit eder duruma geldi. Üstelik mevcut göçmen işçilerden hem daha eğitimliydiler, hem de Almanca konuşuyorlardı.

Türk gazeteleri o dönemde bazı Türk işçilerin Doğu Almanlar için “Ne işleri var burada. Memleketlerine gitsinler” dediklerini yazmışlardı. (Kara mizah’ı size bırakıyorum.)

😛

2000 yılına gelene kadar, fiziksel mekan bağımlılığı devam ediyordu. İşgücünün en büyük endişesi yerinin ucuz ve/veya kaliteli başkaları tarafından doldurulmasıydı. Masasını toplayan, ofis eşyalarını kutuya koyan ve elinde kutuyla binayı terk eden adam modeli hepimizin hafızalarındadır.

2000 senesinden itibaren bazı işler deniz aşırı ülkelere yaptırılmaya başlandı. Hintli mühendisler kodlamaları çok daha hızlı ve ucuz yapıyorlardı. Citibank çağrı merkezlerini İrlanda ve Singapur’a kurdu. 24 saat boyunca hep gündüz mesaisinde bulunan kişiler telefona yanıt vermeye başladılar. Müşteriler ise “akşam saatlerinde göçmen çalıştırıyorlar galiba” diye düşünüyordu.

Birkaç kişilik şirketler, kodlamayı Hindistan’da yaptırıp milyonlarca dolar kazanıyorlar.

Böylece işgücü, mekan bağımsız olarak Dünya’nın her hangi bir yerinde çalışanın rekabeti altına girdi. robot-uretim

😮

Yazılımlar ve donanımlar da ilerledi. Binlerce otomobil üreten şirketlerde artık onbinlerce insan çalışmıyor. (yandaki resim) Bu gibi kitle üretiminde çalışan mavi yakalı insan sayısı gün geçtikçe azalıyor.

Watsonİlk yazıda kısaca bahsettim. Yazılımlar ilerledikçe, sadece mavi yakalıları değil, beyaz yakalıları da tehdit ediyorlar. Deep Blue isimli bilgisayar satranç büyük ustası Kasparov’u yenmişti. Watson isimli yazılım sesle sorulan ve (satranç gibi kurallara bağlı olmadan) yapısallaştırılmamış cümlelere insan kadar iyi yanıt veriyor.

Yani bugün beyaz yakalı olanların çoğunluğu, bilişim döneminin mavi yakalısı olmak üzere.

😮

Türk gencine sorulduğunda %85 oranında girişimci olmayı hedeflemişler. Bilerek yapmasalar da, deniz aşırı (kendilerinden daha kaliteli, daha hızlı ve daha ucuz) işgücü tehdidinden kendi işlerini kurarak kurtulmayı amaçlamışlar. Sanırım diğer %15 bu %85 için çalışacak.

  • “Mümkün mü? Eğer mümkün olursa kim diğerini yönetir?” diye düşünün.

😛

Şimdinin gençlerine, anne-baba veya öğretmen adaylarına soruyorum. Siz bu tehditlerin ne kadar farkındasınız? Çocuklarınızı veya öğrencilerinizi bu değişimleri rahatça karşılayacak şekilde eğitmek için ne yapacaksınız? Ne öğreteceksiniz?

(Yani, “bugün yöneten ve öğreten eski kafalı nesil ortadan kalkınca sorunlarınız bitecek mi” diye merak ediyorum.)

😀

  • Bu yazının öncesinde Eğitimin Geleceği [1] , [2] ve [2½] yazılarının okunmasını öneririm.
  • Geleceğin trendlerinin sadece birinden bahsettim. Diğerlerini de sırayla tartışacağız.

😉

Etiketler: , , , , , , ,

Kategori: bilişim, İş hayatı, yaşamın içinden

“Eğitimin Geleceği – 3” yazısına şu ana kadar 7 yorum yapılmış:

  1. Hocam 3 yazınızı da ilgi ile izliyorum. Benzer konular bir İK’cı olarak benim de ilgimi çekiyor. İş dünyası değişiyor ve eğitim bunun çok gerisinde şimdilik. “Ne istediğimiz” ve eğitim sisteminin ona göre kurulması büyük önem taşıyor. Gelecek ile ilgili bir vizyon yok görünüyor. Konuyla ilgili şu yazıları incelemenizi isterim.
    1- http://www.yetenekvekariyer.com/beyaz-yakali-robotlar-yeni-rakibiniz-olacak/

    2- http://www.yetenekvekariyer.com/yeni-ogrenme-bicimleri-ve-youtube-edu/

    Selamlar.

  2. Bir önceki yazıya da yorum yazmıştım. Bugün olay kafamda daha da net. Bu ülkede çocuklarımıza eğitim vermek, onların geleceği için yazılarda bahsedildiği gibi düşünüp birşeyler tasarlamak, o çocuklara yapılacak en büyük kötülüktür.

    Türkiye’nin internette en çok okunan gazetesinin, iyi işlemeyen ‘asrın projesine’ karşı attığı başlık “Nazar Değdi” Bu haber, herşeyi çok güzel özetliyor.

    Bu ülkede iyi yetişmiş, okuyan, sorgulayan, kurgulayan, analitik düşünen, planlayan, üreten adam sosyal hayata adapte olmakta zorluk çeker. Yazılan 4 yazının gideceği nokta, ileride çocuklarımızı üzüntü ve mutsuzluk içerisinde yaşayacak noktaya iter.

  3. Başar,

    Canan Onat’a yazdığım gibi ben de umutlu değilim. (Sana katılıyorum.)

    🙁

    Diğer yandan, “iyiye çevirmek için ne yaptım” diye kendime sorunda “elimden geleni yaptım, anlatmaya çalıştım” demek istiyorum.

    Yoksa, ben de pek umutsuzum.

    🙁

    Bundan ötürü genç ebeveynlerle konuşmak, tartışmak istiyorum.

  4. Eğitimin Geleceği 3  yazısının devamı

  5. Cengiz Çatalkaya,

    Yazıların çok değerli ve güzel yazılar.

  6. Türk gençlerinin %85’i iş kurmak, girişimci olmak, kendi patronu olmak istiyormuş. Basit bir ekonomi sorusu sorayım. Bu durumda %85’in mi, kalan %15’i başarılı olur?

  7. Eğitim konusundaki yazıların listesi burada

Yorum Yazın