20 December 2008 Saturday

Yenilikçilik ve fikircilik… (5)

“Fikir aklınıza gelince, yok edilmemesi için ne yapmalısınız” sorusunun yanıtını, “Burak Büyükdemir e-Tohum sunumlarında size ne söylüyorsa, aynısı” diye yanıtlayabilirim.

Zaten Theodore Levitt de “Yaratıcılık Yetmez” isimli makalesinde benzerini söylemiş. İşte onun cümleleri ve benim katkılarım

“Bir fikir önerenin göstermesi gereken sorumlu davranış, bu öneriye maliyet, risk, insan gücü, zaman, hatta belki o fikri hayata geçirmesi gereken özel bazı kişiler bakımından en azından birtakım asgari ipuçları (UÖ katkısı: fikrin hayata geçirilmesi için gerekli aşamaları ve süreç tasarımı, SWOT analizi, rakiplerin ve benzer uygulamaların ülkede ve dünyadaki durumu, yasal ve sosyal çevrenin etkileri / etkileşimi, temel performans göstergeleri, olası gelir/gider tablosu, şirket alt-yapısında neleri değiştireceği, mevcut hangi uygulamaları kullanacağı, vs.) eklemektir.

CRM şart mıdır?”ın yorumlarında yazdım. Öncelikle senin fikrini hayata geçirme erkinde olan kişinin sana, “bu projeyi kendin için değil, şirket için yaptığına” beyniyle ve kalbiyle inanması gerek. Onun inanması ve sana güvenmesi için zaten sen, her damarına, her sinir ucuna kadar inanacaksın. Başarısızlık olduğu takdirde, taşın altında küçük parmağının değil de kellenin (hatta öz-benliğinin) olduğunu ispatlayacaksın. Bunu da yukarıda saydığım işleri yaparak kanıtlarsın.

Fikrine sahip çıkmaya hakkı olan kişi, “saldım çayıra, Mevla’m kayıra” demez, diyemez.

Bunları yapamıyorsan ne mi yapacaksın. “Neden benim fikrim beğenilmiyor”, “neden beni ciddiye almıyorlar” demeyeceksin.

Seth Godin yazdı. “Bari blogunda yayınla”… Belki hak iddia edemezsin. Ama hiç değilse, “herkeslerden önce benim aklıma gelmişti” diyebilirsin.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Kategori: bilişim, İş hayatı, pazarlama, yaşamın içinden

“Yenilikçilik ve fikircilik… (5)” yazısına şu ana kadar 3 yorum yapılmış:

  1. İş fikri olmakla bitmiyor. Dediğiniz gibi Fikri çalışır hale getirmek lazım. Belki hatırlarsınız Vizontele filminde Yılmaz Erdoğan’ın canlandırdığı karakter radyo’dan sonra televizyonu gördüğünde “ŞERREFSİZİM AKLIMA GELMİŞTİ” diyordu. Sanırım fikri olupta hayata geçiremeyenlerin sıkça kullandığı bir cümle.
    Peki Uğur bey, kurumsal yapı inovatif değilse ne olacak? Fikirleri uygulayacak azim , kararlılık ve sonuçlarına katlanacak cesaret olsa da kurum kültürü değil midir iyi fikirlerin bir kısmını yok eden?

  2. İş yaşamı bana, patronların büyük çoğunluğunun teşhis konusunda usta olduğunu gösterdi. (Maalesef, tedavi ederken hastayı öldürüyorlar 🙁 )

    Şirket için iyi olan bir şeyi patronun kabul etmeme ihtimalini oldukça az buluyorum. Adam, kendi başarısını neden kabul etmesin ki. (Elbette büyük çoğunluktan bahsediyorum.) Yeter ki, ön çalışma ve iletişim düzgün yapılsın.

    Kurum kültürü, bir çok konuda olduğu gibi, bu konuda da bahanelerimize yeterince dayanak sağlıyor.

  3. Fikirlerimi hayata geçirmek için ben de gerekli çabayı sarfettim. (Fikrini şirkete kabul ettirmek isteyenin yapması gerekenler burada.)

Yorum Yazın