31 July 2010 Saturday

Sahilde çocuklar

Plajda veya havuzda çocuklar sürekli bağırır, cıyaklar, vıyaklar… Bazı çocuklar ise kendi kendilerine oynarlar.

:-)

Dikkatimi en çok çeken bağırışlar şunlar:

En fazla “anneeee” diye bağırıyorlar. Bazı çocuklar hemen her hareketini bildiriyor . “Anneeee, bak ayaklarıma deniz geldi”, “Anneeee bak iki kulaç yüzdüm”,  “Anneeeee, bak kumdan kale yaptım”,  “Anneeeee deniz kumdan kaleyi bozdu.”

  • Bu ülkede birine sövmeye başlarken neden anne’den başlandığını anladım galiba

:-P

Sonra da “benim o” bağırışları var. Ne görürse “benim” diye bağıran çocuklar.

Nedense “Hayır, o senin değil” diyen anne-babalar azınlıkta. Çoğunlukla “birlikte oynarsınız” diyorlar. Diğer çocuk “Ama o benim” diye tutturuyor.  Kısır döngü…

  • “Benim işçim, benim köylüm, benim vatandaşım” söylemlerinin kökenini buldum galiba.

:-P

Yabancı çocuklar daha az gürültü yapıyor, daha az bağırışıyor. Çok mu kötü yetiştiriliyorlar acaba?

Sizce neden?

:-)

29 July 2010 Thursday

Tasarım ve Sanat

Friendfeed’de birkaç kez tartıştık. Tasarım‘ın sanat olup olmadığını…

Ben ısrarla

  • Adı üzerinde “tasarım”. Başkası tarafından ısmarlandığı için yapılan ve sıkça revizyonlar gören nesne nasıl sanat oluyor. Ben de anlasam.

diyorum.

Hatta kime ait olduğunu bilmediğim 2 cümleyi de tartışmaya kattım.

  1. Yaptıklarını sanat zanneden kreatifler, reklamın iletişim olduğunu henüz anlamamış olanlardır.
  2. Sevgiline mektup yazıp da “anlamadı salak, oysa ne güzel yazmıştım” diyorsan, kendini kandırıyorsundur.

:-P

Bir ekleme yapmak isterim. Sevgili Sadi Tekin ve Gökçe Göksel ile yüzyüze tartışacaktım. Buraya yazmayı tercih ettim.

Sanat olmadığını söylüyorum. Ama tasarımı küçümsemiyorum. Hatta daha da üstün buluyorum.

Başkasının beğeneceği, kullanacağı, işine yarayacak birşey yapmak daha önemli, daha zor olduğu için.

:-D

Not: Yukarıdaki tasarımı muhteşem buluyorum.  Bu adresten aldım.

:-P

29 July 2010 Thursday

Başarıya giderken

Son [1]  [2]  [3] yazılardan sonra yayınlanan veya “bana özel” gönderilen yorumları okudum. Bazı mevcut ve/veya eski profesyoneller farklı anlamış. Yazıyı okumadan sallayanları zaten dikkate almadım.

“Tamamen amire bağlıdır” cümlesi bazen eksik yorumlanmış.  Profesyonellik iddiasındaki herkeste zaten olması gereken özelliklerden söz etmediğim için.  Oysa daha önce defalarca vurguladım. Profesyonel olmanın bazı kuralları var.

:-D

Eğitim + ediniler + öğretiler bütünüdür demiştik:

Demek ki, çalışkan olacağız. Kendimizi geliştirmeye çalışacağız. Öğrenmekten bıkmayacağız. Güncel mesleki bilgiyi izleyeceğiz. Mezun olduğumuz yıllarda kalmayacağız. Bize verilenle yetinmeyeceğiz.

Düşünce ve davranışlar bütünüdür demiştik:

Demek ki, ahlaklı olacağız. İşimizi önde tutacağız. Bazen patrona rağmen sorumluluk alacağız.

Bunların olması, başarılı olacağınız anlamına gelmiyor.

;-)

Tüm bunlar olduktan sonra (ki zaten olmalı da…) profesyonel olmaya kararlıysanız, iş patrona bakar.

:-D