"bilişim" kategorisindeki yazılar:

E-posta listesi

02 February 2010 Tuesday

Biliyorsunuz. E-posta adresinizi bir kez ele geçiriyorlar. Sonra listeden çıkamıyorsunuz.email_marketing1

Bugün size iki tane öykü…

;-)

Bir mezunlar derneğine “Ahmet Yürümeyenkuş ağabeyimiz öldü. Başımız sağolsun.” diye mesaj gelir. (İsmi ben uydurdum)

Hemen mezunlar kütüğüne bakarlar. Bu isimde hiç kimse yoktur. Araştırırlar. Hiç bir şey bulamazlar. Sonra mesajı gönderen kişiye telefon edip sorarlar.

“Aylardan beri beni listeden çıkartın, bana e-posta göndermeyin diye defalarca aradım. Hiç ilgilenen olmadı. Ben de derdimi anlatmak için bu yöntemi buldum.” yanıtını alırlar.

;-) email

Bir turizm firmasından sürekli e-posta alıyordum.  Defalarca e-posta gönderdim. Mesaj gelmeye devam etti.

Sonunda şu mesajı gönderdim.

============

Mesajınızın en alt satırına, “istemiyorsanız buraya klikleyin” yazacağına Please click here, if you always like to have newsletter ! yazan görgüsüz ve utanmaz bir firma ile hiçbir zaman işim olamaz.

Reklamınız olmasın diye adınızdan bahsetmiyorum.  Ama öğrencilerime “bunu yapacak kadar utanmaz olmayın” diye yaptıklarınızı anlatıyorum.

============

Aylardır gelmeyen yanıt hemen 15 dakika sonra geldi.

============

Sayın Ugur  Özmen,

Gondermis oldugunuz Mesajınız icin Cok tesekkur ederiz.

Ne yazıkkı asıl utanacak kısı siz iken bu sekil bir  mail sahıbıne hıc yakısmayan bu uslubunuzu   sadece kınıyoruz.

Eger Satırlarda hata varsa bir Egitimci olarak hatanızı duzeltirmisiniz uyarısı yerıne  bu sekil bir yazı sekliniz  hicte size yakısmamıs. bilincsiz bir sekilde bunu(görgüsüz ve utanmaz bir firma) yazabiliyorlarsa vay benim TÜRKİYEME.

Yazdıgınız yazınızda herhalde aynaya fazla bakmıssınızkı kendınızı bize tanıtıyorsunuz.

Sizi  isim listesinden tekrar giremiyecek sekilde kazıdık.

Ancak size sunu belirtmek isteriz;

Su ana kadar 20 Yıldır bu isme ve fırmaya hıc bir Pislik yapısmadı .Cunki o kadar temizki  leke tutmaz.
spam

Saygılarımızla

============

  • (Yazıyı yukarıya aynen kopyaladım. Uslup ve dilbilgisine hiç dokunmadım)

Hemen şükran duygumu paylaştım.

============

Yanıtınız, ne kadar haklı olduğumu göstermesi açısından iyi bir örnek.

Teşekkür ederim.

============

Artık bu firmadan mesaj almıyorum.

:-P

Zaman tüketen milyonlar

08 December 2009 Tuesday
  • Sn. Fatoş Karahasan ile bir sohbetimiz oldu. Aşağıdaki yazı dün Milliyet gazetesinde yayınlandı. Fatoş hanımın Markalar & Trendler köşesindeki güzel yazılarını okumak için buraya tıklayabilirsiniz. (Hepsini, ama “Sokak resimlerinden oluşan müzenin büyük başarısı” yazısını mutlaka okumalısınız.)

Fatoş hanımın kaleminden…

:-)

Bilgi Üniversitesi  öğretim görevlisi Uğur Özmen’e “internette ne yapıyoruz? diye sordum. Kendimizi kandırmayalım, rakamlara dikkatli bakalım” diyerek şu cevapları verdi:

Rakamları inceleyelim

“Türkiye’de 26 milyon kişinin internet erişimi var” diyoruz. “Facebook’da ve MSN’de dünya ilk beşinde yer alıyoruz” diyoruz. Internetten oynanan oyunlarda “Türkiye pazarının büyüklüğü milyar dolarlara ulaştı” diyoruz.  “Sosyal ağlarda Türkiye” diye başarı öyküleri hazırlıyoruz. A ve B sınıfındaki herkes internet kullanıyor diyoruz.

Gerçeklere  göz atalım.

Ödevleri e-posta ile gönderiyorum. “Ben e-postalarıma bakmıyorum ki” diyebiliyor. “Benim e-postam yok. MSN kullanıyorum” diyen de var. “Arkadaşlarımla mesajlaşacaksam, Facebook’u kullanırım” diyen de…

Özetleyelim…

Sosyal ağlara bakıp “paylaşımcı” olunduğunu söylemek yanlış. Paylaşmak için insanda içerik olmalı. Başlarına kötü bir şey gelince “yazacak konu çıktı” diye sevinenlerin olduğunu gözlüyorum. “Şuraya gittim, bunu yedim, hava güzeldi, sevgilimi özledim” cümleleri de bence paylaşmak değil.

Yazılanların büyük çoğunluğu rapor vermek ile teşhir etmek arasında bir yerde…

Son sözümüzü söyleyelim…

İçerik üreten değil zaman tüketen milyonlardan bahsediyoruz”

;-)

Notlar

  • Bu sayede farkettim. Gazetede okumak, internetten daha güzel.
  • Zaman tüketen milyonlar yazısına gelen yorumları burada ve şurada okuyabilirsiniz.
  • Bu yazıya ve devamına gelen yorumlara da bu ve şu linklerden ulaşabilirsiniz.

:-D

Kapıya yakın oturmak – 2

18 November 2009 Wednesday

Bir önceki yazı, daha fikir oluşmadan exit stratejisi düşünmek üzerineydi.

Bu yazıya gelen yorumlardan ikisini aynen yazıyorum…

:-)

Hasan Başusta şöyle yazmış:

  • Bu konuda iki görüş var aslında. Cumartesi günkü e-tohumda Çağlar Erol her zaman işe bir çıkış stratejisi ile başlayın diye tavsiye verdi ve ekledi “Benim vardı” Sonuç ortada.   Daha sonra söz alan Cimri.com’un kurucusu Aydonat Bey ise tam tersini söyledi. Bence işe başlarken çıkış stratejisi mutlaka olmalı, ama ilk baştan bunu tartışmak çok anlamlı değil.

:-P

Sinan Kurmuş ise şöyle yazmış:

  • İşe baştan exit stratejisi ile başlayıp başlamama kararı işin nasıl finanse edileceğiyle ilgili. Örneğin bir VC ya da ona benzeyen şirketinizden hisse karşılığı size para verecek birileriyle çalışacaksanız en baştan exit stratejiniz belli olmalı (sonradan değiştirebilirsiniz). Benim sevdiğim şirketler hiç exit etmeyecekmiş gibi kurulup çalışan şirketler. Daha sıcak geliyorlar. Daha başarılı oluyorlar. Ama çakup gideriz üç sene sonra diye kurulan şirketlerin de çok para kazandığına şahit oldum.

:-P

Gelelim benim anılarıma…

Maaşlı çalıştığım yıllar… Ödeme sistemleri konusundaki uzmanlığım biliniyor. ;-)   Ana şirket’ten çağırdılar. Bir internet sitesi kuracaklarmış. Dediler ki:

  • E-bay Türkiye’ye gelecek. Buraya gelince kimler var diye bakacak. O zaman geldiğinde gittigidiyor.com‘u değil de bizi alsın diye internet sitesi kuruyoruz.”

:-D

Çıkış stratejisine dayalı şirket kurmak… Filmin sonunu merak edeniniz var mı?…

Güldürmeyin… Kahkaha atarken yazamıyorum…

:-D