Bir “reddedilme” öyküsü
25 February 2010 ThursdayÖğrenciydik. Bir akşam arkadaşlar bir araya geleceğiz. İçlerinden biri gelince anlattı. O zamandan beri aklımda…
Arkadaş şehir dışında okuyordu. Sömestre tatili olduğu için gelmiş. Anne-baba onu özlemişler aylardır. Birlikte olmak istiyorlar.
Oysa arkadaş, başka şehirde kaldığından özgürlüğüne iyice alışmış. Eve geldiği, çıktığı saati kimseye söylemiyor. Hesap verme zorunluğu yok.
Babası akşam yemeğini birlikte geçirmek istiyor. Konuşmalar şöyle sürüyor.
- Oğlum akşam yemeğini birlikte yiyelim. Sonra git…
- Akşam yemeğine kalınca ne olacak.
- Senin yüzünü göreceğim.
- Resmimi vereyim, ona bak.
- Oğlum… Sen benim resmime çook bakacaksın. Ben seni görmek istiyorum.
“Ne yaptın bu sözü duyunca?” diye sordum.
“Kalkıp geldim” dedi… Ama ekledi… “Ağır konuştu yahu…”
Bu yazıyı neden yazdım. Tunç Kılınç’ın reddedilmek konulu yazısına gelen yorumların çoğunluğu sevgili veya iş konulu olduğu için… Hangisi yukarıdaki kadar ağır acaba…
Hangisinin ağırlığı azalmayıp da artar, yıllar geçtikçe…Üstelik reddeden sen olduğunda…


1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...
