<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Comments on: Müşteri Tecrübesi Yönetimi</title>
	<atom:link href="http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi</link>
	<description>CRM, pazarlama ve iş hayatı üzerine</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Mar 2010 02:20:38 +0200</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>By: Fonksiyonellik ne kadar önemli? &#124; Eren Kumcuoğlu</title>
		<link>http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi/comment-page-1#comment-2525</link>
		<dc:creator>Fonksiyonellik ne kadar önemli? &#124; Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 13:32:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://ugurozmen.com/blog/?p=90#comment-2525</guid>
		<description>Uğur  Özmen&#039;in &quot;Müşteri Tecrübesi Yönetimi&quot; adlı yazısını okuyunca uzun zamandır değinmek istediğim bir konu aklıma geldi...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Uğur  Özmen&#8217;in &#8220;Müşteri Tecrübesi Yönetimi&#8221; adlı yazısını okuyunca uzun zamandır değinmek istediğim bir konu aklıma geldi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Sosyal Medya faaliyetlerinin ölçümlenmesi &#124; Eren Kumcuoğlu</title>
		<link>http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi/comment-page-1#comment-2523</link>
		<dc:creator>Sosyal Medya faaliyetlerinin ölçümlenmesi &#124; Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 11:44:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://ugurozmen.com/blog/?p=90#comment-2523</guid>
		<description>Sayısal hedeflere göreceli olarak daha kolay ulaşılabilirken, deneyimsel hedeflere ulaşmak (içinde müşteri tecrübesi kavramını da barındırdığından) dolayı daha fazla vakit ve emek gerektirecektir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayısal hedeflere göreceli olarak daha kolay ulaşılabilirken, deneyimsel hedeflere ulaşmak (içinde müşteri tecrübesi kavramını da barındırdığından) dolayı daha fazla vakit ve emek gerektirecektir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Uğur Özmen &#187; Farklılığa Çağrı…</title>
		<link>http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi/comment-page-1#comment-992</link>
		<dc:creator>Uğur Özmen &#187; Farklılığa Çağrı…</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2009 14:11:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://ugurozmen.com/blog/?p=90#comment-992</guid>
		<description>Ne kadar anlamlı farklılık varsa, o kurum müşterisine “markalı tecrübe” sunuyor demektir. (Müşteri tecrübesinin farklılaştırılmasına G-CEM&#039;in kurucusu Sampson Lee “markalı tecrübe” - branded experience -  diyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ne kadar anlamlı farklılık varsa, o kurum müşterisine “markalı tecrübe” sunuyor demektir. (Müşteri tecrübesinin farklılaştırılmasına G-CEM&#8217;in kurucusu Sampson Lee “markalı tecrübe” &#8211; branded experience &#8211;  diyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: DigitalVadi Yazıları &#183; ilham Aldiklarim (7 Link)</title>
		<link>http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi/comment-page-1#comment-281</link>
		<dc:creator>DigitalVadi Yazıları &#183; ilham Aldiklarim (7 Link)</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 21:48:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://ugurozmen.com/blog/?p=90#comment-281</guid>
		<description>[...] Musteri Tecrubesi Yonetimi [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Musteri Tecrubesi Yonetimi [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Serbay (Theblognote)</title>
		<link>http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi/comment-page-1#comment-118</link>
		<dc:creator>Serbay (Theblognote)</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 18:12:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://ugurozmen.com/blog/?p=90#comment-118</guid>
		<description>Örnek gösterdiğiniz yazıyı okudum hatta siteye direkt üye oldum önclelikle güzel bir siteyi bana kazandırdığınız için teşekkürler.
Bana da ilginç bir ayrım gibi geldi CRM ve CEM ayrımı. 
Evet makaleyi okudukça hak veriyorsunuz, şirketler büyüdükçe ilişkileri kontrol etmek zorlaşıyor ve artık onlara yaşattığınız deneyimleri kontrol etmeye yönetmeye başlıyorsunuz.
Bence adı CRM de olsa zaten bu işi yapan kişiler günümüz şartlarına göre bunu adapte ediyor, isim değişikliğine gerek var mı tartışılır? 
Ama ÜHK yazınızdaki gibi yeni bir ad yeni bir heyecan gerekti sanırım:) ve böyle bir olgu ortaya atıldı.
Yinede farklı görüşleri bünyemizde barındırmak açısından gayet güzel bir yazı.
Teşekkürler tekrar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Örnek gösterdiğiniz yazıyı okudum hatta siteye direkt üye oldum önclelikle güzel bir siteyi bana kazandırdığınız için teşekkürler.<br />
Bana da ilginç bir ayrım gibi geldi CRM ve CEM ayrımı.<br />
Evet makaleyi okudukça hak veriyorsunuz, şirketler büyüdükçe ilişkileri kontrol etmek zorlaşıyor ve artık onlara yaşattığınız deneyimleri kontrol etmeye yönetmeye başlıyorsunuz.<br />
Bence adı CRM de olsa zaten bu işi yapan kişiler günümüz şartlarına göre bunu adapte ediyor, isim değişikliğine gerek var mı tartışılır?<br />
Ama ÜHK yazınızdaki gibi yeni bir ad yeni bir heyecan gerekti sanırım:) ve böyle bir olgu ortaya atıldı.<br />
Yinede farklı görüşleri bünyemizde barındırmak açısından gayet güzel bir yazı.<br />
Teşekkürler tekrar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Uğur Özmen &#187; Blog Archive &#187; Siz de ÜHK mısınız?</title>
		<link>http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi/comment-page-1#comment-105</link>
		<dc:creator>Uğur Özmen &#187; Blog Archive &#187; Siz de ÜHK mısınız?</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2008 04:55:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://ugurozmen.com/blog/?p=90#comment-105</guid>
		<description>[...] ince elenir, sık dokunur. Kristalleştirilir. Örneğin CEM (Customer Experience Management) “müşteri tecrübesi yönetimi” ortaya [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] ince elenir, sık dokunur. Kristalleştirilir. Örneğin CEM (Customer Experience Management) “müşteri tecrübesi yönetimi” ortaya [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Uğur Özmen</title>
		<link>http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi/comment-page-1#comment-97</link>
		<dc:creator>Uğur Özmen</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 16:36:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://ugurozmen.com/blog/?p=90#comment-97</guid>
		<description>25 Haziran 2008 Çarşamba tarihli &quot;Müşterinin Sesi&quot;; 26 Haziran 2008 Perşembe tarihli yazı &quot;Kimin müşterisi&quot; ve 6 Temmuz tarihli yazı &quot;Koşulsuz müşteri mutluluğu&quot; isimli yazılar &quot;etkin&quot; tecrübe konusunda bir yaklaşım. (Yani, demem o ki, bu yazının hemen arkasından gelmese de &quot;müşteri tecrübesi yönetimi&quot; konularına oradan, buradan değiniyorum. Özellikle &quot;etkin&quot; tecrübe kavramını işlemeye çaba sarfediyorum)

Bu yazının doğrudan devamını da hazırlamaya çalışıyorum. İlginiz için teşekkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>25 Haziran 2008 Çarşamba tarihli &#8220;Müşterinin Sesi&#8221;; 26 Haziran 2008 Perşembe tarihli yazı &#8220;Kimin müşterisi&#8221; ve 6 Temmuz tarihli yazı &#8220;Koşulsuz müşteri mutluluğu&#8221; isimli yazılar &#8220;etkin&#8221; tecrübe konusunda bir yaklaşım. (Yani, demem o ki, bu yazının hemen arkasından gelmese de &#8220;müşteri tecrübesi yönetimi&#8221; konularına oradan, buradan değiniyorum. Özellikle &#8220;etkin&#8221; tecrübe kavramını işlemeye çaba sarfediyorum)</p>
<p>Bu yazının doğrudan devamını da hazırlamaya çalışıyorum. İlginiz için teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Ali Çandır</title>
		<link>http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi/comment-page-1#comment-94</link>
		<dc:creator>Ali Çandır</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 06:37:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://ugurozmen.com/blog/?p=90#comment-94</guid>
		<description>Yazınızın devamını merakla bekliyorum</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazınızın devamını merakla bekliyorum</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Hilal Cura</title>
		<link>http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi/comment-page-1#comment-71</link>
		<dc:creator>Hilal Cura</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 10:11:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://ugurozmen.com/blog/?p=90#comment-71</guid>
		<description>Markalarla yaşadığımız deneyimler aslında insanlarla yaşadıklarımız gibi bir etki bırakıyor, tecrübelerin toplamı kafada bir hüküm oluşturuyor ve ilişkinin başlangıç, gidişat ve bazen de bitişini belirliyor: buna iki örnek: 

Yapı Kredi: Reşit olunca ilk hesabımı Yapı Kredi’de açtırdım, yetişkin olmanın ilk adımı gibi bir anlamı vardı benim için bu markanın. 10 yıl boyunca başka hiç bir bankaya gözünün ucu ile bakmayan sadık müşterisi olduktan sonra 2006 yılında internet hesabımdan - onların sistemlerindeki açıktan dolayı - yüklüce bir para çalındı. Artık Yapı Kredi deyince aklıma hırsızlığı farkettiğim anda aradığım ve 1 saat boyunca dinlediğim &#039;&#039;şu anda bütün müşteri temsilcilerimiz....ile ilgileniyor&#039;&#039; sesi, &#039;&#039;öğlen yemeğine çıkıyorum, sizin olayınızla ondan sonra ilgilenebilirim&#039;&#039; diyen şube çalışanının sesi ve son derece özensizce yazılmış ‘’ bankamızın bu konuda bir mesuliyeti yoktur, üzülerek bildiririz’’ mektubu geliyor. Kendimi uzun zamandır sadık olduğum bir insan tarafından ihanete uğramış gibi hissettim o günlerde. Bol taksit veren World Card’larını kullanmaktan başka bir ilişkim yok şu anda. 
Mango: 1998 yılında Ankara’da ilk açıldığında kendisi ile ilk görüşte aşk yaşadım. Birisi benim kafamdaki mağazayı ve kıyafetleri tasarlamıştı. O gün son limitime kadar alışveriş yaptım. 10 senedir senedir sadık müşterileriyim; alışverişimi ihtiyaç belirdiğinde değil sırf Mango’dan birşeyler almak istediğim için yapıyorum. Sadakatimin nereden kaynaklandığına baktığımda ortaya 2 sebep çıkıyor: Birincisinin mantıklı bir açıklaması yok, aşk işte. İkincisi de güzel tasarımları, mağazaları, en kalabalık günlerde bile kişisel danışman gibi ilgilenen satıcıları ile sürekli ve istikrarlı bir şekilde bunu beslemeleri.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Markalarla yaşadığımız deneyimler aslında insanlarla yaşadıklarımız gibi bir etki bırakıyor, tecrübelerin toplamı kafada bir hüküm oluşturuyor ve ilişkinin başlangıç, gidişat ve bazen de bitişini belirliyor: buna iki örnek: </p>
<p>Yapı Kredi: Reşit olunca ilk hesabımı Yapı Kredi’de açtırdım, yetişkin olmanın ilk adımı gibi bir anlamı vardı benim için bu markanın. 10 yıl boyunca başka hiç bir bankaya gözünün ucu ile bakmayan sadık müşterisi olduktan sonra 2006 yılında internet hesabımdan &#8211; onların sistemlerindeki açıktan dolayı &#8211; yüklüce bir para çalındı. Artık Yapı Kredi deyince aklıma hırsızlığı farkettiğim anda aradığım ve 1 saat boyunca dinlediğim &#8221;şu anda bütün müşteri temsilcilerimiz&#8230;.ile ilgileniyor&#8221; sesi, &#8221;öğlen yemeğine çıkıyorum, sizin olayınızla ondan sonra ilgilenebilirim&#8221; diyen şube çalışanının sesi ve son derece özensizce yazılmış ‘’ bankamızın bu konuda bir mesuliyeti yoktur, üzülerek bildiririz’’ mektubu geliyor. Kendimi uzun zamandır sadık olduğum bir insan tarafından ihanete uğramış gibi hissettim o günlerde. Bol taksit veren World Card’larını kullanmaktan başka bir ilişkim yok şu anda.<br />
Mango: 1998 yılında Ankara’da ilk açıldığında kendisi ile ilk görüşte aşk yaşadım. Birisi benim kafamdaki mağazayı ve kıyafetleri tasarlamıştı. O gün son limitime kadar alışveriş yaptım. 10 senedir senedir sadık müşterileriyim; alışverişimi ihtiyaç belirdiğinde değil sırf Mango’dan birşeyler almak istediğim için yapıyorum. Sadakatimin nereden kaynaklandığına baktığımda ortaya 2 sebep çıkıyor: Birincisinin mantıklı bir açıklaması yok, aşk işte. İkincisi de güzel tasarımları, mağazaları, en kalabalık günlerde bile kişisel danışman gibi ilgilenen satıcıları ile sürekli ve istikrarlı bir şekilde bunu beslemeleri.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Eren Kumcuoğlu</title>
		<link>http://ugurozmen.com/blog/crm/musteri-tecrubesi-yonetimi/comment-page-1#comment-70</link>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 07:50:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://ugurozmen.com/blog/?p=90#comment-70</guid>
		<description>CRM konusunda çok ahkam kesemiyorum, ancak tüketici olarak insight&#039;larda bulunabilirim. Bu konuda inancım şu yöndedir ki; Tüketiciye %100 hizmet sunmak bizi özel yapmıyor.

Zaten beklenen şey %100 hizmet değil mi? 
What you see is what you get.

Esas tecrübeyi yaşatan beklentilerin ötesine geçmektir diyoruz, beklenti ötesine geçmek için hizmeti %125 yapmaya gerek yok.
Bazen varolmayan bir sorun yaratıp onu küçük jestlerle çözmek te müşteri tecrübesini artırabilir.
Bir perakende ziyaretinde benim aklımda kesinlikle kalacak olan şey sıradan bir alışveriş tecrübesi değil, yaşanacak olumsuz bir durumun gözümün önünde çözülmesi olacaktır.
There&#039;s more than meets the eye durumu.

Yine aynı perspektiften bakarsak, işlevsel ve mekanik ipuçlarından ziyade insani ipuçlarının yukarıdaki önermemi doğruladığını söyleyebilirim. 
Menüden okuyamadığım ya da yanlış okuduğum bir kalemin, revize edilmiş aksanıyla garson tarafından küstah bir şekilde bir kez daha okunması bende kesinlikle olumsuz etki bırakır. Ondan sonra gelin mekaniklere, işlevselliğe odaklanın... 

Bu tip tavırlar Sampson Lee gibi insanların aradığı şey olabilir ve evet, kendilerine kötü davranılmasını markanın/hizmetlerin premium olmasına bağlayan insanlar tanıyorum.

Ancak tüketiciler değişiyor. Artık ürünü/hizmeti premium yapmak değil, yaklaşımlar, duygusal bağlar önem kazanıyor.
Sensory branding&#039;den sözediyoruz. Öte yandan, gelişmiş ülkelerde private label ürünlerin 10 yıl içerisinde pazar lideri olacağı öngörülüyor.
Bir yanda private label, diğer yanda duygulara hitap eden ürünler/hizmetler. Arada mekanik ve işlevsel olanlara alan kalacak mı? Ben bu durumu onlar için pek umutlu görmüyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>CRM konusunda çok ahkam kesemiyorum, ancak tüketici olarak insight&#8217;larda bulunabilirim. Bu konuda inancım şu yöndedir ki; Tüketiciye %100 hizmet sunmak bizi özel yapmıyor.</p>
<p>Zaten beklenen şey %100 hizmet değil mi?<br />
What you see is what you get.</p>
<p>Esas tecrübeyi yaşatan beklentilerin ötesine geçmektir diyoruz, beklenti ötesine geçmek için hizmeti %125 yapmaya gerek yok.<br />
Bazen varolmayan bir sorun yaratıp onu küçük jestlerle çözmek te müşteri tecrübesini artırabilir.<br />
Bir perakende ziyaretinde benim aklımda kesinlikle kalacak olan şey sıradan bir alışveriş tecrübesi değil, yaşanacak olumsuz bir durumun gözümün önünde çözülmesi olacaktır.<br />
There&#8217;s more than meets the eye durumu.</p>
<p>Yine aynı perspektiften bakarsak, işlevsel ve mekanik ipuçlarından ziyade insani ipuçlarının yukarıdaki önermemi doğruladığını söyleyebilirim.<br />
Menüden okuyamadığım ya da yanlış okuduğum bir kalemin, revize edilmiş aksanıyla garson tarafından küstah bir şekilde bir kez daha okunması bende kesinlikle olumsuz etki bırakır. Ondan sonra gelin mekaniklere, işlevselliğe odaklanın&#8230; </p>
<p>Bu tip tavırlar Sampson Lee gibi insanların aradığı şey olabilir ve evet, kendilerine kötü davranılmasını markanın/hizmetlerin premium olmasına bağlayan insanlar tanıyorum.</p>
<p>Ancak tüketiciler değişiyor. Artık ürünü/hizmeti premium yapmak değil, yaklaşımlar, duygusal bağlar önem kazanıyor.<br />
Sensory branding&#8217;den sözediyoruz. Öte yandan, gelişmiş ülkelerde private label ürünlerin 10 yıl içerisinde pazar lideri olacağı öngörülüyor.<br />
Bir yanda private label, diğer yanda duygulara hitap eden ürünler/hizmetler. Arada mekanik ve işlevsel olanlara alan kalacak mı? Ben bu durumu onlar için pek umutlu görmüyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
