“Büyük adam” olmak
Internet camiasındaki hemen herkes genç… Hemen her duygu ve düşüncelerini de anlatmayı seviyorlar. (Sadece çok yakın dostlara anlatmakta sakınca olmayabilir… Fikir sormak, danışmak iyi bir şeydir.)
Yine genç yaşın doğal sonucu, aramaları sürüyor. Kendilerini de, ideal iş yerini de bulmaya çabalıyorlar. Dolayısıyla, sıkça iş değiştiriyorlar. (Ben de 15’den fazla iş değiştirmiştim. Takdirle karşılarım.)
İş değiştirdiklerinde, sadece haber verenler var. Ama bazıları gerek Friendfeed’de, gerekse kendi bloglarında uzun uzadıya anlatıyorlar. Eski şirketleri ve patronları hakkında yazıyorlar. Çokça da olumsuz… suçlayıcı…
Ben çocuktum… İngiltere’nin efsanevi Başbakanı Winston Churchill’in uşağı işten ayrıldıktan sonra gazetecilerin dolduruşuna gelmiş. Anılarını yazmış.
Winston Churchill’in evde nasıl konuştuğu, hangi bakan hakkında ne küfür ettiği, ne kadar çok yediği… Hatta ne sıklıkta gaz çıkardığına kadar her şey…
Churchill’in bunlara yanıtı sadece tek bir cümle:
“Hiç kimse, uşağının yanında büyük adam değildir.”
Mümtaz insan, rahmetli Mümtaz Zeytinoğlu’nun “Adamın ne olduğu işe girerken değil, işten ayrılırken belli olur” dediğini yazmıştım.
Önemli olan, uşak (veya çalışan) olarak “büyük adam” olmayı başarmaktır. Bence bir cümle ile o adamı sonsuza kadar “uşak” kılan Churchill haklıdır. Kesinlikle…
Etiketler: blog, blogger, Friendfeed, mükemmel eleman, Mümtaz Zeytinoğlu, Winston Churchill, çalışan
Kategori: yaşamın içinden, İş hayatı
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...

28 May 2009
9:37 am
Hocam,
Bu sözü ilk yazdığınızdan beri aklımın bir köşesinde her daim tutuyorum…
“Adamın ne olduğu işe girerken değil, işten ayrılırken belli olur”
29 May 2010
7:11 am
Ferhan Şensoy, “Derya Baykal’dan kurtuldum, Deniz Baykal’dan kurtulamadım” demişti. Defalarca yazdığım gibi ayrılıklar konusunda tavrım çok net. Her kim diğerinin arkasından konuşursa…