İdeoloji ve suç
Soljenitsin vefat etmiş. Komünizm ve sosyalizm karşıtlığı, ama batı felsefelerine de uzaklığı; Tolstoy’un etkisi, vb… konularını internetten ve/veya gazetelerden de okuyabilirsiniz.
Soljenitsin ile 16 – 17 yaşlarımda, “İvan Denisoviç’in hayatında bir gün” isimli kitap sayesinde tanıştım. Tek bir günü anlatıyordu. 400 sayfaya yakındı. (Tolstoy etkisi.)
Sonra da Kanser Koğuşu adlı kitabını okudum. “Gulag Takımadaları’nı bitiremedim.
1980’lerin ortasına kadar TV yoktu. Boş zamanlarımızda kitap okurduk. “Okurduk” yerine, “elimizden kitap düşmezdi” demek daha doğruydu. Arkadaşlar birbirleriyle “hangi yazarın daha iyi olduğunu” tartışırlardı. (Benim favorim Jorge Luis Borges’dir)
Sonra TV geldi. İnsanlar açılış ve kapanışda söylenen iki İstiklal Marşı arasında televizyonunu hiç kapatmadılar. Hatta TV’nin icadından sonraki en büyük icadın “kapatma düğmesi” olduğu, istenirse kapatılabileceği gazetelerde de yazılmaya başlandı.
2000’li yıllar internet yılları oldu. (Erken uyanıp 1990’larda başlayan birçok değerli arkadaş hariç). Kitap okumak, az sayıda kişi dışında neredeyse tarihe karıştı.
Soljenitsin’i anmamın nedeni farklı. Özlü sözler defterim vardı benim. Beni etkileyen sözleri oraya yazardım. Bunlardan biri Soljenitsin’e aitti. “İdeoloji her suçu haklı kılar” tüm yaşamıma yön veren sözlerden biri oldu.
İdeolojiyi kabul etmeyenleri toplama kamplarına (onlara Gulag Takımadaları demişti) göndermek, hapiste tutmak makul karşılanabilir. Din adına öldürmek öğülebilir. Taraftarlık adına diğer takımın bayrağını sallayan arabaya saldırmak (hatta döner bıçağı ile maça gitmek) garip karşılanmayabilir. Sadece kendi okulumuzdan mezun olanları işe almamız desteklenir. Giderek sağlıklı düşünme yeteneğimiz kaybolur.
İnsan, her hangi bir konuda tarafsız düşünmeyi engelleyen her türlü inanışı “ait oluş” değil tehdit olarak algılamadıkça, işleyebileceği her suça kendisini ikna edebilecek bir bahane oluşturabilir. Unutmayın bağnaz olmak için mutlaka bir ideoloji şart değil. Taraftarlık, okuldaşlık, akrabalık bile sağlıklı düşünmenizi engelleyebilir.
Oysa yaratıcılık, kendisini tutan bağlardan kurtulduğu zaman yücelir.
Etiketler: ideoloji, Jorge Luis Borges, Soljenitsin, suç, yaratıcılık
Kategori: yaşamın içinden, İş hayatı
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...

24 October 2008
1:27 pm
[...] ilerleyen”… En önemli nokta burası. Öncelikle ideoloji ile felsefeyi ayırmak gerek. İdeoloji “körü körüne” inanmaktır. Oysa felsefe sorgulamayı gerektiriyor. Dolayısıyla, [...]
17 August 2009
4:21 pm
Bazı cümleler düşüncelerini karıştırır. Belki yeniden şekillendirir. Alexander Soljenitsin’in “ideoloji her suçu haklı kılar” sözü de – benim için – bunlardan biridir.
23 August 2010
7:57 pm
TV’de izlediğim ve hiç unutmadığım bir görüntüyü var. Istanbul’da sel sırasında yağma yapan adama “günah değil mi?” diye soruyorlar. O ise kendini Tanrı’nın emirlerini yerine getiren biri gibi görüyor ve “Sele kapılanlar zaten günahkarlar. Onların malını yağmalamak günah değil” diye yanıtlıyor.