Marka giymek
Burcu Tüzün’ün yazısını okuyunca aklıma geldi.
Benden önceki nesil (1920 – 1940 arasında doğanlar) marka kavramını anlamazlardı.
Gömlek satın alındığında, kutudan ikinci bir yaka ve manşetler eskiyince değiştirilmesi için yedek kumaş çıkardı. Onlar için marka olmak buydu.
Müşteri tecrübesi yönetimi açısından incelenecek / yazılacak çok konu çıkar buradan
Değil vücuduna dövme yaptırmayı, markası görünen bir şeyin giyilmesini bile hoş karşılamazdı. Görgüsüzlük bir yana, “hem onun reklamını yapacaksın, hem de daha fazla para vereceksin” diye düşünürdü.
Nereden nereye…
Etiketler: Burcu Tüzün, marka, marka algısı, müşteri tecrübesi yönetimi
Kategori: pazarlama, yaşamın içinden
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...

16 March 2009
11:24 am
Marka Öncesi yıllara ait bir fıkra… Babamdan…
16 March 2009
3:50 pm
Gene de biz bu tarz insanların marka için değerini bilen insanlar olarak, onlara sahip çıkmalı, sevmeli ve üstlerine titremeliyiz, onların yarattığı kaldıraç etkisi, lazım.:)
16 March 2009
5:21 pm
“Marka” konusunda başka bir yazı
17 March 2009
12:35 pm
Ya eğer bir sistem “büyük logolu t-shirt” giydiğiniz için markaya kattığınız değeri size geri ödemeyi önerirse? Önünde kocaman logosu olan t-shirt’ü aynı markanın logosuz olan t-shirt’ünden daha ucuza alabiliyor olsanız? Paradigmalar değişir mi? “Büyük logolu t-shirt” giyen adama “çiğ” der miyiz o zaman da?
17 March 2009
2:04 pm
Bahadır,
Senin dediğini yapan arkadaşlar var. Bırak ucuza giymeyi, üzerine para bile kazanıyorlar. http://www.reklamgiy.com/
Ben de “çiğ” demiyor, aksine “aferin” diyorum.
17 March 2009
2:06 pm
Cenk,
Katılıyorum. İstediğini almak için farkını ödeyen kişilere özenle sahip çıkmalıyız. Onlara “müşteri” diyoruz. Diğerlerine ise “satın alan” diyebiliriz.