"Alemşah Öztürk" etiketli yazılar:

Sevgi / zaman ilişkisi

11 January 2010 Monday

Giderek daha sık rastlamaya başladığım bazı olgular var. Şu anıları çağrıştırıyor.

:-P

Eskişehir’de, Marketing Anadolu Kulübü’nün düzenlediği Sıfırın Altında Marketing‘de  Young Guns’ın oluşum sürecinden bahsettim. Sonra “Sorularınız varsa…” aşamasına geçtik.

“İstanbul’a özel mi? Eskişehir’de de yapacak mısınız? Gelecek dönem ne zaman olacak?” gibi sorular geldi.

Sorulardan biri şöyleydi: “Bu arkadaşlar için çok şey düşünüp yapmışsınız. Onların sosyal hayatını da düşündünüz mü? O konuda ne yapmayı düşünüyorsunuz?”

Kaçak güreştim. Alemşah’a (bir – iki ay sonra ikiz çocukları olacak) topu attım: “Alemşah, haftada kaç gün, saat 18.00’da iş çıkışında hemen evine gidebiliyorsun?” diye sordum…

Yanıtı “yılda 2 kere” idi.

:-P

Yaklaşık 30 yıl önceydi. Bir arkadaşım ile aynı sene okuldan mezun olduk. Aynı işyerinde çalışmaya başladık. Altı ay ara ile evlendik. Sokakta karşılıklı oturuyoruz. Pencereler birbirine bakıyor…

Ankara’da işten çıktıktan 15 – 20 dakika sonra evlerimizde oluyoruz. Ben hemen üstümü değişip sokağın başındaki sahaya gidiyorum. Spor yapmak için…

Arkadaşımı da çağırdım birkaç sefer. Karısından fırça yedim. “Ben kocamla sadece bu saatleri baş başa geçirebiliyorum.  Bu saatlerde basket oynamak da neymiş?…” diyordu.

Her şeyi birlikte yapmak, her yere birlikte gitmek zorundaydılar… Sevgi / aşk deyince…

:-P

Genç arkadaş geldi ve “ben reklamcı olmayacağım” dedi. “Çok emek ve özveri istiyor… İş arkadaşlarımı karımdan daha fazla görmek zorunda kalıyorum…”

İlkokul aritmetiği ile anlatmaya çalıştım. Mesai 09.00’da başlasa, 18.00’de bitse, iş yerine yakın oturduğun için sadece 15 dakika gidiş ve geliş için yolda harcasan… 08.45 – 18.15 arası dokuz buçuk saat yapar. Eşin ile de dokuz buçuk saat geçirirsen, günde 19 saat olacak. Sadece 5 saat uyuyarak sürdürebilir misin?

Söylemeye çalıştığım şu idi… Bırakalım özveriyi… Normal mesai ile çalışsan bile “iş arkadaşlarını karından daha fazla göreceksin”.

:-P

Genç arkadaşlarımızın bir kısmı, bedelini ödemeden başarılı olmak istiyorlar. Onların “başarı” tanımı her ne ise…

;-)

Son söz olarak şunu söylemeliyim. Sevgi emek ister. Emek de birlikte geçirilen zamanın uzunluğuna değil niteliğine bağlıdır.

:-D

Kırmızı şal görünce

19 February 2009 Thursday

Sevdiğim bir fıkra var.

Boğalar kırmızıya kızmazlarmış. Kırmızıya inekler kızıyorlarmış. Boğalar, inek yenine koyuldukları için kırmızıya saldırıyorlarmış.

Nereden mi aklıma geldi. Friendfeed’de Alemşah‘ın eklediği bir ileti üzerine yazılanlardan.

Şöyle:

K: Bu iş beni sıkmaya başladı. “Pazarlaması yapılan ARG”… FF’deki kitle kolay kolay “sevmedim” diyemez, burası tanımadıklarına “üstad” diyenler diyarıdır, ben Miller işinin hiçbir boyutunu sevmediğim gibi bu “hadi hadi gidin bakın ARG’mize, ne yaptık biz, bakın” durumunu da ayrıca sevmedim.

Alemşah: FF adı üstünde Lifestream oldugu icin beni takip etmedigin sürece bunları da gormezsin K

K: Ama ettiğimde de görürüm, öyle değil mi? gösteriliyordur çünkü.

Alemşah: e tabii dogal olarak :) Bu benim lifestream’im, benim gordugum, sevdigim, paylasmak istedigim, ürettigim seylerin toplamı … haliyle paylasıyor olmam normal…

Sonra felsefe falan…

Evet, boğalar kırmızıya kızmıyormuş…

:-)