Bugün doğum günüm. Dostlar çeşitli mesajlarla kutladılar. Friendfeed‘i her açtığımda bir şölen yaşadım.
Sağolun, var olun, eksik olmayın.
Doğum günü vesilesiyle hakkımda kısmına renkli resimli eklemeler yapmaya karar verdim. (Tam bir doğum günü çocuğu şımarıklığı…) Ama biraz belgesel tadında olacak. Çekmecelerde kalmış resimleri değil, basında çıkmış haberleri kullanacağım. 
Hakkımda ilk çıkan yazı, bir “advertorial” idi. Zihni Gemi Acenteliği’ne Genel Müdür Yardımcısı olduğumu, dünyanın en saygın gemi yayını olan Lloyd’s List’de duyuruyordu.
Orada 6 ay kalabildim. Bana büyük tecrübeler kazandırdı. Döneme ait yazılarım blogda yer aldı.
Bıraktım, çıktım.
Sonra 1 yıl işsiz kaldım. 2 çocuklu ve işsiz. Sıfırın epey altına indim. Daha büyük tecrübeler edindim.
Basında bir sonraki yer alma nedenim, bir psikolog’un yazısına yanıt. Mehmet Ali Birand, TRT’de “hesaplarda usulsüzlük” suçlaması ile mahkemeye verilmişti. Psikolog, “işini değil kişiliğini tartışıyorlar. Bu profesyonellik değil” diye bir yazı göndermişti gazeteye… Ben de kendimce yanıtladım.

Profesyonellik konusundaki görüşlerimi blogda defalarca yazdım.
Patronuma sunduğum ama pek revaç görmeyen bir raporu genişletip dönemin tek iş hayatı gazetesi olan Dünya’ya bir yazı gönderdim.

Profesyonellik takıntım o zamanlarda da vardı. Deprem sonrasında Müteahhitler Odası, “suç bizde değil ihale şartnamesinde” açıklaması yapınca, bir yazı şart oldu.

Benzer bir yazıyı blogda da yayınladım.
Profesyonellik üzerinde çok zaman harcadım ama… Birkaç yıl sonra, profesyonelliğe ara verip girişimciliği denedim. Rüzgarlar beni zorladı aslında… Bir kuruma politika girdi, ben çıktım.
- Kimyasal denklem gibidir. Kuruma politika girerse Uğur açığa çıkar.
İstanbul’daki Ofisiniz diye bir kavram yaratmaya kalkıştık.

Ayrıca danışmanlık da yapacaktık.
Başaramadık. Bugünlerde çok miktarda benzer iş yapan şirket var. “Namussuzum aklıma gelmişti” demiyorum. “Denedim, başaramadım” diyorum. Belki de erkendi… Ama bahaneler bitmez.
Profesyonelliğe ve bankacılığa geri döndüm. Türkiye’nin ilk banka destekli sadakat kartı projesini yaptım.

Arkasından ilk taksitli kredi kartı projesini başlattım. (Aşağıdaki haberde görülen kartın üstünde AkMerkez’in resmi var. AkMerkez itiraz etti. Kartın görseli değişti.)

Taksitkart‘ı ilk çıkardığımızda, yeni görsellerde benim adım kullanıldı.

Bu kartın TV reklamlarının başladığı gün işten kovuldum. Eve geldim. TV’yi açtım. Reklamlarda adımı ilk defa gördüm. O kartı çıkarmış ve az önce kovulmuştum.
Başka bir bankada müşteri odaklı sadakat sisteminin temellerini atmaya çalıştım. Kredi kartı puanını sadece kartlı alışverişten değil, bankaya verim sağlayan diğer işlerden de kazanmak fikrini hayata geçirdim.

Böylece Türkiye’de ilk defa internet kullanımı ödüllendirilmiş oldu. Ayrıca, bankalarda alışveriş dışında bir işlem ilk defa puan kazanmış oldu.
Orada da fazla kalamadım. Yönetim değişti. Ben artık öğrenmiştim. Kovulmadan önce istifa ettim.
Dışbank’a geçtim. İlk CRM başarı öyküsü orada gerçekleştirildi.

Bu vesileyle BT dergilerinde haberler yayınlandı.

Internet bankacılığı konusunda bir oturuma katıldım. Bu sayede Serdar Kuzuloğlu ile tanıştım.


Burada söyleyeyim. “İnternet!te pazarlama” konusunda ilk dersleri de Serdar Kuzuloğlu’ndan aldım. Kendisini bankaya davet ettik. Serdar da bize zaman ayırıp anlatmıştı.
Dışbank’dayken de “Türkiye’de ilk defa” denecek birçok değişikliğe imza atma fırsatım oldu.
İlk defa iki ayrı limiti olan kredi kartını çıkardık. Aylık kredi limiti ile taksitli limitin farklı yürümesini sağladık. Taksitli alışveriş yüksek olunca, aylık alışveriş limiti dolmuyordu.

(Yıllar sonra bazı bankalar “anında”, “ekspres” gibi isimlerle benzer ürünler çıkarmaya çalıştılar.)
Basılı puan kataloğunu ortadan kaldırdık. Kredi kartı puanları internette kullanılmaya başlandı. Eğer puan yetmezse üstünü kredi kartından tamamlıyordu.

Bu uygulama çok tutuldu. Diğer bankalar da hemen harekete geçtiler. 2 yıl içinde Türkiye’de kredi kartı puan kataloğu kalmadı. Internet’ten alışverişlerde ciddi bir artış sağlandı.
Hani daha önce alışveriş dışında da bankacılık puanı vermeye başlamıştık ya… Bunu daha da genişlettik.

Önce otomatik ödemelere,

sonra ek kart çıkartanlara,

daha sonra da arkadaşlarına kredi kartı verenlere puan vermeye başladık.
Bu uygulamaların hepsi diğer bankalar tarafından taklit edildi. Şimdi bunları yapmayan banka yok.
Dışbank’ta birçok CRM başarısı elde ettik.

Birçok dergide söyleşilerimiz yayınlandı. Uluslararası başarı öyküleri çıkardık.
Sonra Fortis Dışbank’ı satın aldı. Bizim CRM projeleri devam etti.
Daha küçük segmentlere kadar inen teklifler oluşturmaya başladık.
Bazı yabancılar benim ekibi çok beğendiler. Hepsi pırıl pırıl arkadaşlar… Hepsinin yabancı dili iyi. Onları yönetmek için “türkçe bilmek” gerekmiyor.
Bir süre sonra bana yine yol göründü.

Petrol Ofisi’ne gittim. Aslında çağırılma nedeni CRM ve bilgi yönetimi idi.
Orada da sadakat kartı çıkarttım.

Türkiye’de o zamana kadar çıkartılan tüm kartlardan üstün bir kart oldu. Eğer son 60 gün içinde XXX TL’den çok yakıt almışsanız, anlaşmalı lokantadan indirim alabiliyordunuz, istediğiniz bankanın kredi kartına bağlatabiliyordunuz; başka puan sistemleri ile entegre edilebiliyordu, vb…
Sonra profesyonel hayatı sonlandırdım.
Artık basılı olmayan mecralardayım.