İsim ile sıfatı karıştırmak
30 June 2009 TuesdayYıllarca yabancılar ile çalıştım. İsimleri ile seslenirsiniz.
Price Waterhouse’a girdiğimde, (o zamanlar) dünyanın en pahalı organizasyon danışmanı benim patronum idi. (Şanslıydım. Muhteşem bir öğretmendi de…)
Adı David Owen Hill idi… Kendisine “Mister Hill” dediğim zaman düzeltirdi. “David diye seslen.” David’in 5 çocuğu vardı. En küçük çocuğu bile benden büyüktü.
Babamdan daha büyük birine ismi ile seslenmek… Öğrendiğim önemli konulardan biridir.
Daha ileri yıllarda, eski arkadaşlarım Faik Açıkalın ve Ziya Alpman, patronum oldular.
İş dışında arkadaş, iş sırasında patronum olduklarını bilerek davrandım. Rol çelişkisi yaşamamaya çaba sarfettim. Onlara da yaşatmadığımı umuyorum.
Denedim. Astlarıma “bana ismimle hitap edebileceklerini” söyledim. Böyle başlayınca, ast-üst ilişkisini muhabbet ile karıştırmayan, hemen ertesi gün “enseye tokat” gitmemeyi bilen kişiler de oldu. Maalesef azınlık…
Unvanlar ile başlayınca… Sadece ağzımızda değil… Beynimizde de…
Ağız-beyin koordinasyonu… Ne yazık ki, özü sözü bir olanlarda değil de, diğerlerinde…
Garip değil mi?…
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...
