"Genel Müdür" etiketli yazılar:

Büyümeye çalışırken (2)

12 February 2010 Friday

Girişim başarılı olmuş. Çabuk büyümüş. Girişimci gözünü yurt dışına dikmiş. Kadrosunu güçlendirmeye karar vermiş. Ülkenin büyük şirketlerinden adamlar almış.Grow1

Şirket, piyasanın gelişmesi ve reklamlar sayesinde büyümeye devam ediyor. Patronun yurt dışı hayalleri sürüyor. Ama aynı oranda içeride sorunlar da büyüyor.

Dinlerken aklıma şu soru geliverdi. Büyük şirketlerden adam alınca, hemen o adamların geldiği şirket kadar büyümek mümkün mü?

Yanıtım HAYIR.

;-)

Büyük şirketlerin doğası farklı. Birçok konuda uzmanlar var.

Hani bebeklere parmaklarını kullanmayı öğretirken söylenen  “bu almış, bu getirmiş, bu pişirmiş, bu da yemiş” tekerlemesi var ya… O tekerleme büyük şirketleri anlatır.

Her bir konudan sorumlu birileri vardır. Kimse her işi tek başına kotarmaz. kotaramaz.

:-D

Bir etmen daha var…

Büyük şirketlerden küçük girişimlere gelenler, çoğunlukla “aradığını bulamamış” kişilerdir.

Onları ikna etmeye çalışan patron da “özgeçmiş” üzerinde durur. Öz-gelecek gözardı edilir.  Bu kişinin kendi girişimine yapacağı katkı, patronu büyüler.

İlginç tarafı bu adamlar da kendi sınırlarını bilmezler. Çok sayıda kişi ile birlikte çalışmanın getirdiği kolaylıkları, kendi becerileri sanırlar.

;-)

Biliyorum istisnaları var ama, büyük şirketlerden küçük girişimcilere gelenlerin başarılı olması sık rastlanır bir durum değildir. Bireysel çaba apayrı bir beceriler bütünüdür.

Tıpkı kurumsal yaşamayı becerme çabası gibi…

:-D

:-P

Kan, ter ve gözyaşı (2)

17 January 2010 Sunday

Kan ter ve gözyaşı yazısında bahsettiğim iş adamı arkadaşımı biraz anlatayım.

Babasının görevi nedeniyle ailece ABD’deyken 5 yaşında okula başlamış. Sonra Ankara’ya gelince TED İlkokuluna gitmiş. Sonuçta 16 yaşında ODTÜ İşletmecilik’e girip 20 yaşında mezun oldu.

Okurken çalışıyordu. Mezun olunca İzmir’de bir mümessillik firmasında işe başladı. Türkiye’ye kağıt ve selüloz ithal ediyorlardı. Firmadaki tüm işleri o kotarıyordu. Ziyarete gittiğim zaman gördüm. Baş ucunda kağıt ve selüloz yayınları vardı. Konusundaki yabancı yayınların hepsini takip ediyordu.

:-P

Firma zaten 3 – 4 kişi. Genel Müdür, patronun yakın akrabası… Aydan aya maaş almaya geliyor. Aradan 1 – 2 yıl geçti. Arkadaşım terfi etmek istedi. “Sen daha küçüksün” dediler. Biraz daha sabretti. Sonra yine… “Küçüksün…”

İşten ayrılıp İstanbul’a geldi. Kendi mümessillik firmasını kurdu. Temsil ettiği şirketlere durumu bildirdi. Büyük çoğunluğu, onun peşinden geldi.

Eski patron, kurmayları ile Avrupa seyahatine çıkıp şirketleri ziyaret etti. Teker teker… “Onun hiç birşeyi yok. Biz kocaman bir holdingiz…” söylemleri ile… Şirketleri yeniden kazanmaya çalıştılar.

Bu ziyaretlerin bazılarında, bir kağıdı yırtıp gelenlere sormuşlar. “Bu kağıdın nasıl yapıldığını, lif uzunluğunu vb… biliyor musunuz?”

Kurmay kadro “biz büyüğüz” demeyi biliyor ama, mümessil olduğu konudan anlamıyor.

O biliyor!…” diyorlar, ziyaretçilere…

Patronun ziyareti bazılarını geri almayı sağladı. Ama büyük çoğunluğu arkadaş ile kaldı.

:-P

Nasıl oluyor da her gün 50,000 dolar kar etmek zorunda olan bir şirket olunuyor diye sorarsanız…

O çabaya bizzat şahit oldum.

:-)

Sözde Başkan

24 December 2009 Thursday

Yanılmıyorsam O’Henry‘nin bir öyküsüydü… (Google’da aradım, bulamadım)

Horoz her sabah kendisi öttüğü için güneşin doğduğunu zanneder.  Bir gün, sesi kısıktır. Güneş doğmayacak diye gerilim içindedir. Çiftliğin çitinin üzerine tüner. Tüm gücüyle ötmeye çalışır. Nafile… Kendisi bile sesini duyamaz.

O sırada güneş doğar.

:-D

Böyle yöneticiler de var. Bu öykünün yazılma nedeni gibi…

:-)

Bizim Başkan, dini bayramlardan önceki gün (arife günü), öğleden sonrayı tatil etmiş. Bunu da kadrosuna gururla bildirmiş. “Çok çalıştınız… Hak ettiniz…” diyerek…

Tüm kadro, Yılbaşını, 23 Nisan ve 19 Mayıs’ı da tatil etmesini bekliyor.

;-)