"Genel Müdür Yardımcısı" etiketli yazılar:

Patronun ne olduğu…

16 December 2009 Wednesday

Yeni girdiğim bir işyerinde, 2 ay sonra gelen Genel Müdür, ilk olarak bağlı olduğum Genel Müdür Yardımcısı’nın işine son verdi. Oldukça çirkin bir şekilde…

Ben kendisine, “Aradan biraz zaman geçtiğinde, onun davranışının nezaket ve nezahat düzeysizliğini unutacaksınız. İşte o zaman, bu şirkette olmadığınız için çook memnun olacaksınız.” dedim.

Birkaç ay sonra görüştük. Eski patronum gençleşmişti. Bana hak veriyordu…

:-D

Nereden biliyordun? diye soracaksanız… Anlatayım…

Bazen yeni Genel Müdürler, kendi kadrolarını işin başına getirmek için eski Genel Müdür Yardımcıları’nın görevlerine son verirler. Bunu olağan karşılarım.

Unvanını mesleği sananların yanlış yaptığını, unvanların verildiği gibi alınabileceğini daha önce çok kez yazdım.

Maaşlı yaşamın, zaman ve birikim alışverişi olduğuna inanırım. Satın almak istemeyenin de, satmak istemeyen kadar hakkı olduğunu düşünürüm. İstifa eden ne kadar haklı olabilirse, göreve son veren de o kadar haklı olabilir.

Profesyonel yaşamda geçen 30 yıl boyunca kovulduğum da oldu, iş akdini feshedip adam gönderdiğim de…

Ancak işin başka yönleri de vardır.

Rahmetli Mümtaz Zeytinoğlu’nun “Adamın ne olduğu işe girerken değil, işten ayrılırken belli olur” dediğini yazmıştım. (Sadece iş değil, sevgiliden veya eşinden ayrılırken de belli olur.)

Patronun ne olduğu da astın görevine son verirken belli olur.

;-)

Yorumlamak / anlamak

31 October 2009 Saturday

Birbuçuk yıldan beri blog yazıyorum. Neredeyse günde bir yazı.

Bazılarını çok tartışıyoruz. Aynı fikirde olmasak bile, okuyanlara faydalı olan her tartışmayı keyifle not ediyorum.  Yorumlarda friendfeed’de de tartışıldığını özellikle belirtiyorum. Karşıt fikirler, yeni derslere ve düşüncelere yönlendirdiği için…

Bir de diğerleri var:

:-(

“Tartışmaya açığım ama suçlamaya ve gerçekleri saptırmaya kalkarsanız, yorumunuzu yayınlamam.” diyorum.

Yanıt: “Tabii ki yayınlamak ya da yayınlamamak blog sahibinin yetkisindedir. Ama beni yönlendirmek ne yazıp yazamayacağımı söylemek kimsenin haddi değildir.”

Meali: Adam gibi tartışamam. Fikir sunamam. Bundan ötürü suçlamaya, hakaret etmeye ve gerçeği saptırmaya devam edeceğim. Sen ister yayınla, istersen yayınlama…

;-)

Başka konu tartışılırken “Sen vatan için ne yaptın.”; ” Sen insanlık için ne yaptın.”; ” Sen Afrika’daki açlar için ne yaptın.”… gibi cümleleri UCUZ veya SIĞ olarak niteliyorum.

Diyorum ki: Ben de sana “Önce anadilini öğren. Soru eklerini ayrı yaz.  Dahi anlamına gelen de ve da’ları ayır. Sonra yorum yaz”  diye sığlık yapabilirim. Aynı sığ davranışı göstermiyorum. Sen yine yaz. Yeter ki adam gibi tartış.

Yanıt: Benim yazdıklarım sığ ama bir imla hatasından bahsetmek nasıl bir derinlik bunu da anlamak mümkün değil.

Meali: Cümleyi uzun tutmuşsun. İçinde karşılaştırmalar ve önermeler var. O kadar uzun cümleyi anlayamam.  İlk paragraftan sonra, sallarım hakaretleri…

;-)

Unvanını mesleği zannedenleri yazdım. Kendisi birey / kişi olmayı beceremeyenlerin Dernek Yöneticisi, Kulüp Başkanı, Oda Başkanı, Genel Müdür Yardımcısı, vb… unvanları arkasına sığınmasını her zaman eleştirdim.

“Bana yanıt vereceksen, unvanının arkasına gizlenme… Sorunun yanıtını ver. Yanlışın hesabını ver.” diyorum.

Yanıt: Böyle yaparak cezalandırdığınızın yönetim değil bu büyük camianın derneği (odası, kulübü, departmanı…) olduğunun farkında değilsiniz.

Meali:
Unvanıma sığınıyorum. Ancak onun arkasına geçerek yanıt verebilirim. Yönetim olarak düzgün hesap veremeyeceğim için hemen bana değil kuruma zarar verdiğinizi söylerim.

;-)

Önce anlamıyorlar sanıp anlatmaya çabalardım. Sonra öğrendim. Anlamak istemiyorlar.  İplerini üstlerine attım.

:-P

Proje bitirilmeli

26 August 2009 Wednesday

Bir dönemler…

Şirkete girdiğimin daha 6’ıncı ayı idi. Projeye başlamışım. Güzel de ilerliyor. Ama amirimin projeyi kavrama becerisi sıfırın altında… 6 yıl önceki noktada kalmış. Teknolojiden habersiz. Anlamaya da çalışmıyor.

Üstelik, terbiyesizlik yapmayı, hakaret etmeyi yönetmek sanıyor… Sonra da “liderlik davranışı” diyor bunlara…

Yine etrafa hakaretler ettiği bir toplantıda (daha sonunu beklemeden) çıkıp gitmeyi düşündüm. Yaş ilerleyince insan sakin oluyor. Bitene kadar kaldım. Toplantıdan sonra yakın bir arkadaşıma gittim. Durumu anlattım.

Dedi ki:

  • “Projeni beğeniyorsan, bekle… Bitirdikten sonra ayrıl. Eğer güzel bir proje ise ve onlar bitirirse, başarıya sahip çıkarlar. Eğer projeyi bitiremezlerse, suçu sana atarlar.”

Arkadaşımın dediğini uyguladım. Projenin ilk aşamaları bitti. Hayata geçti. O sene şirkette başarılı olan tek şey benim projem idi.

:-P

Şov devam etmeli derler ya… Aynısından… Önce projeyi salimen teslim etmeli…

Sonra…

:-D