Girişim / yönetim arasında
23 July 2010 FridayBlogun bir okuyucusu olan Mustafa Demir, Girişimci / yönetici farkı yazısı üzerine sormuş:
“Tecrübelerinize dayanaraktan sormak isterim. Girişimcilikten yöneticiliğe geçiş aşamasındaki bir kişinin konumu nedir?” 
Bir genelleme yapmadan, kendi yaşadıklarımla yanıtlayayım.
![]()
Hayatım roman’da yazdığım gibi birkaç girişime kalkıştım. Hemen hepsinde başarısız oldum.
Şöyle yorumluyorum.
- Maaşlı çalışırken, Yaratıcı profesyonellik’de yazdığım gibi, kendi şirketimi yönetircesine yönettim insanları ve parayı. Doğru hesap vermek ve yüzünün akıyla çıkmak en önemli düsturumdu.
Kendim girişimci olmaya kalktığımda…
- Yeterince atak ve girişken olamadığımı gördüm. Belki de temsil ettiğim kurumun gücü olmadan kendimi yeterince güçlü hissetmedim.
- Eskiden taksiye atlayıp giderken, dolmuşla veya otobüsle gitmeye başladım. Belki de yatırımın geri dönüşünü hesaplamak yerine sadece ilk yatırımın büyüklüğüne odaklandım.
- Bıkmadan onlarca kapıyı çalmak yerine “acaba en doğru kapı hangisi” diye düşündüm. Belki de boş dönmek gururumu incitti. Belki daha önce beni değil de, temsil ettiğim kurumu reddediyorlar sanıyordum.
- “Böyle giderse eve para götüremeyeceğim” diye endişelendim. Daha önce böyle kaygılarım yoktu.
Kişisel tecrübelerim diyor ki: Hem sorumluluk almaktan kaçınmayan, hem de risk‘ten ise hoşlanmayan biriyseniz zaten girişimci değilsiniz. Boşuna çaba sarfetmeyin.
Profesyonellik konusunda çok yazı yazdım. Bunlara uygun davranın.

1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...
