"kredi" etiketli yazılar:

“Kulağa küpe” cümleler (3)

08 December 2008 Monday

Olayı berberim anlattı. (Şimdi dazlak halime bakıp da “ne berberi Allah aşkına, bırak tıraşı” diyenlere Gilette Fusion Power öneririm. Fenomen Blogger girişiminin öyküsünü yazmaya çalışıyorum da…)

Her neyse, bir devirler saçı olan herkes gibi benim de berberim vardı. O anlatmıştı…

Daha 11 – 12 yaşlarında… Henüz eline makas bile vermemişler. Yere dökülen saçları temizliyor; sakal tıraşı olacak müşteri varsa sıcak suyu, sabunu ve fırçayı hazırlıyor; bir de usta tıraş yaparken seyrediyor.

Bir öğleden sonra, usta diyor ki: “Oğlum, benim bir işim var. Saat altıya kadar dükkanda dur. Gelen müşterilere “Ustanın bir işi vardı. Bir yere kadar gitti. Geç gelecek” diye söyle… Sonra saat altıda dükkanı kapat”

Bizimki diyor ki “Usta, ben hiç tıraş yapmayı bilmiyorum. Şimdiden dükkanı kapatsak daha doğru değil mi?”
- Oğlum, dükkan kapanmaz” diye ilk önemli perakendecilik dersini veriyor usta…

Bu nedenle, perakendeciler “Yok” demezler, “Kalmadı… Yeni bitti…” derler.

Niye mi yazdım?.. Bir kriz esnasında, bunları KOBİ’lere ve bireylere (yani perakende müşterilere) dükkanı kapatmaya kalkan bankacılara anlatmıştım. Hem de bankada çalışırken…

Unutmayalım, “perakendecilikte dükkan kapanmaz“.

.

1994 krizi sonrasında

11 November 2008 Tuesday

1995 yılı… Leasing firmasında çalıştığım günler… Genel Müdür ile “D” ilinde bir müşterimizi ziyarete gittik. Müşteri ziyaretini fırsat bildik. Hazır gitmişken önemli iş adamlarını da görüp pazarlama yapmaya çalıştık.

Otelde X Bankası’nın üst yönetimi ile karşılaştık. Selamlaştık. Onlar da pazarlama yapmaya gelmişlerdi.

İlin en önemli iş adamlarından birini ziyaretimizde, “X Bankası’nı da gördüğümüzü” söyledik. Şunları anlattı.

“Geçen yıl (1994 krizi sırasında) tüm kredilerimizi kapatmamızı istediler. İhracat bedellerine de el koydular… Topladım bütün üst yöneticileri. “X Bankası’nın kredilerini 15 gün içinde kapatacaksınız” dedim. Pahalıya mal oldu. Ama onlardaki kredileri sıfırladık.”

“Bu sabah buraya geldiler. Önce yarım saat beklettim. Sonra içeri çağırdım. Şunları söyledim. ”

“Geçen yıl bizi zor duruma soktunuz. Şimdi ne yüzle bize geliyorsunuz. Siz bana güvenmiyormuşsunuz. Ben size neden güveneyim. Siz don giymeden önce ben pantolon biçiyordum. (Bu sözü ilk defa o zaman duymuştum) Birkaç yıl çalışırsınız. Batmadığınızı görürüm. Sonra sizinle çalışıp çalışmayacağıma karar veririm. Şimdi lütfen gidiniz.”

“Onları daha koltuğa oturmadan gönderdim. Kokteyl davetiyesini de sekretere verdim. “Kızım, kocanla birlikte katılırsın. Bedavaya yer içersin” dedim.

Aynı akşam otelde bankanın kokteyli vardı. Gerçekten de kokteylde hemen hiçbir iş adamı yoktu. Sekreterler veya muhasebeciler eşleri ile katılmışlardı.
* * *

O banka, D ilinde yıllarca iyi müşteri bulamadı. Defalarca şube müdürleri değişti…

Aklıma nereden mi geldi?.. Yine kriz konuşuluyor. Yine kredilerin geri çağırıldığını duyuyorum. Bugünü kurtarayım derken, yarını harcamamalıyız.

.