"leasing" etiketli yazılar:

Başarının arkasında neler var?

26 July 2010 Monday

Girişim başarılı olmayınca yöneticiliğe başlayan bir arkadaşın sorusu oldu. Girişim / Yönetim arasında kalmak üzerine yazdım.

Sonra, eksik bilgi verdiğimi düşündüm. 30 yılı aşkın profesyonel yaşamda, başarılı olduğum kadar başarısızlıklarım da olduğunu yazmalıydım. 

Dengeyi tamamlamak için benim dışımdaki başarı etmenlerini yazmaya karar verdim.

:-P

Danışmanlık şirketinde yabancı amirlerle anlaşabildim, ama Türk patrona uyum sağlayamadım.

Küçük bir deniz acenteliğine girdim. 1.5 yıl sonra gelirlerin %70′i benim satış faaliyetlerimden geliyordu. Türkiye’nin 4′üncü büyük acentesine geçtim. 6 ay sonunda kaçtım.

Büyük bir bankada, yeni kurulan satış ekibi ile %45′e yakın pazar payı elde ettik.

Çok küçük bir leasing firmasında birkaç ay içinde eskisinin 6 katı ciroya ulaştık. Genel Müdür değişti. Kovuldum.

Türkiye’nin en büyük özel sermayeli leasing şirketinde danışmanlık yaptım. Genel Müdür “beklediğinden çok daha iyi” olduğunu defalarca söyledi.

Büyük bankaya geri çağırıldım. Taksitkart’ı çıkardım. İç savaşta konumlanamadım. Kovuldum.

Orta ölçekli bankada “Türkiye’de ilk defa…” denecek projelere başladım. Amirim değişti. Kovulmadan önce ayrıldım.

Küçük bankada Ürün Geliştirme‘yi üstlendim. Geldiğimde 3 – 4 temel perakende bankacılık ürünü vardı. 2 yıl içinde büyük bankalardaki tüm ürün yelpazesine ulaşmıştık. Birçok da “Türkiye’de ilk defa…“lar hayata geçti. Patron değişti. Yabancılar geldi. Kovuldum.

Büyük perakendeci bir şirkete bilgi yönetimi (knowledge management) ve CRM projesi yapmaya gittim. Amir değişti. Türkiye’nin en gelişmiş sadakat kartını yaptım. Proje hayata geçti. Daha fazla dayanamadım. Ayrıldım.

:-P

Başarılarımı başarısızlıklarımla karşılaştırdım. Çıkarımlarım şöyle:

Ölçek etmen değil: Büyük şirketlerde de, küçük şirketlerde de her iki yönü  yaşamışım.

Sektör de etmen değil: Deniz acenteliği, banka, leasing, perakendecilerde her iki yönü de yaşamışım.

:-P

Başarımın amirime bağlı olduğunu anladım.

Bana güvenildiğinde, yeterli saha verildiğinde, projelerim desteklendiğinde ekibimi kendi şirketim gibi yönetiyordum. Her seferinde başarılı oluyordu.

Bağlı olduğum kişi beni gereksiz sürtüşmelerden uzak tuttuğunda, işime odaklanmama izin verildiğinde şirkete milyonlarca dolar kazandıran işler, yenilikler ortaya çıkıyordu.

:-)

Bu nedenle birçok sohbette şunu söylemişimdir.

Profesyonellik, tek başına icra edilen bir iş değildir.

:-P

Yaman çelişki…

04 June 2009 Thursday

Dinçer Keskinpala, Friendfeed’e girdiği bir yazıda leasing firmalarından söz etmiş.

Çook yıllar öncesinden bir anı… Birden aklıma geldi.

Genel seçim olmuş, iktidar değişmiş. Sonra da Kamu Bankası’nın Genel Müdürü değişmiş. Kapılara sığamayan bir kişi gelmiş.

Banka’ya bağlı leasing şirketinin Genel Müdürünü de değiştirecekler, bahane arıyorlar.

;-)

Leasing’de de işler iyi. Sürekli ciro büyüyor. Artık sermaye yetmiyor. Genel Müdür bankadan sermaye artırımı talep ediyor.

Banka’nın üst yönetiminden bazıları, aynı zamanda Leasing Şirketi’nin Yönetim Kurulu Üyesi… Genel Müdür’e, “Bu zamanda sermaye artıramayız. Siz kredi isteyin” diyorlar.

Şirket, %100 bağlı olduğu bankaya kredi başvurusunda bulunuyor. RED ediliyor. Gerekçe ilginç:

Sermayeniz yetersiz.

:-P