Kanalıma dokunma
20 July 2010 TuesdayCihangir’de bir yer. Bir otelin en üst katı. Terasta harika Boğaz ve Haliç manzarası var. 
Ailecek çok severiz orayı. Bir hafta önceden yer ayırtırız. Köşe masada otururuz. Geçen hafta içi bir akşam gittik. Dar sokaklarda park yeri bulmak zor. Arabayı vale’ye verdim. Ailenin büyükleri ile birlikte orada yemeğimizi yedik. 
Yine büyüklerimiz ile oradan ayrıldık. Amcam Selahattin Özmen yanımızda. 90 yıla tanıklık etmiş, bir dönemin en üst siyasileri ile arkadaşlıkları olmuş… Sürekli çalışmaya ve üretmeye devam eder. (Yanda Selahattin amcamın 5 yıl önce yazdığı kitabı. Şimdi de kitap yazmaya devam ediyor
).
Onun anlatacağı, bizim dinleyeceğimiz çok anı var. Radyoyu açmadık, keyifli ve ders verici konuşmasını dinledik eve gelirken.
Ertesi gün arabayla yola çıktım. Radyoyu açtım. O da ne? Bangır bangır bozlak… Tüm kanalları değiştirmişler. Hepsi de aynı kanal olmuş. Gıcıklık ve kasıt kendini ortaya koyuyor.
Öfkelendim. Lokantaya anlamlı bir para bırakalım. Valeye bahşiş verelim. Ve böyle bir saygısızlık ile karşılaşalım.
O yere bir kez daha gider miyim? İstanbulda müşteri olmamızı bekleyen onlarca yer varken. Sürekli müşteri böyle kaybedilir.
Daha önce de yazmıştım. Arabanın radyo kanallarını değiştiren yıkama yerine bir daha hiç gitmedim. Hemen evimize yakın olduğu halde… Lokantanın kaderi de aynı.
Bu sayede şunu da bilgi hazneme ekledim. Bir lokanta ile yaşadığın müşteri tecrübesi, yemeğin hazmı ile sona ermeyebilir. Ertesi gün araba kullanırken bile o lokantadan nefret edebilirsin. Bu anıyı hiç unutmayabilirsin.
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...
