"motivasyon" etiketli yazılar:

Olumlu motivasyon

20 April 2010 Tuesday

Genç arkadaşlarımızın dilinden düşmüyor: “Beni olumlu motive edin” 

Eksiklerini, yanlışlarını, tembelliklerini (gerçeği) duymak istemiyorlar. Bu koşullarda nasıl olumlu cümle kurulacağı konusunda pek fikirleri de yok. “Sen bu durumda ne söylerdin?” deyince yanıt alamıyorsunuz…

Daha da ilginç olanı… “Bana şunu yapamazsın demişlerdi, ben de yaptım” diye itiraf da ediyorlar. Yani, aslında olumsuzluktan besleniyorlar.

:-P

Benim için yeni değil.  Funda-mental günlerimde de benzeri durumlarla karşılaşmıştım. Hatta blogda yazdım. Patron değil de baba + ağabey + sevgili karması bir davranış istiyorlar.

İşte bu kafa yapısı Nasuh Mahruki’ye “ekibinizi nasıl motive ediyorsunuz?” diye sorar. “Hayat kurtarmaktan daha büyük motivasyon var mı?” yanıtını anlamaz ve ısrar eder. “Hani… ödül, filan…”

:-P

Sadece aferin bekleyerek iş yapanlara şunu anlatmaya çalışıyorum.

Bu sadece iş hayatında değil, tüm yaşamınızda en büyük bahanedir. En büyük zehirdir. Buna inanmaya başlarsan, hiç ilerleyemezsin. Birçok büyük başarı, destekleyenler sayesinde olmadı… Hatta aksine…

Sen inanıyorsan, kimse yolundan döndüremez. Başarılı olursun. Zaten ucundan tutuyorsan… Olumlu motive etseler, sırtını sıvazlasalar, her gün alkışlasalar da boş…

Düşünsenize… Galileo da “beni olumlu motive etmiyorlar” diye düşünmüş müdür?

:-P

Motivasyon tartışmaları

27 March 2010 Saturday

Bülent Eczacıbaşı ile 1.5 saatlik toplantının notlarını [1], [2], [3] yayınlıyordum.

Motivasyon konusunda güzel bir tartışma oldu.

Zeynepe Dan Pink’e ait bir TED konuşmasına yönlendirdi.

Nasuh Mahruki’nin “amaç insanı motive eder” cümlesinin (ki %100 katılıyorum) bilimsel anlatımı gibiydi bu video.

:-P

Başak Temel, aynı yazıdaki başka bir cümleye dikkat çekti.

Bülent Eczacıbaşı “Eskiden olduğu gibi, sorumluluk ve yetki eşit şekilde artmıyor. Kademe arttıkça sorumluluk artıyor. Ancak yetki artmamaya başlıyor. Emir verip yaptıramıyorsunuz.” demişti.

Başak, bu durumun da motivasyon bozukluğu yarattığını yazdı.

:-P

Benim görüşüm şöyle:

21’inci yüzyılda iş dünyasının gerçeği bu… Giderek de daha fazla sorumluluk olacak ve yetki eşit oranda artmayacak. “Ben gençken patronlara özenirdim… Ama çömezken daha iyiymiş, daha mutluydum” cümlesini sık sık duyacağız.

Bazıları için para kazanmak bir amaç. Başarının ölçüsü bu. Meşhur olmak, yetkili olmak gibi beklentileri de çok farklı değerlendiremiyorum maalesef.

Aşağıda bir dizi yazı var. Bunların konusu olan iş arkadaşlarıma (özellikle Terazinin kefesi‘nin kahramanı ve benzerlerine) baktığımda (kendimce) bazı ortak özellikler buldum.

  • Anne-baba, “başarı = para ve/veya yetki” diye yetiştirmişlerdi.
  • İşin ince ayrıntıları hakkında ailenin bir fikri yoktu.  İşini anlattığında “Ne yani, dünyayı mı kurtarıyorsun” benzeri cümleleri duyabilirdi.
  • Kendini başkalarına kanıtlamak hevesi ile doluydular. Bir yerlerden beğeni duymak, onların en önemli ihtiyacı idi.
  • Kendilerine güvenleri oldukça azdı. Bir işi yapmış olmanın gururunu tek başlarına taşıyamıyorlardı. Birisi onlara “aferin” demeliydi.
  • Yaptıkları işin sorumluluğunu üstlenmeye değil, yetkisini kullanmaya adanmışlardı.
  • Başarılar hep onlarındı, çuvallamalar için her zaman bahaneleri vardı.
  • Yükselmek, daha üst unvanlara gitmek için hırsım olmadığından ötürü bana kızarlardı. “Sizin yüzünüzden biz de yükselemiyoruz” derlerdi.

Motivasyon konusunda Dan Pink’in dediği 3 şeye inanırım.

  • Özerklik
  • Ustalık
  • Amaç

:-P

Bu konuda amma da çok yazmışım:

Görüşünüz farklı ise…

:-)

Nasuh Mahruki ile 2 saat

14 February 2010 Sunday

Dün Buluştrend’in Şubat toplantısında…  Nasuh Mahruki‘yi dinlerken… Sevgili Fatmanur Erdoğan çok güzel not tutuyordu.  Bu satırları yazmadan önce, onun yazısını bekledim.

Önce Fatmanur’dan “Bir tırmanış asla zirvede bitmez” yazısını okumalısınız. Benim cümlelerim sadece o yazıya küçük eklemeler…

:-P

Arama Kurtarma faaliyeti tecrübe ister. Bu iş kilometre meselesidir. Aklı başında, sorun çözme yeteneği olan gönüllüler ile sürdürüyoruz.  Başkaları ile birlikte takım oluşturabilen, özgüveni ve öz saygısı olabilen kişiler ile…AKUT_1(Burada gönüllü sözünü duyunca, “bugün kayıt olurum, yarın çıkarım” diye düşünmeyin. Ciddi bir eğitim işi olduğunu defalarca vurguladı. Ancak, “ofiste koordinasyona yardım etmenin de bir katkı olduğunu” belirtti.)

:-)

Kurtarma, lider bazlı bir operasyondur. Operasyon anında liderin dediği yapılır. Operasyonda yer almak için yetkin ve güvenilir olmak, fiziksel ve psikolojik olarak yetkin olmak  gerekir. Gönüllülük, aile görgüsü, insan sevgisi, vatan sevgisi…  gerekir.

:-)

Yapılması gereken işi en iyi yapabilecek olan bensem, o işi üstlenirim.

:-)

Bu işi ödül için yapmıyoruz. Bir insanın hayatını kurtarmaktan daha büyük ödül var mı? Ekibi misyonun kendisi motive ediyor.  Amaç, insanı motive eder. Ekip kendisine sürekli yeni hedefler koyar. ( Bu cümle, Mezuniyet hediyesi isimli yazımı anımsattı.)

:-)

(1) Kendisi ve olup biten hakkında farkındalık… (2) Çevresindekilere saygı, birlikte neler yapılabileceğini düşünmek…

:-)

İlk baştaki karar önemli. Annen baban istedi diye değil, sen karar verdiğin için yapmalısın. Kendi hayatının başrol oyuncususun. Başkasının hayatını ve hayallerini değil, kendi hayatını yaşarsın.

:-)

“En” kavramı tehlikeli bir kavramdır. Üstelik her zaman geçilebilir. En çok yük kaldıran kişi olabilirsin. 300 kilonun altına girersin. Bir süre sonra başkası 350 kilo kaldırabilir.  Ama “ilk” hiçbir zaman geçilemez. Hep “ilk” olarak kalırsın.

:-P

Notlar:

  • Mükemmel’e yolculuk konusunda çalışma yapacak varsa, Nasuh Mahruki ile mutlaka zaman geçirmeli… Birşeyler öğrenmeye çalışmalı.
  • Bu fırsatı yarattığı için Ömer Ekinci’ye, bize zaman ayırdığı için Nasuh Mahruki’ye müteşekkirim.

:-P