"Muhan Soysal" etiketli yazılar:

Muhan Soysal’ın öğrencisi

29 August 2010 Sunday

Ankara Esenboğa havaalanındaydık. İş gezisinden dönüyorduk. Biri benim amirim, diğeri başka departmanın amiri.

Üçümüzün de ODTÜ geçmişi vardı. Okulun ayrı bölümlerinden…

Diğer amir, havaalanına geldiğimiz takside ellerinin kirlendiğini ima etti.  Çantamdan kolonyalı mendil çıkarıp verdim. (Gittiğim lokantalardan alırım. Her zaman yanımda yedek birkaç tane olmasına çalışırım.)

Benim amirimi böcek ısırmış, kaşıyıp kanatmış. Çantamdan bir yara bantı çıkarıp verdim.

Diğer amirin bluzunun üst düğmesi kopmuş. Çantamdaki dikiş setindeki çengelli iğneyi kendisine verdim. (Kaldığım otellerden alırım. Çantada yer kaplamaz.)

“Çantada başka neler var” şakaları yapıldı. Diğer amir “Sen tam bir Muhan Soysal’ın öğrencisisin!” dedi. 

Gururla “EVET” dedim.

:-)

Muhan hocamın 4′üncü vefat yıldönümünde (2 Ağustos’da) yazmalıydım. Ağustos geçmeden yazmak istedim.

Muhan hocam benim kutup yıldızımdı.

Bana verdiğin her güzel bilgi, öğreti, duygu, tutku ve anı için, binlerce kez müteşekkirim Muhan hocam.

:-)

Girişimci / yönetici farkı

21 July 2010 Wednesday

Hocam Osman Ata Ataç‘a sormuşlar:

“Girişimci ile yönetici arasındaki en önemli fark nedir?” diye

  • Osman Ata Ataç Birleşmiş Milletler’in “Az gelişmiş ülke KOBİ’lerinin uluslararası rekabete hazırlanması” konusundaki eğitim programlarını hazırlayan ve bu konuda dünyanın dört bir yanındaki eğitim programlarını yöneten kişidir.

Sorumluluk” diye yanıtlamış. “Yönetici girişimciye karşı sorumlu, onu kar ettirmeye çalışır. Yanında çalışanlara karşı sorumlu, onların maaşını düşünür… Girişimci ise, eğer tutturamazsa onu kapayıp yenisinin peşinde koşar.”

Bir başka hocam, rahmetli Muhan Soysal ise farkı “risk” ile tanımlardı.

Girişimcinin riski yoktur” demişti bir keresinde… “Girişimci riski sizin gördüğünüz gibi görmez. Bir projeye girerken risk faktörünü düşünmez” demek istemişti. Oysa profesyonellik, patronun riskini de asgariye indirme dürtüsünü taşır.

:-P

30 yılı aşkın iş yaşamım sırasında tanıdığım girişimciler gösterdi ki, hocalarım doğrusunu anlatmış.

:-D

Muhan hocamızı anacağız

16 April 2010 Friday

Bugün Muhan Soysal hocamızı anacağız.

40 yıl boyunca ODTÜ İşletme’den mezun olmuş kişiler bir araya gelecek. Muhan hocamızın şehir efsanesine dönüşmüş olan nice öyküsü, bizzat onu yaşayanlar tarafından dillendirilecek.

Dostlarla, tanıdıklarla… Hatta farklı yıllarda aynı kürsüde Muhan hocayı dinlemek ayrıcalığına ulaşmış olan tanımadıklarımızla…

.

Benden bir anı…

Araştırmalar diyor ki “Bir sınıfta en öndeki sandalye sırası ile kürsünün arasındaki uzaklık, sınıfın hiyerarşiyi kabul etmesi ile doğru orantılıdır.”

İdari İlimler Fakültesi öğretim üyeleri de bunu test etmeye karar veriyor.  Sınıftaki tüm sandalyeleri sınıfın en arkasına yığıyorlar.  (yukarıdaki şekil) Derse gelen öğrenciler, o yığından sandalye alıp oturmak zorunda kalıyor.

Ders bitiminde de en öndeki sıra ile kürsü arasındaki mesafeyi ölçüyorlar. (yandaki şekil)

Sonuç ilginç… Kürsüye en yakın olanı İşletmecilik, sonra Ekonomi, en uzak olanı da Kamu Yönetimi sınıfları… Oysa en hızlı solcular, en “eşitlikçi” görünenler Kamu Yönetimi, sonra Ekonomi…

Muhan hoca bunları anlattı. Ertesi hafta  derse geldiğinde… 

Osman, Jale ve ben dizlerimiz duvara deyiyor biçimde oturuyoruz. Kürsü hafif arkamızda kalacak biçimde… “Hiyerarşi de neymiş” gibilerden… (yandaki şekil)

Olağanüstü zekası ile durumu hemen kavradı. Bundan keyif aldı.

O dersi kürsüde bize dönük anlattı. (Arkamızdaki boşluğa geçip, tüm sınıfa  anlatabilirdi.  Bizi de oldukça zor duruma sokardı.) Eylemimizi takdir ettiğini böyle anladık.

Biz de sürekli sol yanımıza bakarak dinledik. Boynumuz biraz ağrıdı. Ama değdi…

:-)

Muhan hocam benim kutup yıldızımdı.

Bana verdiğin her güzel bilgi, duygu, tutku ve anı için, binlerce kez müteşekkirim Muhan hocam.

.