"öğrenmek" etiketli yazılar:

Başarıya giderken

29 July 2010 Thursday

Son [1]  [2]  [3] yazılardan sonra yayınlanan veya “bana özel” gönderilen yorumları okudum. Bazı mevcut ve/veya eski profesyoneller farklı anlamış. Yazıyı okumadan sallayanları zaten dikkate almadım.

“Tamamen amire bağlıdır” cümlesi bazen eksik yorumlanmış.  Profesyonellik iddiasındaki herkeste zaten olması gereken özelliklerden söz etmediğim için.  Oysa daha önce defalarca vurguladım. Profesyonel olmanın bazı kuralları var.

:-D

Eğitim + ediniler + öğretiler bütünüdür demiştik:

Demek ki, çalışkan olacağız. Kendimizi geliştirmeye çalışacağız. Öğrenmekten bıkmayacağız. Güncel mesleki bilgiyi izleyeceğiz. Mezun olduğumuz yıllarda kalmayacağız. Bize verilenle yetinmeyeceğiz.

Düşünce ve davranışlar bütünüdür demiştik:

Demek ki, ahlaklı olacağız. İşimizi önde tutacağız. Bazen patrona rağmen sorumluluk alacağız.

Bunların olması, başarılı olacağınız anlamına gelmiyor.

;-)

Tüm bunlar olduktan sonra (ki zaten olmalı da…) profesyonel olmaya kararlıysanız, iş patrona bakar.

:-D

Mezuniyet sonrası

18 July 2010 Sunday

Öykü rahmetli babamdan…

:-D

Ünlü mimar Sedat Hakkı Eldem‘in hocalık döneminde DGSA Mimarlık‘tan mezun olmuşlar. İşe girmişler.

Bir süre sonra aralarından biri, çalıştığı iş yerinde mimari projede takılmış. Hoca’sını ziyaret edip ona sormak istemiş.

Eskiden eline kalemi alıp 2 dakikada çizen hoca, derste anlattıklarından bir iki cümleyi tekrarlamış. Hepsi o kadar…

Eski öğrencisi “Hocam, şunu bir çiziverseniz…” diyecek olmuş. Hoca hem ders vermiş, hem de takdirlerini bildirmiş:

“Oğlum, düne kadar öğrencimdin. Artık meslekdaşımsın.”

:-P

Ders alma

07 July 2010 Wednesday

Aslında başlık feed-back olacaktı. Ama yabancı dilde başlık koymak istemedim.

Blogu uzun zamandır takip edenler bilirler. Profesyonel yaşamda en önem verdiğim konulardan biri feed-back alma becerisidir. İşe giriş dizisinde [1], [2], [3] bunun üzerinde çok durdum.

:-D

Kişisel olarak da dikkat ederim. Hemen her olgudan bir ders çıkarmaya çalışırım. Aynı hatayı defalarca yapmaktan bilinçli olarak kaçınırım.

Ne var ki hiç dikkate almadığım feed-back’ler de oluyor. Şöyle ki:

:-( Arka sıraya oturup kıkırdamak için derse geliyorlar. İş hayatına dokunmadan MBA’e başlamışlar. Sanki okulun devamı gibi MBA’e gelmiş. “Ayrı oturun” deyince, “Lise öğretmeni muamelesi yaptığımı” söylüyorlar. “Mecburen öyle yapıyorum. Siz lise öğrencisi gibi davranıyorsunuz!” diyorum. Bozuluyorlar…

:-( CRM’i yanlış anlıyor. Derste “bir müşteri olarak…” diye ödev sayısı konusunda fikir söylüyor. Sanki “parasını veriyorum, ona göre davran” tarzında… “Benim durduğum yerden bakınca, müşteri değil öğrenci gibi görünüyorsun” diyorum. Bozuluyor.

:-( Bir banka ile sorun yaşamış. Başına gelen olayı anlatıyor. Bankanın nasıl düşündüğü konusuna kendisini inandırmış. 20 yılımı bankada (üstelik onun şikayetçi olduğu alanda) geçirmişim. Yanlış düşündüğünü anlatıyorum. Aynı cümleleri tekrarlıyor. Öğrencilerden biri Banka Teftiş Kurulu üyesi. O da anlatıyor. Ama nafile… “Tamam konuyu uzatmayalım. Ders sonrası tartışalım.” diyorum. “Benim konuşma hakkımı elimden alamazsınız” diyor. “Arkadaşlar buraya senin konuşmanı dinlemek için değil, CRM dersini dinlemek için geliyor.” diyorum. Bozuluyor ve sınıfı terk ediyor.

:-( Bir öğrenci her derste gıcıklık yapmaya başlıyor. Sanki evde prova yapmışcasına… Onun yaşlarında onlarcası yanımda çalışmış, yüzlercesi ile daha okurken (öğrenci asistan olduğumda) uğraşmışım. Vız geliyor… O daha sinirlenip tansiyonu artırıyor. İstediği karşılığı alamıyor. Hep yenik düşüyor. Sonradan (kız arkadaşından) öğreniyorum. Aynı sınıfta öğrenci olan kız arkadaşı beni methetmiş. O da “erkeklik gururu” yapıyormuş.

:-( Ödevde bir kavramı farklı düşünüyor. Notunu beğenmiyor. Açıklamayı da iyi okumamış. Eline klavyeyi alıp döşeniyor. Öyle cümleler var ki… Terbiye sınırlarını çoktan aşmış. Amaç feed-back değil de saldırı olunca yanıt vermiyorum. Daha çok bozuluyor.

;-)

Dönem sonuna gelindiğinde, öğrenciler hakkımızdaki görüşlerini forumlarda yazıyor. Eskiden ciddiye alırdım. Artık hiç bakmıyorum bile…

Bu kafa yapısındakiler aleyhte yazsalar ne olur, methetseler ne farkeder.

:-P

Düzgün feed-back verecek olan öğrenci sınıfta konuşuyor. “Derste daha çok gerçek hayat uygulaması görmek istiyorum” diyor. “Bu ödev birikimime katkıda bulunmadı” diyor. “Hayatta hiç çağrı merkezi ekranı görmedim. Sizin anlattığınız yetmiyor.” diyor. “Analitik CRM’e daha çok zaman ayıralım” diyor. “Sizin 14 yılda öğrendiğinizi bizim 14 haftada öğrenmemizi beklemeyin” diyor.

Ama en önemli feed-back hangisidir biliyor musunuz? Mezuniyet töreninde sarılması… Birlikte resim çektirmek istemesi…  Anne-babasını (veya eşini) tanıştırması, onların “evde sizden çok övgüyle bahsetti” demesi…

Artık hiçbir ilişkisi kalmamıştır. Hayatının sonraki zorunlulukları içinde hiç yerim yoktur. O anda övgü cümleleri söylüyorsa, iyi yapmışımdır.

Gururlanırım.

:-D