"pazarlama" etiketli yazılar:

Kırmızı kutu(lar)

09 March 2010 Tuesday

Son günlerde friendfeed’de olay çıkaran kırmızı kutudan bana da geldi.

Güzel bir çalışma… 41?29! ekibi “Yaman Gezgin” ile çıktığı yolculukta, yine kaliteli adımlarla yürüyor. Keyifle izliyorum.

Erken zamanlarda bir-iki deneyime yakından bakmış kişilerin SMU (Sosyal Mecralar Uzmanı) olduğu bu ortamda, başarılara imza atan ve bunları da ödüllerle süsleyenlere tebrikler…

:-P

“Bana da geldi…” deyince yeniden alevlenecek bir tartışmayı açmak istemem. “Neden hep aynı kişiler?” sorusunun yanıtını Alemşah uzun uzun yanıtladı.

Daha sorulmadan ben de yanıtlayayım.

Bende bir dizi daha kırmızı kutular var. Resimlerini yan tarafa koydum.  Ayrıca lacivert ve siyah kutular da var. (Resim çekmeyi beceremediğim için kusura bakmayın. )

:-P

Bu kutuların içindekileri de hemen yandaki resimde görebilirsiniz.

Biliyor musunuz?.. Bu kadife kaplı kırmızı, lacivert ve siyah kutuları da hep aynı kişilere veriyorlar…

:-P

Hangi üniversitede veya eğitim kurumunda konuşmaya davet edildiysem, aynı arkadaşlar ile karşılaşıyorum.

:-P

Daha önce de yazmıştım. Anne karnındaki bebek tekme atınca twitter’a mesaj gidiyor. Veya bebek oyuncağı ile oynadığında, bazı hareketleri yapınca…

Sosyal mecralarda var olmanız için büyümenize, hatta doğmanıza bile gerek yok…

Kendi payıma “Neden hep aynı kişiler?..” diye hiç sormuyorum.

:-)

Ek okuma malzemesi:

  1. Bilinen bir şeyi tekrarlamakta fayda var, yaptığımız yorumlar bizim hakkımızda bir şeyler söyler, hedef aldığımız kişi hakkında değil…
  2. Türk sosyal medyasının resmi
  3. Promosyon kuyruklarında birbirini ezenlere artık şaşırmayacağım.
  4. Kırmızı üzerine (Anlamamakta ısrar edenler için geniş açıklama)

;-)

Veri ambarı oluştururken…

08 March 2010 Monday

Geçmiş araştırmalar, çene enerjisi ile pek bir iş başarılamadığını,
hatta kilo vermeye bile yaramadığını, sadece ömür veya zaman
tüketildiğini ortaya çıkarmıştır.

Hayatında bir tek hammadde ambarı veya mamul madde ambarı görmemiş Pazarlamacılar ve IT’ciler, gerçek zamanlı veri ambarı üzerinde uzun tartışmalar yaparak ambarın nasıl olması gerektiği üzerine saatlerce çene enerjisi tüketebilirler.

:-P

Projeye başlamadan önce ilgili elemanların büyük ölçekli Migros, Carrefour, Metro gibi bir süpermarketi alışverişin yoğun olduğu hafta sonu günlerinden birinde gezmelerini öneriyorum.

Öyle boş gezerek değil… Bir yandan alışveriş bütün hızıyla devam ederken, diğer yandan boşalan reyonların nasıl doldurulduğunu izleyerek ve yürütülen operasyonu anlamaya çalışarak gezmelerini…

Bu önerim hem iş birimleri hem de IT’ciler için geçerlidir. Hatta, uygulama gücünüz varsa, ne öğrendiniz diye sözlü sınav da yapın.

:-P

Unutmayalım ki, bir veri ambarı kurmak pazarlamacının ana amaçlarından biri olmadığı için, bu talebin HAKLI BİR NEDENİ olmalıdır. Yani, bu aracı kullanmak istiyorsanız ne amaçla kullanacağınızı bilmeniz gerekir.

Nasıl ki bir oto tamircisi, “alet çantasında bulunsun, belki bir gün gerekir” diye 2 metre boyunda bir odun testeresi satın almazsa, biz de pazarlamacı olarak bu devasa aracı nerede ve ne zaman kullanacağımızı bilerek ısmarlamalıyız.

:-)

Müşteri odaklı bir şirket olmak için yapılacak zorunlu hareketleri Smart Marketing Journal‘da yazmaya devam ediyorum.  Bu yazı, müşteri odaklılık yolunda alt-yapı düzenlemeleri üzerine yazdığım [1] ve [2] yazıların devamı gibi düşünülmeli.

  • Yukarıdaki resim, Amazon‘un ilk zamanlarındaki ambarlarından birine aittir.

:-D

EKLEME: Bu yazı üzerine Sets Turan ile friendfeed’de yazıştık. Sonra Sets Turan kendi blogunda çok kapsamlı bir yazı hazırladı. Bu ayrıntılı yazıyı ve üzerine friendfeed’de yapılan yorumları da okumalısınız.

:-D

Büyümeye çalışırken (2)

12 February 2010 Friday

Girişim başarılı olmuş. Çabuk büyümüş. Girişimci gözünü yurt dışına dikmiş. Kadrosunu güçlendirmeye karar vermiş. Ülkenin büyük şirketlerinden adamlar almış.Grow1

Şirket, piyasanın gelişmesi ve reklamlar sayesinde büyümeye devam ediyor. Patronun yurt dışı hayalleri sürüyor. Ama aynı oranda içeride sorunlar da büyüyor.

Dinlerken aklıma şu soru geliverdi. Büyük şirketlerden adam alınca, hemen o adamların geldiği şirket kadar büyümek mümkün mü?

Yanıtım HAYIR.

;-)

Büyük şirketlerin doğası farklı. Birçok konuda uzmanlar var.

Hani bebeklere parmaklarını kullanmayı öğretirken söylenen  “bu almış, bu getirmiş, bu pişirmiş, bu da yemiş” tekerlemesi var ya… O tekerleme büyük şirketleri anlatır.

Her bir konudan sorumlu birileri vardır. Kimse her işi tek başına kotarmaz. kotaramaz.

:-D

Bir etmen daha var…

Büyük şirketlerden küçük girişimlere gelenler, çoğunlukla “aradığını bulamamış” kişilerdir.

Onları ikna etmeye çalışan patron da “özgeçmiş” üzerinde durur. Öz-gelecek gözardı edilir.  Bu kişinin kendi girişimine yapacağı katkı, patronu büyüler.

İlginç tarafı bu adamlar da kendi sınırlarını bilmezler. Çok sayıda kişi ile birlikte çalışmanın getirdiği kolaylıkları, kendi becerileri sanırlar.

;-)

Biliyorum istisnaları var ama, büyük şirketlerden küçük girişimcilere gelenlerin başarılı olması sık rastlanır bir durum değildir. Bireysel çaba apayrı bir beceriler bütünüdür.

Tıpkı kurumsal yaşamayı becerme çabası gibi…

:-D

:-P