"profesyonellik" etiketli yazılar:

Başarıya giderken

29 July 2010 Thursday

Son [1]  [2]  [3] yazılardan sonra yayınlanan veya “bana özel” gönderilen yorumları okudum. Bazı mevcut ve/veya eski profesyoneller farklı anlamış. Yazıyı okumadan sallayanları zaten dikkate almadım.

“Tamamen amire bağlıdır” cümlesi bazen eksik yorumlanmış.  Profesyonellik iddiasındaki herkeste zaten olması gereken özelliklerden söz etmediğim için.  Oysa daha önce defalarca vurguladım. Profesyonel olmanın bazı kuralları var.

:-D

Eğitim + ediniler + öğretiler bütünüdür demiştik:

Demek ki, çalışkan olacağız. Kendimizi geliştirmeye çalışacağız. Öğrenmekten bıkmayacağız. Güncel mesleki bilgiyi izleyeceğiz. Mezun olduğumuz yıllarda kalmayacağız. Bize verilenle yetinmeyeceğiz.

Düşünce ve davranışlar bütünüdür demiştik:

Demek ki, ahlaklı olacağız. İşimizi önde tutacağız. Bazen patrona rağmen sorumluluk alacağız.

Bunların olması, başarılı olacağınız anlamına gelmiyor.

;-)

Tüm bunlar olduktan sonra (ki zaten olmalı da…) profesyonel olmaya kararlıysanız, iş patrona bakar.

:-D

Başarı öncesi

28 July 2010 Wednesday

Profesyonel iş hayatımda, benim dışımdaki başarı nedenlerini irdelemeye çalıştım.

:-P

Başarımın tamamen amirime bağlı olduğunu anladım.

Bana güvenildiğinde, yeterli saha verildiğinde, projelerim desteklendiğinde ekibimi kendi şirketim gibi yönetiyordum. Her seferinde başarılı oluyordu.

Bağlı olduğum kişi beni gereksiz sürtüşmelerden uzak tuttuğunda, işime odaklanmama izin verildiğinde şirkete milyonlarca dolar kazandıran işler, yenilikler ortaya çıkıyordu.

diye yazdım.

:-D

İyi de o AMİR…

Herkese güven duymalı mı? Herkesin içinde bir cevher olup olmadığını anlamaya çalışmalı mı? Onun bu kadar zamanı var mı?

Hepsinin yanıtı OLUMSUZ. İşimize gelince ışık hızı (internet) derken, zorlanınca “bir fırsat daha” istenmesi çelişki yaratıyor. Kimsenin para, zaman, insan, işyeri, vb… kaynakları herkese bu şansları verecek kadar kısıtsız değil.

;-)

Sizin kendinizi göstermeniz gerek. Önce maaş veya unvan diye tutturup, sonra da “patron bana yeterince fırsat vermedi” demeyin.

“Ben şansımı yanlış kullandım” deyin.

:-D

Başarının arkasında neler var?

26 July 2010 Monday

Girişim başarılı olmayınca yöneticiliğe başlayan bir arkadaşın sorusu oldu. Girişim / Yönetim arasında kalmak üzerine yazdım.

Sonra, eksik bilgi verdiğimi düşündüm. 30 yılı aşkın profesyonel yaşamda, başarılı olduğum kadar başarısızlıklarım da olduğunu yazmalıydım. 

Dengeyi tamamlamak için benim dışımdaki başarı etmenlerini yazmaya karar verdim.

:-P

Danışmanlık şirketinde yabancı amirlerle anlaşabildim, ama Türk patrona uyum sağlayamadım.

Küçük bir deniz acenteliğine girdim. 1.5 yıl sonra gelirlerin %70′i benim satış faaliyetlerimden geliyordu. Türkiye’nin 4′üncü büyük acentesine geçtim. 6 ay sonunda kaçtım.

Büyük bir bankada, yeni kurulan satış ekibi ile %45′e yakın pazar payı elde ettik.

Çok küçük bir leasing firmasında birkaç ay içinde eskisinin 6 katı ciroya ulaştık. Genel Müdür değişti. Kovuldum.

Türkiye’nin en büyük özel sermayeli leasing şirketinde danışmanlık yaptım. Genel Müdür “beklediğinden çok daha iyi” olduğunu defalarca söyledi.

Büyük bankaya geri çağırıldım. Taksitkart’ı çıkardım. İç savaşta konumlanamadım. Kovuldum.

Orta ölçekli bankada “Türkiye’de ilk defa…” denecek projelere başladım. Amirim değişti. Kovulmadan önce ayrıldım.

Küçük bankada Ürün Geliştirme‘yi üstlendim. Geldiğimde 3 – 4 temel perakende bankacılık ürünü vardı. 2 yıl içinde büyük bankalardaki tüm ürün yelpazesine ulaşmıştık. Birçok da “Türkiye’de ilk defa…“lar hayata geçti. Patron değişti. Yabancılar geldi. Kovuldum.

Büyük perakendeci bir şirkete bilgi yönetimi (knowledge management) ve CRM projesi yapmaya gittim. Amir değişti. Türkiye’nin en gelişmiş sadakat kartını yaptım. Proje hayata geçti. Daha fazla dayanamadım. Ayrıldım.

:-P

Başarılarımı başarısızlıklarımla karşılaştırdım. Çıkarımlarım şöyle:

Ölçek etmen değil: Büyük şirketlerde de, küçük şirketlerde de her iki yönü  yaşamışım.

Sektör de etmen değil: Deniz acenteliği, banka, leasing, perakendecilerde her iki yönü de yaşamışım.

:-P

Başarımın amirime bağlı olduğunu anladım.

Bana güvenildiğinde, yeterli saha verildiğinde, projelerim desteklendiğinde ekibimi kendi şirketim gibi yönetiyordum. Her seferinde başarılı oluyordu.

Bağlı olduğum kişi beni gereksiz sürtüşmelerden uzak tuttuğunda, işime odaklanmama izin verildiğinde şirkete milyonlarca dolar kazandıran işler, yenilikler ortaya çıkıyordu.

:-)

Bu nedenle birçok sohbette şunu söylemişimdir.

Profesyonellik, tek başına icra edilen bir iş değildir.

:-P