"proje" etiketli yazılar:

Bürokrat duruş…

16 September 2009 Wednesday

İş yaşamımın başlarındaydım. Mezun olduktan sonraki ilk işim. Bir danışmanlık şirketinde çalışıyorum. Ofisimiz, müşteri kurumun binasında… Bize nasıl bir oda verirlerse, oraya yerleşiyoruz. Olay mahallindeyiz…

Ekip başı daha önce de yazdığım büyük usta David Owen Hill… Benden bir yıl önce mezun bir arkadaş ile ben de ekipdeyiz.

Odanın bir – hatta bir buçuk – duvarında pencere var. (Kaloriferin üstünden tavana kadar. )

yerlesim

David masasını pencerelerden birinin dibine yerleştirdi. Masayı ve geri kalan mekanı en verimli kullanacak şekilde…

Sonra arkadaş yerleşti. Odanın ortasına yakın… Yüzü kapıya dönük…

Ben de David gibi yerleştirdim. Yüzüm pencereye – dışarıya – dönük olarak… Tüm öğrenciliğim zamanında, odamdaki masa nasıl duruyorsa, işteki masamı da öyle konumlandırmış oldum.

Arkadaş’ın o köşeyi seçmemesine çok sevindim…Pencerenin önündeki mesafe (eşik) de kullanılır. Ayrıca duvara veya pencereye post-it’ler yapıştırılabilir. (14’üncü katta olduğumuz için sokaktan geçenleri de rahatsız etmez.) Masanın ucundan bir şeyler aşağı düşmez… Çok daha verimli olur…

;-)

O zamandan beri merak ederim. Daha rahat olmak yerine  bürokrat duruşlu masaların neden bu kadar önemsendiğini…

:-P

Proje bitirilmeli

26 August 2009 Wednesday

Bir dönemler…

Şirkete girdiğimin daha 6’ıncı ayı idi. Projeye başlamışım. Güzel de ilerliyor. Ama amirimin projeyi kavrama becerisi sıfırın altında… 6 yıl önceki noktada kalmış. Teknolojiden habersiz. Anlamaya da çalışmıyor.

Üstelik, terbiyesizlik yapmayı, hakaret etmeyi yönetmek sanıyor… Sonra da “liderlik davranışı” diyor bunlara…

Yine etrafa hakaretler ettiği bir toplantıda (daha sonunu beklemeden) çıkıp gitmeyi düşündüm. Yaş ilerleyince insan sakin oluyor. Bitene kadar kaldım. Toplantıdan sonra yakın bir arkadaşıma gittim. Durumu anlattım.

Dedi ki:

  • “Projeni beğeniyorsan, bekle… Bitirdikten sonra ayrıl. Eğer güzel bir proje ise ve onlar bitirirse, başarıya sahip çıkarlar. Eğer projeyi bitiremezlerse, suçu sana atarlar.”

Arkadaşımın dediğini uyguladım. Projenin ilk aşamaları bitti. Hayata geçti. O sene şirkette başarılı olan tek şey benim projem idi.

:-P

Şov devam etmeli derler ya… Aynısından… Önce projeyi salimen teslim etmeli…

Sonra…

:-D

Amirim, duy sesimizi…

29 July 2009 Wednesday

Geçenlerde yönetim düzeyindeki bir arkadaş ile sohbet ediyordum. Herkesin mesajında Cc:de olmaktan yakındı.

“İç yazışma’dan e-posta’ya”  isimli yazıda, şirket içindeki yazışmalara biraz dokunmuştuk. (Yeniden okumanızı öneririm).

:-P

Bir anımı anlattım.

Ekibimin onlarca proje ile ilgilendiği bir dönem… Bölümün matrix yapısı gereğince, her projede birçok paydaş var. Hani, doğru müşteriye, doğru kanaldan, doğru ürünü, doğru teklif ile sunacağız demişiz ya.

Hemen her projede, kanal yönetimi, ürün geliştirme, CRM birimleri çalışıyor. Her birinin proje yöneticisi olduğu projeler var. Birinde “patron” sizseniz, diğerinde başkası… İşleri, görevleri baştan konuşuyoruz. Sorun çıkmadıkça bana gelmesini istemiyorum. Sorun çıkarsa… Zaten benim görevim.

Bazı yöneticiler, kendi elemanlarına gönderilen her mesajda “bana da CC yapılsın” derler. Aksine… Mutlaka okumam gerekmeyen mesajların bana gönderilmesini istemem.

Ekipteki birkaç arkadaş “ne kadar çalışkan olduğumu görün” gibilerden, kendi aralarındaki her mesaja beni de CC ekliyordu. Sohbet aralarında “ben görmesem de olur” mesajını verdim. Heyhat… İşe yaramadı…

Sonra ekibime bir e-posta gönderdim.

ic_mesaj1

Bazı arkadaşlarımız hemen uyum sağladılar. Ama bir kısmının “ne kadar çalışkan olduğumu görün” tavrı devam etti. Bana 2 – 3 gün CC gelmiyor. Sonra da tüm mesaj zincirini bir defada gönderiyor. 20 – 30 tane mesaj. Gerekçe “süreç konusunda bilgi vermek istedim”…

Karar bekleniyor mu? Hayır. Niye gönderdin?… “Siz bilin istedim… Hani, sorarlarsa…”.

Bir süre sonra benden ikinci bir e-posta…

Bilin bakalım Konu: kısmında ne yazıyordu…

ic_mesaj_02

:-P