"strateji" etiketli yazılar:

Kaptan da usta olmalı

19 April 2010 Monday

Cuma akşamı, bir dönem birlikte çalıştığım dostlardan biri ile karşılaştım. Şu anda yönettiği büyük firmayı konuştuk.

;-)

Büyük bir şirketin dev bir tanker gibi olduğundan bahsettik. Hani şu 3 futbol sahası büyüklüğünde olanlar…

Deniz acenteliğinde çalıştığım zaman- larda okumuştum. Tam yol giderken motorları durdurduğunda 16 – 18 km sonra duruyordu… (Kadıköy’de motoru kapatıyor, Pendik’te duruyor gibi düşünün. )

Tam yol giderken tam yol tornistan yaptığında ise 4 km sonra durabiliyor… (Kadıköy – Göztepe arası gibi…) Bu arada önüne ne gelirse…

Bu büyüklükte olan bir şeyin esnek olması da mümkün değil elbet… Ani değişiklik yapılması söz konusu değil. Çabuk değişen koşullara uyum sağlamakta zorluk çekebiliyor…

Planlama, strateji burada çok önem kazanıyor. Önceden çok iyi düşünülmeli…

Ama büyüklüğün olumlu yanları da var. Bir kere harekete geçirildiğinde, ivmesi ile sürüp gidiyor.

:-)

Sonuçta ehil bir kaptan gerekiyor. Aksi takdirde gemi hem kendine, hem mürettebata (çalışanlara),   hem de çevreye hasar verebiliyor.

Başarılar diledim kendisine… Zor iş…

:-D

Dinlediklerim – Barbaros Şansal

13 April 2010 Tuesday

Project House‘un bir etkinliği olan Deep Talk @ F11′de, Nisan ayının konuğu Barbaros Şansal idi.

Bir saatten uzun süren “beyni ile dili arasındaki filtreleri kaldırdığı” muhteşem sohbetinin tamamını yazacak kadar hızlı not tutamadım. Ama her yaratıcının kulağına küpe olması gereken bazı cümleleri not edebildim.

Buyrun…

:-D

Yaratıcılık asla demokratik değildir.

Strateji güzelliği döver.

Güven ve güzellik bir sivilceye bakar.

Düşündüğün dilde seviş, düşmanının dilinde savaş.

Nitelik değişince mutlaka nicelik de değişir. Ama her nicelik değiştiğinde, nitelik değişmez.

Kamburunuzu donanım yapmayı bilmelisiniz. Deve, hörgücü olmasa çöle çıkamaz.

Etrafinda kimlerin ve nelerin kalacağı değil, kimlerin ve nelerin çıkacağı önemlidir.

Bakma gör; koklama nefs et; yeme lezzet al; dokunma hisset.

Sözü süzmenin manası yok. Özü sızdırdıysanız anlamlı…

Herkesin kendi piramiti var. Onun zirvesine çıkar. Elbette sonra da iner. Nereden indiğin önemlidir.

Yıllarca yürümeyen arabalar ve yürüyen çamaşır makineleri üreten sanayimiz oldu.

Neden kutudaki joker olup desteyi istediğin yerden kesmiyorsun?

Diğer canlılar, aynadaki aksini izleyerek yaşlanmaz.

Komünist, faşit, vb… ist‘lerden ve izm‘lerden hoşlanmam. İST ve İZM, bavuluma İstanbul ve İzmir için takılan etiketlerden ibarettir.

Erişilebilir olursan ulaşılmaz olursun. Ama ulaşılmaz olmak istersen hiçbir şey olamazsın.

Onların sizin hakkında ne düşündüğü değil, sizin onlar hakkında ne düşündüğünüz önemli.

Talebe göre arz, sizi köleleştirir. Talep edilenden daha fazlasını üretmelisiniz. O zaman kazık kök değil sac ayağı kök salarsınız. Çekince çıkmaz, tüm toprağınızı da yanınıza alırsınız.

:-D

Bir saati aşkın dolu ve yoğun konuşma sırasında güldük, düşündük. Barbaros Şansal’ın hızlı ve akıcı konuşması sırasında ancak bu kadarın notunu tutabildim. Şu video konuşmanın genel havası hakkında fikir verebilir.

Klişe bir bitirme cümlesi olacak… Bu güzel etkinlik için Barbaros Şansal’a ve Project House’a teşekkürler.

:-P

Veri tabanı deyince

12 April 2010 Monday

Veri tabanına dayalı pazarlama” denildiğinde farklı şeyler anlıyoruz.

Bir kısmı, pazarlamayı veri tabanına dayandırıp müşteri ihtiyaçlarına, özelliklerine aldırmadan mesaj göndermeyi CRM sanıyor.

Bazı eğlenceli örnekleri de verdim geçmişte…

:-P

Ben ise “pazarlamanın bir ayağının tabanı veriye dayalı olmalı” diyorum.  Mevcut ortamı, ürünlerin kullanımını, rakiplerin davranışlarını, vb… bilmeden pazarlama yapamazsınız.

  • Aksi takdirde, yukarıdaki şekli arkanızda görürsünüz. :-P

Pazarlamanın diğer ayağı ise vizyona, öngörüye, yaratıcılığa dayalı olmalı.

:-P