"ünvan" etiketli yazılar:

Gizlilik sözleşmesi

20 August 2010 Friday

Çalıştığım şirketi yabancılar satın aldıktan sonraydı. Uluslararası bir proje için Anvers’e çağırıldık. Her ülkeden 2 – 3 kişi ve Genel Merkez’den 5 – 6 kişi büyük bir masa etrafında toplandık.

Toplantı başladı. Herkes sırayla kendisini  tanıttı. Sonra toplantıyı yöneten kişi herkese 2 sayfalık bir belge verdi. Bir gizlilik sözleşmesi. İçinde her şey var. “Bu proje ile ilgili olarak rüyanda bile konuşamazsın” gibilerden…

:-P

“Bunu imzalamak istemeyenlerin toplantıyı terketmesi gerekir” dedi.

Toplantıyı yönetenin de amiri olan kişi de oradaydı. Ayağa kalktı.

“Az önce dinlediğim kadarıyla bulunduğunuz unvan düzeyine göre, bunu imzalamak istemeyenlerin sadece toplantıyı değil şirketi de terketmesi gerekir” dedi.

Bence de haklıydı.

:-P

Başarı öncesi

28 July 2010 Wednesday

Profesyonel iş hayatımda, benim dışımdaki başarı nedenlerini irdelemeye çalıştım.

:-P

Başarımın tamamen amirime bağlı olduğunu anladım.

Bana güvenildiğinde, yeterli saha verildiğinde, projelerim desteklendiğinde ekibimi kendi şirketim gibi yönetiyordum. Her seferinde başarılı oluyordu.

Bağlı olduğum kişi beni gereksiz sürtüşmelerden uzak tuttuğunda, işime odaklanmama izin verildiğinde şirkete milyonlarca dolar kazandıran işler, yenilikler ortaya çıkıyordu.

diye yazdım.

:-D

İyi de o AMİR…

Herkese güven duymalı mı? Herkesin içinde bir cevher olup olmadığını anlamaya çalışmalı mı? Onun bu kadar zamanı var mı?

Hepsinin yanıtı OLUMSUZ. İşimize gelince ışık hızı (internet) derken, zorlanınca “bir fırsat daha” istenmesi çelişki yaratıyor. Kimsenin para, zaman, insan, işyeri, vb… kaynakları herkese bu şansları verecek kadar kısıtsız değil.

;-)

Sizin kendinizi göstermeniz gerek. Önce maaş veya unvan diye tutturup, sonra da “patron bana yeterince fırsat vermedi” demeyin.

“Ben şansımı yanlış kullandım” deyin.

:-D

Unvanı mesleği sanmak

05 October 2009 Monday

Okula müdür olur. Kendisinin öğretmen olduğunu unutur. Mesleğini sorunca, okul müdürü olduğunu söyler. Giderek kendisini öylesine inandırır ki, öğretmen olduğunu unutuverir.

Biliyorum… Aldığın unvana, oturduğun koltuğa göre sorumlulukların değişir, karar süreçleri ve karar etmenleri farklılaşır… Ne var ki, mesleğin temel hareketleri beyninin bir köşesinde aynı kalmalıdır. Bir gün, sahneden indiğinde çok lazım olur.

Giderek daha çok karşılaşıyoruz bunlarla… Atama veya seçim ile geldikleri koltuğu, meslekleri sanıyorlar.

:-P

20 yıla yakın bir süre boyunca bankalarda çalıştım. Birçok “Türkiye’de ilk defa” diye adlandırılacak projeye imza attım.

- Kaç yıldır bankacısınız?” diye soranları

- Bankacı değilim. Perakende pazarlamacıyım… Şu anda bir bankada çalışıyorum” diye yanıtladım.

Bankadan emekli oldum. Ama, emekli bankacı değilim. Perakende pazarlamacı’lığım  devam ediyor. Danışmanlık veriyorum.

:-P

Öğretmen olunca, emekli olunmaz. Ama “müdür olduğunda yürüyüşün değişti ise”, emekli müdür olunur… Daha kötüsü, emekli olamadan eski müdür de olunabilir.

Yukarıda yazdıklarım sadece öğretmenler için geçerli değil.  Başhekim olan doktorlar, dernek başkanı olan eski mezunlar, oda başkanı olan zenaat erbabı, milletvekili hatta bakan olan vatandaş… Emekli veya eski olunca yıkılmamanın yolu belli. Mesleğini bilmek…

Özet zaten başlıkta yazılı: Unvan meslek değildir.

;-)