"usta" etiketli yazılar:

Ofis içi yazışmalar

26 August 2010 Thursday

Diğer bölüm Direktör‘ü “Elemanlarınız mesaj gönderirken, sizi Cc’ye koymuyor. Sizin Cc’de olmadığınız mesajları ben ciddiye almıyorum.” dedi.

Gençler, “Nasıl yani oldum” diyorlar ya… Tam o durumda kaldım.

“Ekibime güveniyorum. İşlerinin ustası olduklarını da biliyorum. Cc’de olmamam, onların arkasında durmadığım anlamına gelmez.” dedim.

Beni Cc’ye koymamalarını bizzat istediğimi anlattım. “Zaten aynı kattayız. Bana danışılması gerekiyorsa,  hemen sorarlar.” dedim. Ama başaramadım.

Departmanlar arası yazışmalarda mutlaka Direktör’lerin Cc’de olması gerektiğini iddia etti. İkna edemedim.

:-)

Bizim ekip onlarca proje yapıyordu. Bankaya her yıl 2.5 – 3 milyon dolar ek  verim üreten projeler yapıldı.  Hanımefendi ise, bütün gün e-posta mesajı okuyor ve yazıyordu.

Sorunca da “çok yoğunum” diye yanıtlıyordu.

:-D

Mutlaka “kan” çıkmalı

31 March 2010 Wednesday

Bu cümleyi duyunca aklınıza ne geliyor.

;-)

Genç reklamcı arkadaş anlattı.

Tasarımı yapmış. Ustasına götürmüş. Usta çalışmayı incelemiş.

Bunu müşteri çok beğenir. Ama bize Cannes’da ödül getirmez. Üstüne biraz daha çalış…” demiş masanın üstüne atarken…

Başlık cümlesi veya “Kan çıkarmayacak işleri getirmeyin” genç arkadaşın en sık duyduğu cümlelermiş.

  • Ben söylendiği gibi yazdım. Aslında yazarken Cannes diye yazılmalı… “Cannes”, kan okunur da…

:-P

Karpuzcu da aynı şeyleri söylüyor sanki… “Kan çıkmazsa para yok…”

:-P

Bu vesileyle aklıma geliverdi. Şu KIRMIZI ÖDÜLLERİ var ya…

Acaba kan kırmızısı mı, yoksa Cannes kırmızısı mı?

:-P

Babasından öğrendikleri

18 January 2010 Monday

Genç adamla konuşuyoruz. Şu anda çalıştığı şirketten bahsediyorum.

Şirketteki direktörler, sektörün tanınan ustaları. Bir çok konuda, gençler sormadan onlara yardım ediyorlar. Onlara rağmen…

Size şu konuda yardımcı olayım” diye geliyor tecrübeliler… Üstelik çok yoğunlar… Bunca işin arasında gençlere yardıma çalışıyorlar.

:-P

angerBirçok şirkette nasıl davranıldığını söylüyorum. “Şu hatayı orada yapmış olsaydın, masanın üzerine patronun ayakkabılarını görürdün. “Hangi salak yaptı bu hatayı…” diye ayağını senin masana vurarak bağırırdı.” diye anlatıyorum.

Bizimki inanmıyor. “Niye öyle olsun ki? Herkes bu kadar kötü mü?… ” diyor.

(resim bu linkten alındı)

Soruyorum: “Baban sana nasıl öğütledi. Herkese yardımcı ol. Bildiklerini herkesle paylaş mı dedi?”

“Hayır.” diyor.  “İnsanlar birbirlerinin üstüne basar dedi. Bildiklerini anlatma dedi.”

“Biliyor musun… Herkes baban gibi… Başkalarına güvenmiyor. Kuşku içinde yaşıyor. İş öğretmemeye çaba sarf ediyor. O yüzden bu şirket istisnalardan biri…” diyorum.

Ve tekrarlıyorum. “Hemen herkes baban gibi düşünüyor!.. Herkesi baban gibiler eğitiyor. O nedenle, çoğunluk bir diğerine yardım etmiyor.”

:-P

İşe yarıyor mu… Elbette hayır.

:-(