"uzmanlık" etiketli yazılar:

Çabalama kaptan

13 July 2009 Monday

Bir çok kişiye şu soruyu sormuşumdur.

  • Geminin nereye gideceğine kaptan mı karar verir?

Genç yaşlarda, alt unvanlarda olanlar çoğunlukla EVET derler. İş hayatında anlamlı bir süre çalışan ve dinamikleri kavrayanlar farklı yanıtlar.

:-o

Büyükçe bir yolcu gemimiz olsa… Bu gemiye taşıyacak yolcu bulmamız gerekir. Hangi mevsimde, nereden nereye yolcu taşımanın bize para kazandıracağına bakarız. Çeşitli turizm firmaları ile anlaşmalar yaparız. Geminin nereden nereye gideceği de böylece belirlenir.

Kaptan ne yapar. Kendisine verilen çıkış – varış limanları arasında geminin düzgün bir şekilde gitmesini sağlar. Motorların düzgün çalışması, sürekli bakım yapılması, ışıklarının yanması, geminin temizliği, vb… Kaptan’a bağlı mürettebatın sorumluluğundadır.

Yani Kaptan’ın yönetiminde olan ekibin sorumluluğu, varılması gereken hedefe hızlı, güvenli bir biçimde gidilmesini sağlamaktır.

Varılacak liman hakkında söz söyleyebilir mi?.. En fazla “o limana yanaşmak çok zordur, hemen yakınındaki şu liman olur mu?” diye önerebilir. “Ben Portekiz’ce bilmiyorum. O nedenle Brezilya’ya gidilmesin” diyemez…

;-)

Bunları neden yazdım. Son günlerde çok duyuyorum. Operasyon’cular, hatta IT’ciler kendi özel nedenleri ile keyfi kararlar alıyor, diğer bölümlerin iş yapmasını engelliyorlarmış. Benim de başıma birkaç kere gelmişti…

IT müdürü karar vermiş. E-posta dışında tüm iletişimi kapatmış. Word, Excel, Powerpoint dışında dosyaların da açılmasını engellemiş. Nedeni de çok uzmanca…  Güvenlik

Pazarlama departmanı, ajanstan gelen reklam filmini görmek için her seferinde izin istiyor. Bu izin de süreli…

Çağdaş pazarlamanın gereği… Web ortamında da var olmak için çalışıyorlar. Ama Facebook, Friendfeed, Twitter, Xing, vb… pazarlama departmanına dahi kapalı.

IT’nin bunlarla işi yok. Ama kendileri her yere erişebiliyorlar. Üstelik, yetkilere göre kullanıcılara isim takmışlar. Kendileri “ayrıcalıklı kullanıcı”, diğerleri “alt kullanıcı”…

IT müdürü “Biz herkesin, her şeye erişimini kapatırız. Zırıldayan olursa, ona göre açarız” demiş. Kimse de “herşey kapalıyken, sana ne gerek var” diye soramamış.

:-(

Bir başka yerde Operasyon kökenli bir müdür, departmanların verilere ulaşmasını engellemiş. İnsanlar işlerini yapmak için ihtiyaç duydukları verilere bile ulaşamıyor. Nedeni de aynı… Güvenlik…

“Senin departmanına neden güvenelim” diye soruyor herkes…

;-)

İşini iyi bilmeyen yöneticiler, uzman görüşü gibi sunulan art niyetler ile kandırılabilir. Hemen yönetimin temel prensiplerini hatırlamalıyız.

Kaptan ve mürettebatı kolaylaştırıcı olmalıdır. “Stratejik karar verici” değil.

:-P

Genç ama…

19 May 2009 Tuesday

Bu Bayram öncesinde, gençlik ile ilgili yazılar planlamıştım.  Kısa tatil sırasında gittiğim yerde internet erişimi yoktu. Diz üstü bilgisayarı ve kabloları boş yere taşımış oldum. Aşağıda, gençlik konusundaki ilk yazı…

1980’lerin sonu… Henüz perakende bankacılık yeni başlamış. Şube müdürleri “perakendeci miyiz, bankacı mıyız?” gibi garip sorular soruyor. 10 – 15 yıl geçmeden şube müdürü olan kimse yok. Hele bazı müdürlere, insanın “amca” veya “baba” diyesi geliyor. Zaten bazılarının lakabı “Baba“… Yanına gidenler, “Necati Baba… Bir şey soracaktım…” diye yanaşıyor…

Bizimki ise Banka’ya zaten 20’li yaşlarda başlamış. Çalışkan, hırslı… Kısa zamanda yükseliverdi. Genel Müdürlükte 4 – 5 yıl sonra “müdür” oldu. Şubelere fiyat veren bölümün başında… Kısa süre sonra da Bölüm Başkanı

Şube müdürleri çıldırdı. “Dünkü çocuk” onların en önemli faaliyetini yönetiyor. Müşterilere fiyat veriyor.

Tüm şube müdürlerinin bir araya geldiği toplantıda gündem konusu oldu.

Genel Müdür kürsüye çıktı. Açıkladı:

“Arkadaşlar,

Genel Müdürlük uzmanlık bölümlerinden oluşur. Bir arkadaşımız konunun uzmanı ise orada hızla terfi edebilir. Ama şubeler, sadece parayı değil insanları da yönetir. İnsan yönetimi ise bir tecrübe işidir. Şubede 10 yıllık tecrübe sahibi olmadan kimseyi şube müdürü yapmam.”

Tartışma bitti.

:-)

Alkışlar kime?

07 May 2009 Thursday

Uçak yere konar. Alkışlar kopar… Neden alkışlarlar? Kimi alkışlarlar?

Her gün işten çıkarken, mesai bitiminde… işinizi iyi yaptığınız için sizi alkışlıyorlar mı?

Düşünsenize, Genel Müdür çıkıyor. Herkes alkışlıyor. (Yalakaların elleri patlıyor, doğal olarak :-) )

Şirketi bugün batırmadı diye… Siz eve işsiz gitmediğiniz için… Her akşam…

:-)

Benim de uçakta alkışladığım oldu. Bir veya iki kez. Yumuşacık indi. Zaten yapması gerekeni diğerlerinden çok daha iyi yaptığı için, neredeyse hissettirmediği için ustalığı alkışladım.

Merak ettiğim şu: İnsanlar pilotu mu alkışlarlar… yoksa yine altımıza kaçırmadan karaya ayak bastık diye kendilerini mi alkışlıyorlar?

:-P