Sebep-sonuç ilişkisi
Dönem notları Haziran ortasında açıklandı. Şöyle bir mesaj aldım.
Olumsuz yorumlara neden hayret etmediğimi biliyorsunuz. Daha dün yazdım.
“Başarılı öğrenciler bile…” Derste benimle kapışan öğrencilere de önyargılı bakmadığımdan; not verirken etkilenmemek için isimleri kapalı şekilde sınav kağıdı okuduğumdan; benimle ilişkisi ne olursa olsun hak ettikleri notu verdiğimden… onlar bile. Geçer notu kriter almak yanlış.
Bunlar önemli değil. Yukarıdaki yazının üslubu önemli. “Olumsuz yorumlara rağmen dersi aldığın için geçer notu hak ettiğini mi düşünüyorsun?” diye sormak geliyor insanın aklına…
Final sınavına giren 14 öğrenciden 7 tanesi 90 – 100 arası not almışken, ite-kaka 22 almış olan öğrenci bunu yazıyor. 5 ödevden sadece 2sini yapmış üstelik. Ödevlerden biri de “adın soyadın, mezun olduğun okul, vb…” (Yani 4 ödevde 1 tane yapmış gibi de alabilirsiniz.)
Neden düşük not aldığı aslında mesajın içinde… Sebep-sonuç ilişkisini bu kadar yanlış kurarsanız, okul sonrasında da başarılı olmanız ihtimali çok az.
Kategori: yaşamın içinden

1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...

8 July 2010
1:06 pm
9 July 2010
6:47 am
Zeynep,
Çok haklısın. Daha dün yaşadım. Dur bunu da yazayım bloga…
9 July 2010
7:17 am
Uyarılara rağmen bildiğini okuyacak, işi (nazik yazarsak) çuvallattıktan sonra bana gelip “Şimdi ne yapacağız?” diye soracak, fırçayı yeyince de “sadece eleştiriyorsunuz, çözüm önermiyorsunuz” diyeceksiniz.
Sizi nasıl yetiştiriyorlar?