"bilişim" kategorisindeki yazılar:

17 January 2012 Tuesday

Yenilikçilik ve fikircilik (6)

Bildiğiniz gibi yenilikçilik (innovation) bugünlerde çok moda. Birçok kuruluş, dernek, okul, öğrenci kulübü bu konularda toplantılar düzenliyor.

Bu toplantılardan birinde, açılış konuşmasını Mühendislik Fakültesi Dekanı yapmış. Konuşmasında “Mühendislik eşittir ArGe. ArGe olmadan da innovasyon olmaz. Demek ki, mühendisliğin ruhunda innovasyon vardır” deyivermiş.

Konuşmacılar şaşırmış. Tam aksini söyleyeceklerken… Ters köşede kalmışlar. Sayın Prof.Dr.’ye “Steve Jobs’un, Bill Gates’in diploması mı vardı?” diye soramamışlar.

Belki de Türkiye innovasyon ödülünü hiçbir yenilik yapmayan şirketlere veren jüri de aynı durumda… Kimbilir?…

;-)

İcat (invention) ile yenilik (innovation) arasındaki farkı bilmeyenler, geniş açıklamayı Osman Ata Ataç hocamın

yazılarında okuyabilirsiniz. Türkiye’nin hangi yolu izlemesi gerektiğini de gelecek haftalarda yayınlayacak.

:-)

Benim bu konuda ne yazdığımı ve söylediğimi merak edenler için ilk 5 yazı ve bir sunum içeriği

:-)

09 January 2012 Monday

Değişen bilgi

Bankaların para taşıyan arabaları vardır. Bu arabaların şoförleri şehri avuçlarının içi gibi bilirler. Sadece ana yolları değil, tüm ara yolları, kestirme çıkışları, hatta refüjlerin veya kaldırımların yüksekliğine kadar fikir sahibidirler.

  • İstanbul’un şehri hiç bilmeyen ve “Ben karşının taksisiyim” diyen taksi şoförlerinden kat be kat iyidirler.

Bazıları makam şoförü olur. Ciddi zaman tasarrufu sağlarlar. Taksinin yarım saatte gittiği yere 15 – 20 dakikada varırlar.

Ama İstanbul başta olmak üzere, bütün büyük şehirler yaşayan organizmalardır. Yeni yollar açılır, eskileri değişir tek yön olur, kazı veya tamirat yapılır…

Bizim şoför giderek normal düzeyde sürücü olmaya başlar. Kazandırdığı zaman azalır. Özellikle de eski iş arkadaşları ile sık görüşmüyor, onlardan yollar hakkında bilgi almıyorsa.

;-)

Günümüzde, her bilgi çabuk eskiyor.  Henüz olgunluk düzeyine erişmemiş ve sürekli değişen ortamlarda tecrübe, eski anılarla değil içinde sürekli yaşanılarak artırılıyor.

Bu noktada sevgili Osman Ata ATAÇ hocamın sözü devreye giriyor:

15 yıllık tecrübe ile, bir yıllık tecrübenin 15 kere tekrar edilmesini karıştırmamak gerekir.

:-D

Resim şuradan alıntıdır.

08 November 2011 Tuesday

Farklı bir otomasyon

1992 yılında Yapı Kredi Bankası‘nda Satış Müdürü idim. Türkiye rekorlarını alt üst eden “efsane ekip” bana bağlıydı.

Banka sürekli yeni ürünler çıkarıyordu.  Türkiye’de ilk defa “otomatik fatura ödemesi” yapıldı. İlgili kuruluşlarla görüşme görevi de bana verildi. Elektrik, su, havagazı, vb… gibi ödemeleri otomatiğe bağlanabilecek ne kadar kurum varsa hepsiyle görüşmeye başladım.

O görüşmelerden birinde, Ankara’da bir kamu kurumuna gittim. Otomatik ödemeye almak için görüşme yaptım.

Kendilerine faydasını sordular. “Daha az personel ile işlemlerin yürütülmesi, hesaplaşmanın kolay ve sağlıklı olması, ödemelerin günlük takibi…” diye anlatıyordum…

Biz mevcut durumda da zaten günlük takip ediyoruz” dediler.

“Otomasyon olmadan nasıl günlük takip edebildiklerini” sordum. Ortaya bir çekmece getirdiler. Büyükçe bir çocuk yatağı kadar, altında tekerlekleri olan, her biri faturanın eni kadar 3 bölüme ayrılmış olan bir koca kutu. (Onlar HAVUZ diyorlardı – ki daha doğru bir deyim).

HAVUZ’un temsili resmi

İçinde yüzlerce fatura. Bazı faturalar ataş ile birbirine iliştirilmiş. Bazıları tek başına… Hayretle “bu da nedir acaba?” diye bakarken açıkladılar.

Ödenmeyince ataş ile iliştiriyoruz.” Oradan kalınca bir tomar aldı. Teker teker saydı “Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi… Bakın, bu abone yedi aydır ödememiş…. Hangi deste kalınsa, o kadar süredir ödemiyordur. Havuza şöyle bir bakınca kim ödemiş, kim ödememiş hemen görüyoruz. Neden bir banka ile işbirliği yapalım ki?

Bunu söyleyen kişinin Bilgi İşlem Müdürü olduğunu öğrendim. Nutkum tutuldu. Yanıt bulmakta zorlandım.

:-P

Daha zoru, toplantıyı kendi amirime anlatmaktı. Bu kadar saçma bir senaryo uydurmayacağım için, bana kesinlikle inanmıştır. Ama… Kuşkuyla ve hayretle bakan gözlerini hatırlıyorum.

:-D