"bilişim" kategorisindeki yazılar:

16 May 2017 Tuesday

Dijital Pazarlama Fıkrası

Büyük dijital ajanslardan birinin Müşteri Direktörü “Bizim ajansta hiç bir zaman veri analisti olmayacak” demiş.

Bugünlerde sektörün en kısa fıkrası olarak anlatıyorum.

😛

Eski patronlarımdan biri, böyle zamanlarda söze “Canım Kardeşim” diye başlardı.

Bak canım kardeşim,

Sektörün saygın global dergisi AdAge’deki en çok kazanan dijital ajans ağlarında ilk 4 sırayı gördün mü?

accenture-2016-1

Bir insanın haftanın hangi günü, günün hangi saatinde, nerede ve kiminleyken nasıl davrandığını bildikleri bir dünyada, senin yaratıcı cümlen (eğer veri desteğiyle ve müşteri deneyimiyle eş zamanlı kullanılmıyorsa) işe yarayabilir mi?

IBM-27-@DelatorreJJ-portrait

Tüm dünyada reklamverenler, veri temelli çalışmalarının odağını basit kampanya kurgularına değil, hedef kitleyi daha iyi anlamayı amaçlayan karmaşık uygulamalara doğru yöneltiyorlar, değil mi?

IAB-2017-b

İş dünyasının en çok aradığı mesleklerin veriye dayalı meslekler olduğunu da mı görmedin?

linkedin-2016

Bu yöntemle devam edeceğim ama yazı giderek bir foto-romana benzeyecek.

😉

Ülkenin sayılı ajanslarından birinin dijital uzantısı olmasa… “He canım” deyip geçeceğim.

Ah… Şimdi hatırladım (Gerçekten tam da üstteki satırı yazarken aklıma geldi) Bu ajanstakiler bir devirler (sanırım 2008 – 2009 filan) “Biz dijital ajans değiliz, internet ajansıyız” demişlerdi. (O yılların dijital pazarlama eklerinde bulabilirsiniz.)

Sanırım aynı vizyon devam ediyor.

😀

 

31 March 2017 Friday

BiTaksi… İnsani hata değil

BiTaksi sayesinde yaşanan taksici dehşetini biliyorsunuzdur. Şu ana kadar duymamışsanız, burada tüm ayrıntıları var.

🙁

Beni ilgilendiren kısmı, BiTaksi’nin yanıtındaki büyük yanlışlar. Yanıtı ve yanlış dediğim kısmı görelim.

Burada yanlış nerede?” diye kendinize soruyorsanız… Internet doğumlu bir şirket, “İlk uyarı sonrası insani hatalar nedeniyle gerekli işlemi yapamayıp bu taksiciyi zamanında sistemden çıkartamamız büyük yanlıştır” diyemez.

🙁

Önce taksicinin eline telefon numarasının verilmesi kısmıyla başlayacağım. Soru – cevap gidelim…

– BiTaksi’nin ilk günlerinden beri, bazı taksi şoförlerinin telefon numarası sayesinde kadınları taciz ettikleri biliniyor mu?

– Evet.

Görüntünün olası içeriği: yazı

– Bu sorun sıklaşmaya başladığında alınacak yegane önlem, taksi şoförünü sistemden çıkartmak mı?

– Hayır. Daha teknolojik önlemler de var.

– Nasıl yapılabilirdi?

– Yolcunun telefon numarası doğrudan taksiciye iletilmez, her işlem BiTaksi üzerinden yürüyebilirdi. Yani, uygulamada taksiciye “Şu andaki yolcu” diye bir tuş verilirdi. Buna tıkladığında, yolcuyu doğrudan arayamaz, Bitaksi üzerinden ilişkiye geçerdi. (Teknoloji bunu yıllardır sağlıyor)

Yolcu ile iş ilişkisi bittiğinde, tekrar aynı yolcuya doğrudan ulaşamazdı. Taksici sadece kendisine gönderilen “Şu yolcu seni bekliyor” tuşu dışında bir iletişim sağlayamazdı.

Gerekli olduğu durumlarda (yolcu bir eşyasını takside unutmuş ise…) Bitaksi üzerinden temas edilebilirdi.

🙁

Gelelim asıl yanlışa… Taksiciyi sistemden çıkarmamaları bir insani hata değildir. Tamamen kurgu hatasıdır.

Bir şirketin (burada BiTaksi oluyor) geleceğini bu kadar etkileyecek bir konu, bir kişinin duygusal durumuna bırakılamaz.

  • Olay olup bittikten sonra “olayla ilgilenmeyen tüm çalışanlarını işten çıkardıklarını” açıklamaları sorunları hemen gideriyor mu?

Yapılması gereken neydi?

Öncelikle içinde “polis”, “kaza”, “tehdit”, vb. kelimeleri geçen bir yorum mutlaka doğrudan sistemden çıkarma ile sonuçlanmalıydı. Bu aşamada insan dokunması gerekmiyor. Belki, sonraki aşamada…

Bir taksici için verilen not 1 veya 2 ise, daha yetkili biri tarafından okunmalıydı. Ancak, yorum okunduktan sonra, “sisteme geri al” seçeneği olabilirdi. Yani kurgu taksiciyi ve taksiyi doğrudan sistemden çıkarır, sonra gerekirse sisteme alınır. İşte o zaman “insani hata” sözü edilebilirdi.

  • Anlamsız iletişimlerde robot yanıtlama sistemi kuruluyor ancak böyle önemli bir konuda “insani hata” deniyor ya… İşte bunu gerçekten anlamıyorum.

Kurgu hazırlanırken, verilen not 1 – 2 – 3 ise, aynı kişiye aynı taksinin veya taksicinin gönderilmesini engeller. Böylece insani hata ihtimali ortadan kaldırılır.

🙁

Yıllardır söylüyorum.

Kodlama öğretmek değil,

1 – Öğrenmeyi öğretmek

2 – Algoritma ile düşünmeyi öğretmek

gerekir.

Aslında teknolojiyle yapılacak işleri yapmadıkları için benim gözümde, BiTaksi yönetimi tüm bu dehşetin asıl sorumlularıdır.

🙁

Notlar:

  1. Yukarıdaki taksicinin kendi taciz itirafını Olcayto Cengiz’in Facebook sayfasından aldım.
  2. Taksiler ve taksiciler konusunda birçok yazı yazmıştım. Hemen hepsi olumsuz.

.

25 March 2017 Saturday

CIO mu, CTO mu?

Eskiden kurumlarda bilgi teknolojileriyle (IT – Information Technology)  ilgilenen departmanların başındakiler CTO (Chief Technology Officier) “Teknolojiden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı” olarak adlandırılırdı.

Sonra veriler önem kazanmaya başladılar. “Teknoloji sadece bir araçtır, önemli olan bilginin kullanılmasıdır” sözü yaygınlaştıkça, CTO’lar kendilerine CIO (Chief Information Officier) “Bilgi Yönetiminden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı” demeye – dedirtmeye – başladılar.

Farkı çok net görmemi sağlayan bir toplantıda bulundum.

😉

Son zamanlarda, yemek zincirleri çoğaldı. Dönerciler, pizzacılar, köfteciler… hamburger zincirleriyle yarışır durumdalar. Her semtte dükkan açtılar, eve teslim de yapıyorlar.

Bunlardan birinin Genel Müdürlüğünde, sadakat programları konusunda toplantıdaydık.

Her zamanki gibi… indirim veya 3 alana bir bedava gibi rüşvete dayalı teklifler konuşulmaya başlandı. Biz (danışman adayı ekibi) “müşteriyi tanımak ve doğru zamanda doğru teklif yapmak” üzerine bir kurguyu anlatmaya çalıştık ama başarısız olduk.

Ben, verilere bakarak müşteriyi tanımak (veriyi anlamlandırmak) konusunda ısrarlı davrandım. Basit bir örnek verdim.

Fenerbahçe’nin maçı İstanbul’daysa yemek ısmarlamıyor ama, Fenerbahçe deplasmandaysa mutlaka sizi arıyor ise… müşteriniz Fenerbahçe taraftarıdır, maç İstanbul’daysa maça gidiyordur. Deplasmanda olursa, TV önüne geçip bir yandan yemek yiyor, bir yandan da seyrediyordur.

Şirketin Genel Müdürü de toplantıya katılmıştı. “İşte bu örnek tam beni anlatıyor” dedi. Ben, bu cümleden cesaret alıp devam ettim. “Mesai sonrası bir saatte iş yerine teslim ediliyorsa, büyük ihtimalle fazla mesai yapılıyordur

IT’den sorumlu GMY “Nereye teslim edildiğini bilemeyiz” dedi.

Ağzımdan “Olur mu öyle şey?” kelimlerinin çıkmasını engelledim. Hayretle kalkan kaşlarıma ve büyüyen gözlerime hakim olamadım.

  • Beni yakından tanıyanlar görse, bu kadar sakin şekilde karşıladığıma inanamazlardı.

Demek ki bu IT’den sorumlu GMY sadece “teknoloji satın alma” işi yapıyor, basit verileri bile iş fırsatlarını arttıracak bilgiye dönüştürmeyi düşünemiyor” diye aklımdan geçirdim. Sustum.

CIO olmadığı kesin. Ayrıca CTO yerine de CTPO (Chief Technology Purchasing Officier) denilse daha doğru olur“diye düşünmeye başladım.

Aklımdan geçenlerin yüzüme yansımaması için sahte bir “iş yaşamı gülümsemesi” ile toplantının bitmesini beklemeye başladım.

Merkezi sistemde talepleri topluyorlar. Yemek siparişi veren kişi, adresi de söylüyor. “Garanti Bankası Genel Müdürlük binası, Yapı Kredi Plaza, Sun Plaza, Giz Plaza, Teknopark B Blok, …” gibi bir teslimat noktası bildiriyor. Veeee… IT’den sorumlu GMYNereye teslim edildiğini bilemeyiz“diyor.

  • Bunu anlattığım IT (hatta pazarlama) kökenli arkadaşlarımın çoğunluğu “Oha!” ile “Nasıl yani?” arasında tepkilerde bulundular.

🙁

Bugünlerde bana sıkça “Nasıl veri bilimcisi (data scientist) olurum? Hangi okullarda, hangi bölümlerde okumam gerekir?” diye soruluyor.

Bunun okulu yok, sadece düşünme biçimi var” diye yanıtlıyorum. Artık örnek olarak bu yazının bağlantısını vereceğim.

.