"CEM" kategorisindeki yazılar:

06 September 2018 Thursday

Şikâyet, Akıl ve Ahlak

Şu [1] ve [2] yazılarda bahsettiğim elektrik dağıtım şirketi bnna bir e-posta göndermiş.

Aşağıda eğik mavi yazılar, elektrik şirketinin mesajı, düz yazılar ise benim kişisel görüşlerimdir.

🙁

Sayın Uğur ÖZMEN,

Fatura itirazı ve itiraz sürecinde yaşadığınız sürece ilişkin başvurunuzu 5 Eylül 2018 tarih ve xxxxxxxxxxxx kayıt numarası ile incelemeye aldık.

Bu kuruma 27 Temmuz 2018 tarihinde verdiğim bir dilekçe var. Dilekçeyi verdikten hemen sonra da bu dilekçenin alındığını bildiren bir SMS gelmişti.

Yukarıdaki cümleden şunu anlıyoruz: internetten şikâyetimi yayınlayana kadar 27 Temmuz tarihli dilekçemi işleme sokmamılarş. Ciddiye mi almamış, bir yerlerde kayıp mı olmuş bilmiyorum ama, yanıt vermesi gereken sürede yanıt vermediği için bana yazdığı e-posta mesajında YANLIŞ tarih belirtiyor.

Konuyla ilgili yapmış olduğunuz tüm başvurulara ilişkin araştırmalar yapıldı.

Yukarıdaki gecikmeyi teyit eden bir cümle. Blogda yayınlayana kadar önceki başvurularımın dikkate alınmadığını tekrarlıyor.

1011921466 numaralı sözleşme hesabınız için yapılan incelemede; ilgili faturanızın 3 Mayıs 2018 – 3 Temmuz 2018 tarihleri arasına ait 62 günlük tüketimlerinizi kapsamakta olduğunu gördük. Yapılan incelemede endeks ilerlemesinde bir soruna rastlanmadığından, faturanızın bu açıdan hatalı olmadığı tespit edilmiş olup ve bu bilgi tarafınıza aktarılmıştır.

O dönemde çok sık elektrik kesintisi yaşadığınızı ve bunun sayacı bozmuş olabileceğini iletmeniz üzerine sayaç kontrolü için yönlendirildiğinizi ve sayacınızın laboratuvar ortamında incelenmesi için Müşteri Hizmetleri Merkezlerimize giderek başvuruda bulunmuş olduğunuzu gördük.

Doğru kısmı, Müşteri Hizmetleri Merkezine dilekçe verdiğim. Yukarıdaki dikkate almadıkları dilekçemden bahsediyor. Bir itiraf aslında.

YANLIŞ olan kısmı ise, sayacın laburatuvar ortamında incelenmesi için kesinlikle başvurMAdım. Aksine, dilekçe verirken o konuda yönlendirme yapıldı ve bunu kabul etmeyeceğimi ve etmediğimi hem dilekçe verirken, hem de dilekçe gününü anlattığım blog yazısında açıkça belirttim.

Neden bu yola gitmediğimi burada tekrar anlatayım. Bazen bilgisayarlarımızda da olan anlık bozulmalar yaşanabiliyor. Sonra bir daha tekrarlamıyor. Elektronik bir alette böyle bir sorun yaşandığında, daha sonra tesbiti mümkün olamıyor.

Elektrik dağıtım kurumu, yazımda belirttiğim aklı yürütsün ama cebimden haksız olarak aldığı 3 bin küsür liranın üzerine bir daha para talep edecek dayanak bulmasın diye, bunu yönde bir talepte bulunMAdım.

Yukarıdaki yanıt mesajında, özellikle TARAFLI ve YANLIŞ YÖNELNDİRME olduğu çok açık.

Müşteri Hizmetleri Merkezimizde yaşamış olduğunuz soruna ilişkin ilgili personellerimize gerekli uyarılar yapılmış olup, yaşadığınız olumsuz deneyim için üzgün olduğumuzu iletir, göstermiş olduğunuz anlayış ve sürecimizin iyileştirilmesine bulunduğunuz katkı için teşekkür ederiz

Dilekçe sürecini anlattığım ve ilgili çalışanın davranışından bahsettiğim blog yazısını okumuş oldukları bu cümleden anlaşılıyor. Demek ki, işine gelen kısmı anlayan, işine gelmeyen kısımda YANLIŞ YÖNLENDİRME yapan bir kurum var karşımda.

Sayacınızın incelenmesinin Bilim Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğünce devam etmekte olduğunu belirtmek isteriz. İnceleme tamamlandığında dağıtım şirketi tarafından bilgilendirme yapılacak, sayacın arızalı olduğunun tespit edilmesi durumunda gerekli işlemler yapılacaktır.

Sayaç inceleme ücreti konusunda da bir bilgilendirme yapmak isteriz. Sayacın arızalanması veya ölçme hassasiyetinden şüphe edilmesi durumunda sayacın doğru tüketim kaydettiğinin tespiti halinde sayaç kontrol bedelinin talep sahibi tarafından karşılanması, yasal bir zorunluluktur. ilgili yönetmelik maddesi Ek-1’de tarafınıza sunulmuştur.

Tekrarlıyorum. Sayacın laboratuvar incelemesi konusunda kesinlikle bir başvurum YOK. Bunu gerek dilekçe süresinde, gerekse okunduğu anlaşılan blog yazısında açıkça belirttim.

Bu cümlelerden elektrik dağıtım şirketinin cüzdanımdan haksızlıkla aldığı 3 bin küsür lirayla yetinmediğini ve daha çok para almak için, yapmadığım bir başvuruyu yapmış gibi gösterme çabasında olduğunu anlıyorum.

Bizim önceliğimiz, siz değerli müşterilerimizin memnuniyeti ve mutluluğudur. Talep ve önerileriniz bizim için önemlidir.

40 gün önce vermiş olduğum dilekçeyi dikkate almamış, tarihi yanlış yazmış, talebimi yanlış yönlendirmiş elektrik dağıtım şirketinin bu klişe cümlelerine inanır mıyım.

Beni bir yana bırakalım, siz bu cümlelere inandınız mı?

🙁

06 September 2018 Thursday

Hastane Deneyimi

Haziran ayının birkaç gününü Ankara Bayındır hastanesinde geçirmek zorunda kaldım. (“Geçmiş olsun” dilekleriniz için şimdiden çok teşekkür ediyorum)

Uzun süredir üzerinde çalıştığım “hastanede müşteri deneyimi” konusunu böylece yakından deneyimleme fırsatı buldum.

  • Buna mesleki saplantı denilebilir ama… Yaşadığı her olayda bilimsel arayışları, hiç birimiz Fransız bilim adamı Lavoiser kadar yapamayız. Giyotin ile ölüme mahkum edildiğinde arkadaşlarına “kafası kesildikten sonra göz kırpmayı deneyeceğini, bunu izleyip beynin çalışmaya devam edeceği varsayımın doğru olup olmadığını gözlemelerini” söylemiş. Gülerek 2 kere göz kırpmış.

Hastaneye girmeden önce de müşteri deneyimi patikası konusunda zaman harcamıştım. 3 ayrı rol

  • hasta
  • refakatçi
  • ziyaretçi

için ayrı patikalar ve ayrı temas noktaları olduğunu saptamıştım. Patikalar sadece rollere göre değil,

  • servislere (ortopedi, dahiliye, kadın-doğum, vb.)
  • hastanın muayene veya ameliyat olmasına

göre de tümden değişiyor. Bunu ürüne göre değişen deneyim patikaları kavramıyla açıklayabiliriz.

Üzerine yüzlerce sayfalık kitap yazılabilecek bu konuyu, bir blog yazısında işlemek olanaksız. Bu nedenle, fark yaratan ve ayrışan olumlu kısımlarını paylaşmak istiyorum.

😉

Hastaneden çıkış zamanı geldi. Doktor bana hangi ilaçları ne süreyle kullanacağımı söyledi. O sırada vücudumun birçok yerine bir şeyler (serum, ilaç, torba, vb. bağlantıları) takılı olmasına rağmen hemen defterime uzanmaya çalıştım. Ne de olsa “söz uçar, yazı kalır” ve ben aklıma güvenmek yerine not tutmayı tercih ederim.

Doktor “ayrıca yazmaya gerek olmadığını, kutu bitene kadar kullanacağımı” söyledi. Yine de aklımda “keşke…” kalmıştı.

Üzerimdeki çeşitli bağlantılar çıkarıldı, taburcu giysilerimi giydim. Hemşire geldi,  reçeteyi, ilaç kullanım bilgi kartını ve aşağıda gördüğünüz küçük torbalar içinde ilaçları getirdi.

Her torbanın üzerinde saat kaçta o ilaçları almam gerektiğini de kırmızı kalemle yazmıştı. İlaç kullanım bilgi formunda ise,

zaten reçetenin üzerinde yazan bilgiler, daha anlaşılır ve takip edilebilir – yani müşteri deneyimi açısından olması gereken –  şekilde yazılmıştı. Doktorun neden “Yazmanıza gerek yok” dediğini anladım.

İlaç kullanımı bitene kadar bu “ilaç kullanım bilgi kartı” başucumda durdu. Cep telefonunun saatini de bu listeye göre ayarlamıştım. “Acaba şimdi hangi ilacı alacaktım” endişesi yaşamadım. Çok rahat ettim.

  • Zamanla bu da dijitalleştirilebilir. Hangi ilacı saat kaçta alacaksanız, o saatte cep telefonunuz çalar ve alacağınız ilaç  – hatta kutuun görüntüsü – ekranda belirir.

Peki, içinde ilaç olan küçük torbalar neden verildi?” diye sorarsanız… hastaneden çıktıktan hemen sonra bir eczane bulmak için koşturmayın, en azından ilk 24 saat bu endişeyi yaşamayın diye…

🙂

Yukarıda yazdığım gibi, hastane deneyimi üzerine yüzlerce sayfa üretilebilir. Bayındır Hastanesi’nin “hastaneden çıkınca bizim işimiz biter” diye düşünmeyip, hemen sonrasında da hastanın deneyiminin olumlu sürmesini sağlayan bakış açısını çok takdir ettim.

.

30 August 2018 Thursday

Havaalanı İletişim Çözümleri

Birkaç gün önce blogda, İngiltere’nin 2’inci yoğun havaalanı olan Londra yakınlarındaki Gatwick havaalanında  uçuşların bildirildiği dijital tablonun hatlarının kopması üzerine sosyal mecralardaki bir tartışmayı yazmıştım.

  • Havayolları ve trenler dahil olmak üzere, yolculuk deneyimi konusunda çok sayıda yazı  [1] , [2] , [3] , [4] , [5] , [6] , [7] , [8] , [9] , [10] , [11]  yayınladım.

Son yazıya yapılan yorumlar, sektör çalışanları için içgörü ve bilgi içerdiği ve ilgililere yol gösterici olduklarından perde arkasında kalmasını istemedim. Şöyle ki:

İsmail Özdemir

Havacılık sektöründe ciddi dijital deneyim ve entegrasyon sorunu var. O panolara aslında kimse bakmamalı. Bende bir çok havaalanının uygulaması var, check in ve / veya bag drop yaptım diyelim, telefonum app’te de kayıtlı, sistemde de, at bana bildirimi gate belli olduğunda, at bana kapıya gitmem gereken saati, vb… ya da uygulaması olmayana; sms ile gönder. … Havayolları ve yer hizmetleri, okyanus geçip derede boğuluyor.

Tanjan Ozbilgi

Evet oradaki çözüm SMS. Biniş kartını aldıktan sonra kontrolden geçince ilk işim pano bulup hangi gate’e gideceğim ve gecikme olup olmadığına bakmak. Biniş kartı alan herkese SMS gitse hangi gate ve biniş saati bilgisi. Bir de değişiklik oluyor, gate ya da saat değişiklikleri de ikinci bir sms ile bildirilebilir. Tek sorun yanında telefonu olmayanlar…

Erol Özgüner

Havaalanı gibi onemli bir merkezde fiber optik kablonun hem fiber hem de radyolink yedeği olmalı. Bu da teknik operasyon açısından ciddi bir zafiyet olmuş.

Tanjan Ozbilgi

Anladığım kadarıyla fiberoptik kablosu kopması soruna neden olmuş. Bunu LAN içinde mi yoksa dış hat ile mi ilgili bilemedim ama en azından bir panoya bilgisayar ile bağlanıp manuel olarak giriş yapılabilseymiş bu kötü görüntü oluşmayabilirdi.

Bir de efsane örnek vardı yorumlarda

Aykut İbrişim

Bu konuda Delta’yı tek geçerim. Bu sene İstanbul’a gelirken, Atlanta Amsterdam bacağını bekliyorduk ordan da İstanbul’a aktarmamız var ve arada bekleme 60 dakika gibi kısa bir süre. Atlanta’ya gelen uçakta beklenmedik bir güvenlik durumu oldu ve uçağı komple arama moduna aldılar bizi içeri almadan.

Haliyle geç kalkış kesinleşti ve tabii biz gerildik Amsterdam İstanbul uçağını kaçıracağız diye. Ben daha bekleme salonunda telefon açmaya çalışırken arkadan hem TR hem US hatlarına gelen SMS’leri duydum hemen ardından e-mail geldi ve eşzamanlı uygulamadan uyarı sesi.

Telefon ile müşteri hizmetlerini düşüremeden Delta bana uçağımın gecikeceğinden dolayı kaçıracağım uçuş için yenisini ayarladıklarını ve üstelik alternatif 2 uçuş da önerdiğini iletmiş. Onlar en hızlı kalkan uçağı önermiş ama istersek diye de alternatif vermişler.

Ağzım kulaklarıma vardı oysa ne gerildik yandık “şimdi valizler gider biz kalırız” diye. Hatta sistem o kadar hızlı çalıştı ki bir negatif kısım çağrı merkezine bağlanamamak kaldı aklımda.

😀

Havaalanına her gittiğimde, o tabloya defalarca bakmak zorunda kalıyorum. Tabloda “Salona gidiniz” yazmadığı için havaalanında beklerken uçağı kaçırdığım da oldu.

  • Hayatımda bilet alıp kaçırdığım ilk ve tek uçak yolculuğu. Pegasus’un bir uçağıydı. Benimle birlikte birkaç kişi daha uçağı kaçırmıştı. “Tabloda yazmadığını” söylediğimizde “Biletinizde salonda bulunma saati yazıyor. Tabloya değil biletinize bakacaktınız” yanıtını aldık.

Yorumlarda yazıldığı gibi, bence de, “o tablolara kimse bakmamalı” ve “havayolları ve yer hizmetleri okyanusu geçip derede boğuluyor“.

Bileti (özellikle internetten) satın alırken müşteri iletişim tercihini doldurtursanız, uçuş konusunda hangi bilgileri ve değişiklikleri hangi kanaldan (e-posta mı, SMS mi, Whatsup mı, vb.) alacaklarına müşteriler karar verir.

Siz yine tabloyu yapın. O ayrı…

😉

Bir cümle daha ekleyeyim. Yukarıdaki yorumları “sadece havaalanı panoları için” diye düşünmeyin. Bazı farklı sektörlerdeki gösterge panelleri için de geçerli olan öneriler var.

.