"interaktivite" kategorisindeki yazılar:

10 October 2015 Saturday

Bloglar Ölüyor mu?

Burak Bayburtlu, 3 Ekim günü “Bloglar geri mi dönüyor?” başlıklı yazısını yayınladı. Burak, Dünya’da durumu araştırmış ve özetle “blogların ölmediğini aksine geçerliğini sürdürdüğünü” görmüş.

Uzun süreden beri Türkiye’de “Bloglar öldü” izlenimi hakimdi. Ben de yıllardan beri aksini savunuyordum.

blogging

Burak’ın yazısına farklı mecralarda yazdığım yorumları derlersem, dedim ki:

blogging-2

Fatmanur Erdoğan da benzer düşüncede:

Bloglar zaten hic onemini yitirmemisti. Bazi ajanslar nedense blog donemi bitti demeye basladi farkli sebeplerden, dolayisiyla, boyle bir gercek zaten yoktu. Sadece gec uyananlar oldu demek istiyorum 😉

Gerçekten, şu”baĞzı” ajansların bir yandan “Bloglar iş yapmıyor” derken, peşisıra “İçerik kraldır” demelerini anlayan var mı?

😉

“Bloglar öldü” görüşünü sıkça dile getirenlerin hemen hiçbirinin yabancı içeriği izlemediğini düşünüyorum. İçini dökmeyi blog yazmak sananlar nedeniyle bir dönem yanlış yöne doğru değişen kavramların, olması gereken noktaya döndüğü kanaatindeyim.

😀

Meraklısına, Bloglarda Pazarlama dizisi [1] , [2] , [3] , [4] , [5] .

Fundalina’dan “Bloglar Markanıza Nasıl Yardımcı Olabilir

🙂

 

26 September 2015 Saturday

Big Data Eğitimi

Bugünlerde birçok okul, mühendislik ve bilgisayar bölümleri dışında “Big data hakkında ders açan ilk üniversite olmak” amacında. Big data’nın gerek iş hayatının ticari birimleri, gerekse reklam ve iletişim açısından  öneminin anlaşılması iyi birşey.

big-data-1

Bu üniversitelerin bazılarıyla görüştüm. Birkaç tanesini de sosyal medyadaki tartışmalardan izledim.

Bu yarışa katılan okulların çoğunun amacı “İlk biz yaptık” diye reklam yapmak. Hemen hiçbiri, iş dünyasının ihtiyaçlarını incelememiş.

Bazılarının 14 haftalık bir ders programında içeriğin ne olması gerektiği konusunda tutarlı bir fikri yok. Bazılarının kısmen fikri var ama bu fikrin hangi ihtiyaçla örtüştüğü konusunda araştırması yok.

Hani “Bir yerde duymuş…” derler ya…

😛

Bazı eğitim şirketlerinin sıkça kullanılan kavramları hemen paraya dönüştürmeye çalışmasına alışığım. İlanlarını görünce yadırgamıyorum. İçeriği görünce katılımcılar adına üzülüyorum. Hepsi o kadar.

big-data-2

Burak Arıkan‘ın “Üniversite İlişkiler Ağı” haritası

İş üniversitelere gelince… Okulların “Big data’yı akademik eğitime ilk biz ekledik” demeden önce çalışma yapmasını bekliyorum.

Üniversitelerin piyasadaki ihtiyaçları anlaması, kendilerindeki (yönetim bilimleri, iletişim bilimleri, mühendislik, vb.) bölümlerinin big data ile hangi alanlarda karşılaşacağını öngörmesi, her bir bölüm için bu dersi almadan önce alınması gereken diğer dersleri saptaması, herkesin bildiği (Analytics at Work gibi) birkaç kitap dışındaki ve özellikle Internet’teki kaynakları belirlemesi gerektiğini düşünüyorum.

İlk biz yaptık”ı  iletişim yarışından çıkarıp akademik kalite yarışı haline getiren okullar kesinlikle daha başarılı ve kazançlı olacaklar.

🙂

11 February 2015 Wednesday

Ulan İstanbul ve Pazarlama

Dün bir grup genç pazarlamacı ile beraberdim. “Ulan İstanbul” dizisinin artık sadece internette izleneceği gündeme geldi.

Yerli dizilerden o kadar uzağım ki… Birkaç tane, her bir parçası 30 dakikayı geçmeyen ve hemen her seferinde yeni konusu olan (CSI, Major Crimes, vb.) yabancı dizi haricinde dizi de seyretmiyorum. Yerli yapımlardan sadece Bir Kadın, Bir Erkek’i izlerdim. Onun da içine edildi.

Sonuçta hiç seyretmediğim bir dizi için tartışmaya katıldım. Pazarlama açısından olaya bakmayı, dizinin yapımcılarını bu karara iten gerekçeleri tartışmayı önerdim.

Dizilerde dijital devri. 'Ulan İstanbul', sadece internette izlenir mi?

Böyle bir tartışma (bence) iki aşamadan oluşmalıdır.

1 – Gerçekler.
2 – Yapımcının varsayımları

Dizi izlemediğim ve dizilere ilişkin yayınları okumadığım için bana söylenen gerçekleri sıralıyorum:

  • Dizi yeterli izleme oranına ulaşamadığı için yayından kaldırılıyormuş.
  • Bir dizinin yayına devam etmesi izleme oranına (dolayısıyla elde ettiği reklam gelirine) bağlı.
  • Diziyi gençler izliyormuş. (Internet yatkınlığı açısından önemli)
  • Dizi C ve D SES grupları değil, daha üst gruplar tarafından beğeniliyormuş. (Ödeme davranışı açısından önemli)

Biraz da dolaylı etkileyen gerçekleri tartışabiliriz.

  • Futbol yayınlarını ve yabancı dizileri bedava yayınlayan çok sayıda yasadışı site var.
  • Buna rağmen futbol yayını üyesi veya belli filmleri ve dizileri parayla indiren onbinlerce kişi de var.

Bu GERÇEKLER ışığında, yapımcının varsayımları neler olmalı diye üsteledim. Burada önemli olan şudur. Varsayımlar, hayal değildir. Mutlaka gerçeklere dayanmaları gerekir. Gerçeklere dayanmayan kavramlara varsayım denemez.

Varsayımlar neler olabilir:

Diziyi izleyenler o kadar beğeniyor ki, her seferinde 2 lira öderler” diye temel bir varsayım olması için, bunu destekleyen alt varsayımlar olması gerekir. Örneğin:

  • Diziyi izleyenlerin belli bir gelir düzeyinde olması gerek. (Yukarıdaki gerçekle uyumlu)
  • Diziyi izleyenlerin 2 lira için yan yollara sapmayacağı varsayılıyor. (Hep birlikte görüp ahlak düzeyini öğreneceğiz.)
  • Dizi izlenmeyince zaten ortadan kalkacaktı. Deneyerek pek bir kayıp olmayacağı düşünülmüştür.
  • Internet’ten gösterim konusunda da yeterli sponsor bulunabileceği düşünülmüştür.
  • Elde edilecek reklam / banner tıklama fiyatının yüksek olacağı varsayılmıştır.
  • Oyunlara para ödeyen çok sayıda kişi var. Buna da ödeyebilirler diye umutlanılmıştır.
  • Internet’ten paralı izleme tutarsa, kablolu TV yayınlarının ücretli kanallarında yer alması planlanabilir.

Bizim aklımıza gelenler bunlar. Elbette başka varsayımlar ve gerçekler de vardır.

😀

Çeşitli bloglarda, futbol maçları için bile bir çok yasadışı site naklen yayın yaparken, dizinin yapımcılarının bu kararının hayal olduğu yazıldı.

Büyüyünce pazarlamacı olmayı düşünen birinin düşünce ve davranışının farklı olması gerektiğini savunurum.

Önce gerçekler gözden geçirilmeli. Sonra da “bu gerçekler ışığında yapımcının varsayımları neler olabilir” diye düşünülmeli. Başkasının (rakiplerin ve müşterilerin) yerine kendini koymak, ancak böyle mümkün olur.