"İş hayatı" kategorisindeki yazılar:

06 May 2012 Sunday

Kaderini başkasına bırakmak

Geçenlerde bir toplantıda 14 tane girişimciyi izledik. Aralarından seçilecek bazılarına yatırımcılara hazırlama sürecinde danışmanlık, mentorluk sağlanacaktı.

Onlara önceden sahnede bulunacakları süre bildirilmişti. Her sunumun kurumdaki tek bilgisayardan yapılacağı da söylenmişti. Sunumlarını önceden göndereceklerdi.

Sunum sırasında “5 dakika kala” ve “1 dakika kala” bildiriliyordu.

;-)

“Ama ben 56 sayfa sunum hazırlamıştım” veya “Ben Apple bilgisayar için hazırlamıştım. Bunda videolar çalışmıyor mu?” veya “Daha fazla zamanım olsaydı…” diyen girişimcileri izledim.

Büyük çoğunluğunun verilen süre için ayrıca çalışmadığı, evde kronometre ile deneme yapmadığı belliydi.

:-(

Bir girişimci, kurallar belliyse ve geleceğini (kısmen de olsa) bu toplantıya bağladıysa, nasıl başkasının eline bırakabilir ki…

:-P

06 May 2012 Sunday

Uzmanlık / sorgulama

Uzmanlık tutarlılık gerektirir dedik. Tutarlılığın biri kolay iki aşaması vardır. Bir inanç, ideoloji veya fanatizm çerçevesinde kendince tutarlı bir iç dünya yaratmak kolaydır. Bir süre idare eder. Akıl düzeyine göre, çok uzun süre de gidebilir. Zaten bu inanç, ideoloji veya fanatizm iç tutarlılık esasına göre yapılanır. Bu nedenle Soljenitsin “ideoloji her suçu haklı kılar” demiştir.

Ne var ki, önemli olan dış tutarlılıktır. Şizofren ve psikopatların da kendi beyinlerinde yarattıkları iç dünyalarında tutarlı olduklarını ama asıl eksikliğin dış dünya ile etkileşim ve tutarlılık olduğunu yazmıştım. İşte feed-back ve sorgulama burada önem kazanıyor.

Örneğin, yeterince güçlü olursan herkesi ayaklarından tutup kaldırabilirsin. Kendin hariç. Ne kadar güçlü olursan ol, kendini o şekilde kaldıramazsın. Yani, bir düşünce sisteminin kendi içinde tutarlı olması yetmez, dış dünya ile de tutarlı olması lazım. Zaten sorgulamak = “insan” olmaktır.

Kendi inancını, felsefeni, ideolojini, fanatizmini de sorgulamadan, dış dünyayı yeterince sorgulayamazsın.

Uzmanlık sorgulamayı gerektirir.

03 May 2012 Thursday

Uzmanlık / tutarlılık

Uzmanlığın tanımını yazmaya çalıştım. Tanımlamak çok önemlidir. Ama nasıl uzman olunacağı bence daha da önemli.

Uzmanlığa giden yol farklı bir düşünme sistemi gerektiriyor. Nasıl bir düşünme sistemi derseniz… Önce tutarlı düşünmeyi öğrenmek gerek. Bu da tanımları ve kavramları içselleştirmekten geçiyor. (Dikkat: Öğrenmek demiyorum, içselleştirmek diyorum)

;-)

İnternet’in herşeyi değiştirdiğini, hızlandırdığını söylüyoruz.

Şirketlerdeki yönetim kavramlarının değiştiğini anlatıp “artık bir kişi sadece bir kişiden emir alır önermesi yanlış oluyor” diye yazdığım zaman, özellikle gençler itiraz ediyor. Çoğunluğu hiç iş tecrübesi yaşamamış.  İnternet’in iş hayatına yansıması hakkında da tek bir dakika bile düşünmemiş. Ama yüzeysel bilgisine uymadığı için itiraz ediyor.

Hızlı değişimi savunurken, Facebook ve Google’un hiç silinmeyeceğini de arkasında söyleyebiliyor. Oysa üç yıl önce herkes “Second Life” ile tüm zamanını geçirirken bugün esamesi okunmuyor. “Madem herşey hızlı değişiyor, nasıl olur da bir şirket  hiç silinmez“diye düşünmemiş bile. Onu da geçtim. Bu şirketlerin hemen silinmemek ve daha uzun yaşamak için ne yöne değişeceği konusunda biraz beynini çalıştırmış olsa, yine gam yemeyeceğim.

Örnekleri artırmayacağım. Hızlı değişim onu yüzeysel bilgiye itiyor. O da bunu evrensel doğru sanıyor. Tutarsızlığın farkında bile değil.

:-(

Tutarlı olunacak ki, soru soranlar “iyi de…  hem öyle diyorsun, hem de ona aykırı böyle diyorsun” demesinler.  Arkasından “iki söylediği birbirini tutmuyor” diye konuşmasınlar.

Ne de olsa, uzmanlığın başkaları tarafından da kabul görmesi gerek. Kendi kendine uzman olunmuyor.

:-P