"pazarlama" kategorisindeki yazılar:

22 February 2012 Wednesday

Türk Telekom eziyeti

Kasım ayında annemi kaybetmiştim. Annemim telefon hattını kapatmaya çalışıyorum.

Ataşehir’deki Türk Telekom (TT) ofisine gittim. Orada kapatma işlemi yapılmıyormuş. Çemenzar’daki TT binasına eşim gittiğinde “evlatlarından biri gelsin” demişler.

Bugün gittim. Önce vezneye ödeme yaptım. 3 hafta önce bankaya ödenen tutarın aynısını (16.50 TL) söylediler. Ödenmişti, ama bunca işin arasında tekrar Çemenzar’daki TT binasına gitmek zorunda kalmamak için ödedim.

Sonra kapatma için başka bir görevliyle görüşmek için sıramın gelmesini bekledim. Sıram geldi. Kapatma belgesini memura verdim. Abonenin (annemin) adını okudu. Öldüğünü söyledim.

Veraset belgesi istedi. Nüfus Müdürlüğü’nden alınmış olan üzerinde ölüm tarihi yazan belgeyi verdim. “Resmi kayıtlar burada. Neden Veraset Belgesi’ne gerek var?” diye sordum. Neyse ki o belgeyi de kabul etti. Kendi kimliğimi de gösterdim. Sonra sordum.

- Neden varislerinden birinin gelmesi gerekli?”
- Komşusu gelip kapattırsa iyi mi olur?” diye yanıtladı.
- Öldüğünü kanıtlayan bir belge ile gelindiğinde, bunun ne önemi olduğunu” sordum..

- Bundan 30 sene önce, telefon hattı için sıraya girilirdi. 15 – 18 sene sonra sıra gelirdi. O zamanlar telefon hattına sahip olmak bir kıymetti. Araba satışı gibi, noterde işlem yapılırdı. Bugün telefon hattı veya numarası bir kıymet değil” dedim.

- O sizin fikriniz?” diye yanıtladı.
- Başvurduktan sonra hemen ertesi gün  aldığınız birşey nasıl KIYMET olur, bana anlatır mısınız?” dedim. Bu konuda benimle tartışmaya girmedi.

“Neden mutlaka evlatlarından birinin gelmesi gerek?” diye tekrar sordum. “Belediye bile, kullandığımız su, elektrik gibi ödemeleri üstümüze almamızı isterken, Türk Telekom’un neden bu şekilde davrandığını” sordum.

  • Dün Sosyal CRM toplantısında eskiden TurkCell’in çağrı merkezinde çalışmış bir arkadaş “Ben orada çalışırken, varislerin hepsinin şahsen gelmesini veya vekaletname göstermesini isterdik” dedi.

Kimin kullandığı bizi ilgilendirmez” yanıtını aldım. (Bu cümleye dikkat. Aslında telefon sahipliği umurlarında değil. Biri kullansın, kullanılmasa da açık kalsın. Parası ödenmek zorunda kalsınlar. Amaç bu!)

Son olarak çıkmak üzereyken

- Hattın “22 TL borcu var” dedi.
- Nasıl olur. Daha şimdi 16.50 TL ödedim.”
- Bu henüz faturalaşmamış”  diye yanıtladı.
- Ödeyeyim o zaman”
- Fatura kesilince ödersiniz.”
- Neden vezneden şimdi tahsit etmiyorsunuz?”
- Henüz faturası kesilmemiş!”

Aklımdan geçenleri sizinle paylaşayım.

  • Ölmüş bir kişiye ait hattı kapatmamak için bu kadar uğraşan firmaların niyet ve ahlakları hakkında ciddi kuşkularım var.
  • Teknoloji firması olduğunu söyleyen firmaya bir girişte tüm işlemlerin sonuçlanmaması için özellikle çaba sarfedilmesini sağlayan iş akışlarını oluşturanların ve buna onay veren yöneticilerin niyet ve ahlakları hakkında ciddi kuşkularım var.

:-(

Yazının adını “Ölümden kazanç peşinde” yapmıştım. Sonra değiştirdim. Burada bir not olarak kalsın.

:-(

 

10 February 2012 Friday

Yeni AVM’ler

Haber Simto Alev sayesinde dikkatimi çekti.

“Bu yıl içinde Türkiye’de 45 yeni alışveriş merkezi (AVM) daha açılacakmış”.  Simto bir tweet yazdı.

Simto’dan önce itiraz edenler olacak.

Karadeniz’in yaylalarından Ayder’den bir alışveriş merkezi resmini paylaşayım. Sabahın erken saatlerinde çektiğim için o sırada kapalı. Oysa akşam hemen yanındaki dükkanda birşeyler yedik. Food-court üst katta değil de yanında… İnternet kafe bile var. Resimde görülüyor.

:-)


Meyve tedarikini de alışveriş merkezinden yapmıştık. Yani KASAP MARKET ŞARKÜTERİ ile birlikte MANAV hatta OYUNCAKÇI bile vardı aynı dükkanda…

Bence de sayı yanlış. Anadolu’nun ücra köşelerindeki ALIŞVERİŞ MERKEZİ oluşumları gözardı ediyorlar.

:-)

21 January 2012 Saturday

İletişim satın almak

Uluslar arası firmalarda bazı prosedürler var. Ne alınacaksa Satın Alma Bölümü’nden geçer. Dijital ajans ile Pazarlama Bölümü konuşup anlaşmış. Ama sonra ajans ile önce IT departmanı masaya oturmuş. Sonra Hukuk, en sonra da Satın Alma

:-(

Anlatacağım öykü bu son aşamada gerçekleşmiş. Ajans ile toplantı yapılan ve sözleşmenin her maddesinin tekrar tekrar irdelendiği toplantıda IT ve Satın Alma elemanları var ama firmanın Pazarlama Bölümü’nden kimse yok.

Dijital ajans derdini anlatamıyor. Satın Alma Bölümü hiç bir şeyden anlamıyor ama her şeyi kurala bağlamak istiyor. Her maddede uzun tartışmalar oluyor.

Twitter hesabı yönetme konusuna gelindiğinde ajansın sözleşmesine şöyle bir madde koymak istiyorlar.

Her ay 5 twit gönderilecek. Gönderilecek olan twit’ler, ay başlamadan 5 gün önce firmaya bildirilecek. Pazarlama Bölümü’nün yazılı onayını takiben, önceden belirlenmiş tarihlerde twit atılacak

O zamana kadar yapılan birçok garipliğe zor katlanan ajans temsilcisi bir anda keyifle gülümsüyor. “Çok güzel fikir. Hemen sözleşmeye bunu yazalım.” diye onaylıyor. Satın Alma bu kadar çabuk onaylanınca kendisinin iyi birşey yapmadığını anlıyor.

Ne var ki ajansın temsilcisi dayanamıyor. “İnteraktivite ne demek biliyor musunuz?” diye anlatmaya başlıyor. “O gün kar yağsa, “sıcak evinizde otururken …” diye bir twit atma fırsatını kaçırmaya hazır mısınız? Anında oluşan fırsatları yakalamak yerine basma kalıp konuları mı söylemek istersiniz?” diye soruyor.

:-P

Kendi seçtiği ajansı Hukuk ve Satın Alma ile karşı karşıya bırakan Pazarlama Bölümü’ne mi kızmalı; herşeyi benzer kalıplara sokmak isteyen ve reklam işini 5 sandık bilmemne tedarik etmek ile aynı kefeye koyan Satın Alma Bölümü’ne mi?

Her marka aynı yöntemi uygulasaydı, şu sağdaki güncel reklam olmazdı.

Ajansı tebrik ettiğim kadar, marka yönetimini de kutluyorum.  Her ikisinin de aklına sağlık.

:-D