"pazarlama" kategorisindeki yazılar:

01 September 2018 Saturday

Amazon – Sears İşbirliği

Hafta sonunu fırsat bilip, hafta içinde okuyamadığım bazı e-dergilere göz attım.

Amazon’un araba lastiği konusunda Sears ile işbirliği haberini gördüm.

Amazon’dan satın alınan araba lastikleri Sears Auto Center’lardan teslim alınıp arabaya taktırabiliyormuş. Yılın başlarında 47 merkezde denemeler yapılmış; şimdi tüm (450’ye yakın) Sears Auto Center’larda hayata geçirilmiş.

Lastik takma adet başına 19.99 dolardan başlıyormuş ve bir hata olursa, Amazon’un “Mutluluk Garantisi” hizmeti doğrultusunda ya ücretsiz düzeltiliyor, ya da para iade ediliyormuş.

Amazon’dan araba lastiği satın almak istendiğinde, uygulama yakınlardaki Sears Auto Center’ları gösteriyormuş.

😉

Ben işin tamamen başka bir tarafındayım.

Büyük uluslararası perakende ağları karşısında küçük mahalle esnafının yanında olduğunu vurgulayan sosyal mecra ahalisi, “Amazon gelse de Türkiye’deki e-ticaret siteleri ve pazar yerleri günlerini görse” gibi söylemler yazıyor.

“Amazon geldiğinde, mevcut pazaryerlerine verdiği zarardan fazlasını yerel esnafa verebilir mi?” diye düşünen var mı acaba?

Sadece meraktan soruyorum.

.

28 August 2018 Tuesday

Dijital Pazarlama’da İzlenmesi Gerekenler Listesi

Sevgili Berkan Bağcı, “Dijital Pazarlama Sektörüne Yeni Girenlerin Takip Etmesi Gereken Kişi ve Bloglar” diye bir liste yayınladı.

Listede severek izlediğim ve birikimime katkıda bulunan çok sayıda genç arkadaş yer alıyordu.

Listede adımı görmeyen genç arkadaşım Murat Durak, Berkan’a bir tweet gönderdi.

Murat Durak’tan hemen sonra, sosyal mecralarda ilk tanıdıklarımdan Serbay Arda Ayzıt da hakkımda olumlu görüşlerini yayınladı.

Sonrası hızlı gelişti.

Berkan Bağcı yanıtladı

Dijital pazarlama deyince akla önce satış fırsatı üretme (lead generation) ve arama motoru pazarlaması (SEO + SEM) geliyor. Oysa süreç tasarımı, analitik, kişiselleştirme, müşteri deneyimi, dijitalleştirme, müşteriyi izlenebilir kılma konuları da dijital pazarlamanın olmazsa olmaz kavramları.

Berkan Bağcı benim adımı da listeye ekledi.

Çok takdir ettiğim birçok genç arkadaş ile birlikte listede bana da yer verdiği için Berkan Bağcı’ya, ve adımı listeye koymak isteyen Murat Durak ve Serbay Arda Ayzıt’a teşekkür ediyorum.

.

21 August 2018 Tuesday

Kötü Komşu ve Stratejik Ortak

Bugün, biraz eski bir konuyu ele alacağım. Bu az eski konuyu, dijital dönüşüm bakış açısı altında incelemek istiyorum.

İlk olarak 7 Nisan 2017’de Webrazzi’de Fırat Demirel’den haber almıştım.

Bu habere göre “kavram hazırdı ama henüz hayata geçmesi için zaman vardı; başvuru yapacak çok sayıda bağımsız taşıyıcı aranıyordu“.

  • Aslında bu yazıyı o zaman yazmalıydım. Oldukça geciktim.

Mayıs 2018’de Hepsiexpress’in lansmanı yapıldı. Gazeteci, teknoloji editörü Cem Sünbül, olayı şöyle duyurdu:

Bu vakada “kötü komşu” diye kargo şirketlerinden bahsediliyor.

Bu atasözü birçok konuda doğrudur ama bu sefer, Hepsiexpress vakasında deyimin uygunluğunu [özellikle dijital dönüşüm ilkeleri çerçevesinde] tartışmak istiyorum.

😉

Önce şunu vurgulamak isterim. E-ticaret veya e-perakende veya e-pazaryeri kurumları için kargo şirketi bir “kötü komşu” değil, “stratejik ortak”tır.

Hepsiburada’ya sormamız gerekir. Siz kargo şirketlerini bir yüklenici olmaktan çıkartıp “stratejik ortak” konumuna getirdiniz mi? Daha açık soralım… Onları “aynı müşteri deneyimini paylaşan stratejik ortak” olarak görebiliyor musunuz?

  • Bu soruda çok sayıda kilit kavram var. En önemli kavram “müşteri deneyimi“, sonraki kavram ise “stratejik ortak“.
  • Müşteriler marka veya ürünün değil, deneyimin müşterisi oluyorlar. Bir Hepsiburada anısını şuradan okuyabilirsiniz.

Deneyimin (dolasıyla müşterinin) sahibi olan platformlar (bu örnekte hepsiburada), platform tanımı gereği çok sayıda stratejik ortak ile aynı teknolojik ortamı sürdürülebilir şekilde yönetmelidirler.

Çok sayıda stratejik ortak olması platformu zenginleştirir, rekabetin önüne geçirir. Tıpkı çok sayıda satıcının olmasının pazaryerini güçlendirdiği gibi.

Ayrıca, stratejik ortakların işini kendisinin yapmaya kalkması, bir kurumun atıllaşmasına neden olur.

  • Bana “Amazon’un da bağımsız taşıyıcılardan bir ağ kurduğunu; yine Amazon’un GNC (tesgah üstü ilaç) ürünlerinin iyi satıldığını görüp, rakibi Pillpack’i satın aldığını; Airbnb’nin popüler yerlerde oteller satın almaya başladığını…” söyleyeceksiniz. Ben de size şunu söyleyeceğim: İşte şimdi rakipleri karşısındaki en büyük üstünlüklerini kaybetmeye başladılar. (Mülksüzlük)

Bir e-ticaret veya e-perakende veya e-pazaryeri kurumu, kargo şirketleriyle stratejik ortak olmak için şunları yapabilir:

  • Ortak barkod veya QR kod kullanır;
  • Ürün sevkiyata hazır olacağı zaman, ilgili kargo kurumuna bildirir;
  • Kargo kurumu, hızlı ama uygun maliyetli (optimum) sevkiyat için hangi büyükükte kamyonet göndereceğini belirler;
  • Şehir trafiği içinde rahat hareket edecek büyüklükte araç (kamyonet veya minibüs) kullanılır;
  • Rotaoptimizasyonu yazılımı ile her kamyonetin gideceği rota belirlenir;
  • Kamyonete yerleştirme sırası da belirlenir ve o sıraya göre yüklenir;
  • İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde, “plaza bölgesi” diye adlandırılan yerlere  hemen sevkiyat yapılabilir;
  • Şehiriçi trafiğin durumuna göre, “şu saatler arasında” teslimat yapılacağı SMS veya e-posta ile bildirilebilir;
  • Adresin sahibi e-pazaryeri’dir. Adres değişikliği bilgisi hemen platforma girilir;
  • Böylelikle, kargo yoldayken müşteriye adres değiştirme kolaylığı sağlanablir (elbette ücreti karşılığında)

Pazaryeri buna uygun altyapıyı geliştirir ve kargo şirketlerini bu yapıya ortak ve entegre ederse, müşteriler “Paketim nerede?” diye kargo şirketini aramaz, platformun web sitesinden yaklaşık teslim zamanını öğrenir.

  • Kargo şirketine en çok “Kargom nerede?” diye soruluyor. Aslında müşterinin merak ettiği şey kargonun tam o saatte dünya üzerindeki yeri veya hangi aktarma istasyonunda ya da araçta ne kadar beklediği değil. Müşteri varış noktasına ne zaman ulaşacağını merak ediyor. Özellikle ona “aynı gün teslim” diye taahhütte bulunulmuşsa…

😉

Özetle, dijital dönüşüm kurallarına uygun bir yapı ile:

  • Müşteri deneyimini farklı kurumların eline bırakmayan bir platform;
  • Müşterinin değişikliklerini kendi tarafından yapılmasını sağlayan “outsource to customer”;
  • Kargonun aktarım ve teslimat zamanlarını bildiren (böylece kendini de taahhüt altına sokan) şeffaflık;

sağlanabilir.

Amazon karşısında yeterli değil ama hiç değilse gerekli koşullardan biri aşılmış olur.

😉

Yanlış anlaşılmasın! Kargo şirketleri de sütten çıkmış ak kaşık değiller.

  • Fatura kesmeyen veya e-fatura’yı e-posta adresime göndermeyen;
  • Üst kat zilini çocuk uyanmasın diye kapattık ama “Lütfen alt kat zilini çalın” diye kapıya yazdığımız halde “Zili çaldım, açmadılar” diyen;
  • Siteye hiç gelmediği kayıtlarla ispatlanabilir olduğu halde “Geldim, evde bulamadım” diye e-pazaryerine bildiren (web’den kontrol edilince ortaya çıktı);
  • Sitenin kapısından “Kargo şirketi gelmiş sizi evde bulamamış” diye arayınca “Yanlış zili çalmış olabilir” cevabıma “Yalan söylüyor” diye karşılık veren…

bir sürü kargo kurumu ve çalışanı var. Ne var ki deneyimin ve müşterinin sahibi e-ticaret veya e-pazaryeri şirketi. Olumsuzluklar sadece kargo kurumuna değil, pazaryerine de yazılıyor.

Kendi kurduğunuz oluşum da aynı hareketleri yaptığında, müşteri kaybınız KAÇINILMAZ olacaktır.

Bence, stratejik ortaklarınızı kendi yanınıza / seviyenize taşımanız, rakipsizliğinizi arttırır.

.