"interaktivite" kategorisindeki yazılar:

21 October 2011 Friday

Web 3.0 konferansı

Birçok yazımda ve sohbette Web 3.0′ın kapıda olduğunu söylüyorum.

Dersime konuk konuşmacı olarak gelen Sn. İbrahim Gökçen‘i dinleyen arkadaşlar, “Web 3.0 çoktaaan gelmiş” demişlerdi.

Türkiye’de de Web 3.0 için hazırlık yapan kurumlar Web 3.0 İstanbul Konferansı‘nda konuşacak. Çok sayıda firmayı dinleyeceğiz.

Tanıtımında:

Web 3.0 İstanbul konferansı; yeni trendlere hakim, interaktif mecraları özümsemiş bir konuşmacı portföyü ve özgün içerik sağlayan sunumlarla pazardaki eksikliği gidermeyi amaçlamaktadır.

Web 3.0 İstanbul konferansı; konuşmacılarından sunumlarına, sunumların içeriklerinden anlatılış tarzlarına, konferansın başından sonuna kadar, katılımcıların pazarlama iletişimi anlayışlarına derinlik ve yeni bir boyut kazandıracak nitelikte bir deneyim yaşatmayı hedeflemektedir.

Amacımız, en son trendleri takip etmek ve yeni yaratıcı fikirlerin ilham kaynağı olabilmektir.

deniliyor.

Günün en son seansında, A. Selim Tuncer, Tunç Kılınç ve Nurcan Akad ile birlikte, Fatoş Karahasan’ın moderatörlüğünde sohbet edeceğiz.

Konumuz içerik üretmek. “O saate kadar kalamam” demeyip, sohbete katılırsınız, değil mi?

:-)

20 October 2011 Thursday

Webrazzi Summit 2011 – 3

Dün yapılan Webrazzi Summit 2011 notlarımı paylaşmaya başlamıştım. İlk [1] ve [2] seansı yayınladım.

:-)

Kahve arasından sonra 4 ayrı salonda toplantılar devam etti. (1) Yatırımcı sohbetleri, (2) mobil ygulamalar ve (3) Facebook toplantılarına değil, (4) pazarlama ağırlıklı salona gittim.

Yüce Zerey’in sunumunun ağırlığı “içerik = f(hikaye)” üzerineydi. Voltron ve Michael Jordan’ın “davranış şekli oluşturan, özgün hikayesi bulunan”  efsanelerinin hayatımıza nasıl girdiğini anlattı. Bugünlerde onlar gibi hayatımızı cidden etkileyen öykülerin olmadığından bahsetti.

Eminönü’nde 5000 kişi toplansak, hemen bir ekonomi oluşur. Simitçi, köfteci, su satıcısı gelir. Sosyal mecralar da öyle” dedi.

  • Bu noktayı çok önemsiyorum. 2008’de “Buraları dutluktu. Biz o zamanlardan beri buradayız. Sosyal mecraları siz pazarlamacılara yedirmeyeceğiz” diyen arkadaşlara da selam ediyorum. Hani… Ne oldu?… Çoğunuz, ya pazarlamacılara hizmet eden işlerde çalışıyorsunuz, ya da kendiniz pazarlama işlerine soyundunuz. Güneş hep oradaydı.

Sosyal mecralarda yaratılan öykülerin liquid (akıcı) ve linked (bağlantılı) olma gereğinden söz etti.

Kıvanç Tatıtuğ’un karnındaki baklava kasların öyküsünün “akıcı” olduğunu ama Kuzey-Güney dizisi ile “bağlantılı” olmadığını vurguladı. Amacın “sosyal medyada başlayan ilişkiyi dışarıda, gerçek yaşamda deneyimlemek” olduğunu belirtti.

Coca Cola’nın “Mutluluk kamyonu” etkinliğinin kısa filmini gösterdi.

Arkasından “satışa bağlanmış kampanya kurgusu” örneği olarak da Sprite’ın “Sprite kafası” kampanyasından bahsetti.

:-D

Oğuz Bayram yeni medyayı ölçümlemek için hangi kriterleri kullanacağımızı anlattı.

Bugünün dijital ortamında eş zamanlı tepkinin hemen verilmesinin öneminden söz etti.

Kurumsal ölçüm kültürünün gerekliliğini, 5 – 10 arası kilit performans ölçümü olması gerektiğini, fazlasının kontrolu artırmayıp anlamayı zorlaştırdığını, her bir kriterin farklı departmanların performansını ölçümleyeceğini söyledi.

  • Doğru soru sormaktan bahsedince aklıma bir konuşmasını yayınladığım Tal Ben Shahar geldi.

Raporlama ve analiz’in 2 farklı şey olduğunu anlattı. Bu aşamada maddelerden biri de Tasarruf idi. Sosyal CRM’in çağrı merkezinde ne kadar tasarruf yapılmasını sağlayacağını belirtti.

Verilerin hep geçmişteki durumu yansıttığını, ama bizim işimizi yürütürken en azından %10’unda ileriye bakmamız gerektiğini de ekledi.

  • Son 2 paragrafta söylenenlerin bazılarına karşı çekincelerim var. Zaten kendi sunumumun açılışında onlardan bahsettim.

:-D

Öğleden sonra kendi sunumum vardı.

Bize muhteşem bir Webrazzi Summit yaşattığı için Arda Kutsal’ı ve ekibini tebrik ediyorum.

20 October 2011 Thursday

Webrazzi Summit 2011 – 2

Dün yapılan Webrazzi Summit 2011 notlarımı paylaşmaya başlamıştım. İlk seansları yayınladım.

:-)

Sonraki seansta Hanzade Doğan Boyner ile Arda Kutsal sohbet ettiler.

Hanzade D. Boyner, Doğan On Line’ın ilk kurulduğundan bu yana olan değişimi anlattı. Grupofoni teklifi konuşuldu. Fikri uygulayabilmenin fikirden çok daha önemli olduğu bir kez daha vurgulandı. Yatırımcı arayan girişimciler için, sağlam proje varsa yatırımcı sorunu olmayacağı, yerli – yabancı çok sayıda yatırımcının Türkiye’ye olumlu baktığı tekrarlandı.

Hanzade D. Boyner, 2 ayrı yatırımcı tipini (stratejik yatırımcı / finansal yatırımcı), vizyonları ve beklentilerini  anlattı.

  • Stratejik yatırımcı: uzun vadeli vizyon, krizlerden etkilenmez, hemen çıkmak istemez, işi nasıl büyüteceğini düşünür.
  • Finansal yatırımcı: Kısa vadeli, kötü gün dostu değil, sürekli baskı yapar, çabk çıkmak ister.

:-D

Arda Kutsal’ın sonraki sohbet otorumu Sina Afra ile idi. Yabancı yatırımcıların Türkiye iştihasının nedenlerini aktardı. “Gelişmekte olan ülke, hızlı büyüyor, rekabet az.”

Markafoni’nin 2008 Eylül’ünde kurulduktan sonra,  ilk bir milyon müşteriyi  edinene kadar tek bir kuruş harcamaya gerek duymadığını anlattı. “Son 2 yıl içinde private shopping = e-ticaret oldu. Artık ayda 1 milyon TL reklama harcanıyor. İlk 3 içinde olmayanlar bile 5 milyon dolardan fazla yatırım alabildi.” dedi.

Daha önce de yazmıştım. Sina Afra rakamlara çok düşkün. Sürekli izleyip önlemler alıyor. Arda Kutsal’ın “en iyi dönüş aldığı mecralar” sorusunu

  • Arkadaş daveti
  • Google
  • Affiliate network
  • Facebook

sırasıyla yanıtladı.

Hedeflerinin “2015’de 1 milyar dolarlık bir şirket olmak” olduğunu açıkladı.

:-D

Daha da sonraki oturumlarda tuttuğum notlar için… Az sonra… Beni izlemeye  – yine – devam edin.

:-)