"interaktivite" kategorisindeki yazılar:

05 April 2013 Friday

Bilgileriniz pazarda…

Kredi Kayıt Bürosu’ndan şöyle bir mesaj aldım.

KKB-1

 Gerçek boyutunda okumak için üzerine tıklayınız.

Kredi kullanım geçmişim tertemiz. Bir sıkıntım yok. Yine de mesajı okuyunca ürktüm.

1 – Kredi Kayıt Bürosu, benim kredi bilgilerimi bana sormadan, banka dışı kişi ve kurumların kullanımına sunuyor.

2 – Benden sadece kendi sicil bilgilerimi yine bana raporlamak için izin istiyor. Ama başkasına vermek için izin istemiyor. Garip değil mi?

3 – Bu mesaj bir e-posta pazarlama şirketinden geliyor. Benim e-posta adresimi neden bir başka şirketle paylaşıyorsun? Kredili ürün kullandığım bilgisini paylaştığına göre, nerede kaldı “Bankalar Yasası”nın gizlilik maddeleri?

4 – Bu mesajın altındaki Facebook, Linkedin, Twitter’da paylaş butonu nedir? Anlayabilen var mı? Neyi paylaşmamızı bekliyorsunuz?

🙁

Bu mesaj kredi kartı veya ev, araba, ihtiyaç kredisi kullanan kullanan herkesi ilgilendiriyor.

Dehşete kapılmadınız mı??

??

 

02 April 2013 Tuesday

IT ile rekabet üstünlüğü

Forbes’da “IT ile rekabet üstünlüğü sağlayan şirketler” üzerine bir yazı çıkmış. Twitter’da Emre Sets Turan’ın uyarısı sayesinde haberim oldu.

21 şirketin yer aldığı bir liste. İçinde teknoloji ve e-ticaret firmaları da, sağlık firmaları da, çok uluslu pazarlama firmaları, bankalar ve danışmanlık kurumları da var.

  • Accenture
  • Amazon
  • Apple
  • Cleveland Clinic
  • General Electric
  • Goldman Sachs
  • Google
  • Hospital Corporation of America
  • IBM
  • Intermountain Healthcare
  • JP Morgan Chase
  • Kaiser Permanente
  • Mayo Clinic
  • Microsoft
  • Nestle
  • Proctor & Gamble
  • Progressive Insurance
  • Schlumberger
  • Target
  • Toyota
  • Wells Fargo

😉

Yazının giriş bölümü:

All enterprises, regardless of what they produce or the services they deliver, are really information businesses.

The accuracy, speed and precision of IT systems means the difference between winning or losing customers, keeping supply chains profitable, and solidly translating new concepts into revenue-producing products and services. The world’s best-run services businesses have customer-driven IT as part of their DNA; it is very much who these companies are internally.

🙂

Şöyle tercüme ettim. (Daha iyisini önerirseniz, itiraz etmem. Hemen düzeltirim.)

Hangi ürün veya hizmeti sunduklarına bakmaksızın, tüm kurumlar bilgi işinde faaliyet gösterirler.

IT sistemlerinin kesinlik, hız ve doğruluğu, müşteri kazanma veya kaybetme arasındaki farkı, tedarik zincirinin karlılığını ve yeni kavramların kârlı ürün ve hizmetlerin üretilmesine dönüşümünü belirliyor. Dünya’nın en iyi şirketlerinin müşteri odaklılığı DNA’lerinde taşıyan IT bölümleri var.

 

Dikkat ederseniz, www.uzaktanCRMegitimi.com‘da yayınladığım “Pazarlama Teknolojisti” yazısının giriş paragrafıyla aynı:

Şanslı şirketlerde teknolojiden anlayan Pazarlama Üst Yöneticileri veya pazarlamadan anlayan Teknoloji Üst Yöneticileri vardır. Akıllı şirketlerde ikisini ayırt etmek zorlaşır

Aklın yolu bir.

😉

Bu devirde, teknoloji desteği almayan bir pazarlama bölümü veya kendi bildiğini okuyan bir teknoloji bölümü, şirketi başarısızlığa sürüklüyor. Ego-sistem, eko-sistemi bozuyor.

Herkesin kulağına küpe olmalı.

😀

 

04 January 2013 Friday

İçerikle pazarlama

İçerikle pazarlama onyıllardan beri devam ediyor. Sosyal medyalara yansıyan uygulamalarından biri olan bloglarda pazarlama’dan 3 yazılık bir dizide [1] , [2] , [3] bahsettim.

Bugün, sosyal medya öncesine ait 20+ yıllık bir örneği anlatacağım.

🙂

Banka’da üye işyeri pazarlamasından sorumlu olduğum günlerdeydi. Ortak yapılabilecek bir proje için Toys R Us ile görüşmeye gittim.

Toplantı sonrasında ürün kataloğunu verdiler. Çocuklarım küçüktü. Tam da Toys R Us ürünlerine uygun yaştaydılar. Onlara hitap eden ürünleri uzun uzadıya inceledim.

Bunlardan biri çocuk yatağıydı. Katalogda çok ayrıntılı anlatıyordu. Parmaklık arası şu kadar olmalı, çocuk oraya başını sıkıştıramamalı… Ağacı şu olmalı, boyası şöyle, verniği böyle olmalı; çocuk dişlerini geçirdiğinde zehirlenmemeli… ve saire, ve saire.

Bunları okuduktan sonra kolaysa mobilyacılar sitesine git de rasgele bir yerden çocuğu yatak al.

😉

20 küsür yıldan sonra aklımda kalanlar mobilyanın özellikleri değil, içerikle tanıtım yapıldığı zaman ne kadar ikna edici olduğu…

Geçenlerde Alemşah Öztürk’ün bir tweet’inde okumuştum. “İçerikle pazarlama yeniden güçlenecek” diye. Fatoş Karahasan’ın kitabında da değiniliyor.

Kesinlikle aynı fikirdeyim.

😀