"yaşamın içinden" kategorisindeki yazılar:

05 February 2012 Sunday

Süreç, keyif ve TEDxRESET

2 Şubat 2012 tarihli TEDxRESET‘teki konuşmacıların büyük kısmı sadece sonuca odaklananların mutsuzluğundan bahsetti. Sürece odaklanılmasını önerdi.

Sayın Fatoş Karahasan yabancı konuşmacıların söylediklerinin özetini yayınlamış.

Ben demiştim” diyeceğim.  Aklın yolu bir.

Sürecin keyfini çıkarın.

:-D

Bu vesileyle, başta Ali Üstündağ olmak üzere, tüm konuşmacılara ve düzenleyenlere teşekkür ederim.

:-)

 

28 January 2012 Saturday

Benim oğlum bir kayar

Okuldan birlikte mezun olmuş arkadaşlardan birkaç aile, bir kayak merkezinde sömestre tatilini geçirmeye niyetlenmiştik. Çocuklar birbirlerini tanırlar, biz zaten yıllardır arkadaşız…

Hiç ayağına kayak takmamış olup orada öğrenecekler için de, yılların ustası olup “bir kaydığım yere birkez daha uğramam” diyenler için de, hiç kaymak istemeyip yöreyi gezmek isteyenler için de en iyisini araştırdılar. Uygun bir yer bulundu.

Tatilin ikinci ya da üçüncü günüydü. Bizim gruptan 2 arkadaş ve yanımızda çocuklarımız ile spor mağazasında eldiven, gözlük bakarken Türk olduğumuzu gören biri “Burada güzel pist yok mu?” dedi.

  • Daha önce yazmıştım, kavramlara önem veririm. “Güzel pist” deyince ne demek istediğini anlamaya çalıştım.  Az eğimli mi, virajsız mı, sert virajlı mı? bol kar mı? iki tarafında güvenlik ağları olan mı?…

Adama açıklama yapmaya çalıştım. “Buradaki pistlerin toplam uzunluğu yüzlerce kilometre. Herkes için uygun pistler var. Bu dükkanın hemen altında bir kayak okulu var. Oraya sorarsanız…

Sözümü bitiremedim. Adam işaret parmağını öne uzatıp, neredeyse burnumun iki parmak yanına getirip “Benim oğlum bir kayar, bir, bir…” dedi.

  • Ben yine kavramlar arasında kaldım. “Bir kayar” ne demek, “bir kaymak” gibi deyimler mi var diye beynimden geçiriyordum…

Neyse ki sınıf arkadaşım beni dükkanın dışına sürükledi. Adam, arkamızdan işaret parmağı önde devam ediyordu. “Çok iyi kayakçıdır benim oğlum. Bir kayar, bir…

:-P

Bulunduğumuz yer Kitzbühel idi. Birkaç yıl önce kış olimpiyatları orada yapılmıştı.  Bu sene başında 2012 Avrupa Şampiyonası yine orada gerçekleşti. Alp inişi denilen yarışın yapıldığı pistin adı “DUVAR”. Öylesine dik ki, kasabadan bakınca neredeyse tamamı görünüyor. Ayrıca bir sürü kırmızı pist var.

Adamın gözünde oğlu o kadar iyi kayakçı ki, dünya şampiyonlarını zorlayan o pistler yetmiyor. Kargaya yavrusu kuzgun görünür derler. Bu kadarı da fazla…

O günden beri adama değil de, çocuğuna acıyorum. Her kayak yarışı izlediğimde onu düşünüyorum. Acaba “bir kayıyor mudur?”

:-P

Parmak resmi şuradan alıntıdır.

 

 

 

22 January 2012 Sunday

Çıkar çatışması

Bir doktorun devlet hastanesinde teşhis koyup, ameliyatı özel hastanede yapmasını destekliyor muyuz?

Bir öğretmenin geçer not vermek için kendisinden (veya yakın tanıdığından) özel ders almayı önermesini hoş karşılıyor muyuz?

Milletvekillerinin istedikleri gibi maaşlarını artırmalarını can-ı gönülden destekliyor muyuz?

Satınalma Müdürü’nün “bal tutan parmağını yalar” demesini çook doğal buluyor muyuz?

Tapu Memuru’nun en iyi arsaları kendisi veya yakınları için kapatmasına taraftar mıyız?

Eşe dosta ÖSYM yanıtlarının verilmesi iyi bir şey mi?

Üçüncü Köprü yolunun geçeceği arazileri, bizzat köprünün nereye yapılacağına karar verenlerin ele geçirmesi şahane bir fikir mi?

Üniversitede doktora veya doçent gibi derece sahibiyken, bir kamu görevine seçildiğinde “üniversitede kalsaydı unvan alacaktı” denilerek, 5 sene sonra otomatikman bir üst unvan (doktor ise doçentlik, doçent ise profesörlük) verilmesini haklı görüyor musunuz?

… Daha saymıyorum, binlerce örnek bulabiliriz.

Bunların ortak kavramı “çıkar çatışması” dır. Eğer bir toplum, “beceriksiz namuslu” ile “becerikli dolandırıcı” arasına sıkışmamış ise, her türlü çıkar çatışmasına olumsuz bakar.

;-)

Sadece birkaç örneği ele alacağım.

“Kamu görevine seçildiğinde üniversitede bir unvanı olanlar, 5 yıl görev yaparlarsa bir üst unvana çıksın. Ama bu karara oy verenler ancak tekrar seçilirlerse yararlanabilsin. Aksi takdirde yararlanmasın” olsa daha iyi olmaz mıydı?

Üzerine havaalanı, köprü yolu, vb. yatırımlar yapılacak olan arazilerin son 10 yıllık tapu kayıtları internet’ten yayınlansa daha iyi olmaz mıydı?

Milletvekili maaşları, diğer maaşların bir katsayısı gibi tamamen bağımsız endekslere bağlı olsa daha iyi olmaz mıydı?

:-)

Şimdi Haksız Rekabet yazımı tekrar okuyun. Yorumları ile birlikte.

:-(