"yaşamın içinden" kategorisindeki yazılar:

04 May 2017 Thursday

Banker

Banka çalışanlarının bazıları, Linkedin’de mesleğini yazarken bankada ne iş yaptıklarını yazmak yerine “banker” diye belirtiyorlar.

Bazen kendi aramızda “bankacı” diyoruz ama aslında öyle bir meslek veya unvan yok. Unvanını mesleği sananlar zaten beni şaşırtır. Bir de başkasından maaş alarak çalıştığı yeri mesleği veya işi zannedenler olunca…

Aslında banker = banka sahibi anlamına gelir. Ama bizde öylesine bir tercüme sonucu bankacı diye bilinmektedir.

Yıllar önce, çalıştığım bankada kredi kartlarından sorumlu olduğum dönemde, VISA veya MasterCard’ın (hangisi olduğunu maalesef hatırlamıyorum) davetlisi olarak Fransa’da bir spor etkinliğine gitmiştim. Benimle birlikte, birçok bankadan kredi kartından sorumlu çok sayıda yönetici de aynı şekilde davetliydi.

  • UEFA ve futbol turnuvalarında MasterCard, olimpiyatlarda VISA sponsordu diye hatırlıyorum. Kredi kartı sorumlularını, çeşitli etkinliklere davet ederlerdi.

Fransa’da o sene banker skandalı olmuştu. Bazı tefeciler, bankacılar, vb. halkı dolandırıp kaçmışlardı.

  • 1980’lerde bizde banker skandalı olmuştu. Yaşı bana yakın olanlar, o yılların unutulmaz kişisi Banker Kastelli‘yi hatırlayacaktır.

Davetli çok sayıda banka yöneticisi pasaport kontrolüne geldi. Ben ve bazı arkadaşlar rahatça geçtik.

  • Benim pasaportumda “Pazarlama Yöneticisi / Marketing Manager” yazıyordu.

Pasaportunda mesleği hanesinde “banker” yazan arkadaşları polis sorgulamaya aldı. Fransa’ya neden geldiniz? Burada kimlerle ilişki içindesiniz? filan… Neyse ki MasterCard veya VISA yöneticileri olaya dahil ve müdahil oldu ve bu arkadaşları bir saat içinde kurtardılar.

😉

Nereden aklıma geldiğini sorarsanız… Linkedin’de “profesyonel ağıma eklenmek isteyen” bir genç arkadaş “ABC bankasında banker” diye yazmış da…

Bu yazının linkini ona göndereceğim. Şimdiden uyarayım genç arkadaşı.

😀

22 April 2017 Saturday

Sosyal Medya ve Birey

Geçenlerde bir blogda “Sosyal Medya cezalandırdı” diye bir cümle okudum.

Başıma bir şey gelmeyecekse, “sosyal medya cezalandırdı” veya “sosyal medya affetmez” gibi cümleleri çok anlamsız bulurum.

😉

Seçimde hiç bir parti çoğunluk sağlayamazsa, gazeteler “Seçmen koalisyon dedi” diye yazarlar. Gidip sorsanız, hemen hiç bir seçmen “koalisyon istiyorum” demez.

Benzer anlamsızlığı kamuoyu anketlerini yorumlarken de yaparlar.

😉

Ortalama konusunda yorum yapanlara hemen stüdyo daire kullanıcılarının öyküsünü anlatırım. Şuradan okuyabilirsiniz.

Tüzel kişilikler (şirketler, kurumlar, STK’lar, vb.) bir karar verebilir. Orada bile farklı görüşler olup, kırılımlar yaşanabilir. Nihayetinde tüzel kişiliği temsil etme yetkisindeki biri çıkıp holding (veya şirket, veya parti, vb) adına konuşabilir.

Topluluklar, özellikle örgütlenmiş değillerse, görüşlerini ifade eden bireylerden oluşur. Dolayısıyla, sosyal medya (veya kamuoyu, veya seçmen, veya Pal sokağı sakinleri) yoktur, farklı düşünen bireyler vardır.

United gitarları kırar” olayında sosyal medya affetmediği için düşen United Havayolları hisselerinin ne kadar çabuk toparlandığını yazmıştım.

😛

Bernard Shaw’un “Bu dediğim de dahil olmak üzere, bütün genellemeler yanlıştır” cümlesi gibi konuşacağım.

Ortalama üzerinden yorum yapanlar, çoğunlukla ortalamanın altında yorumlama yeteneği olanlardır.

.

11 January 2017 Wednesday

TAV ve Veri

Dün akşam bir ziyaretçimizi karşılamak için Yeşilköy Atatürk Havalimanı’ndaydık.

Bir web uygulamasından ziyaretçimizin uçağını rahatça izledik. Bu arada havaalanının panosuna da bakmayı ihmal etmedik. Ne var ki, ziyaretçimizin geldiği uçak listede yoktu. Açıkçası, mobil telefonla izlememize rağmen endişelendik.

Uçağın havaalanına indiği bilgisini web uygulamasından gördük. Panoda yine o uçak yer almıyordu.

Ziyaretçimiz “Pasaport kuyruğunda olduğunu” söyledi. Biz rahatladık. Ama panoda hâlâ o uçak yoktu. Aşağıdaki resmi o zaman çektim. (Yüksek çözünürlü halini TAV yetkililerine sunmak için saklıyorum.)

tav-veri-500

Uçağın havaalanına inişinden yarım saat sonra İNDİ 00:47 diye panoda göründü.

Cep telefonu olmasa, ne kadar endişelenirdik.

🙁

Brüksel havaalanındaki bilgilendirme ile karşılaştırdığımızda, TAV’ın Atatürk Hava Limanı’ndaki durumu içler acısı.

Bruksel-havaalani

  • Brüksel’de 93 uçağı görebiliyorsunuz, TAV – Yeşilköy’de 45 uçağı.
  • Brüksel’de indikten sonra bile 3 aşama bilgi veriliyor, TAV – Yeşilköy’de hiç.
  • Brüksel’de karşılama yapacaksanız, gidip bir yerde oturup bekleyin, zamnı gelince kapı önüne gelin; TAV – Yeşilköy’de kapı önünde olmazsanız, ziyaretçinizi bulamayabilirsiniz.

Cep telefonumdan izlediğim bilgiyi TAV’ın panosundan alamamak, güvensizlik ve rahatsızlık veriyor.

Verileri anlamadan ve yönetmeden şirket veya kurum yönetilemeyeceğine inanırım. Dün gördüklerimden sonra TAV benim gözümde havaalanı işletebilen yönetim birikimli bir know-how kuruluşu değil, havaalanı inşa eden bir müteahhit şirket olarak sıfatlandı.

Okuduğum bunca röportaj, haber, “uluslararası başarılar”, vb… gözümde sıfırlandı.

🙁

Brüksel havaalanını anlattığım yazının hem giriş paragrafında, hem de son sümlesinde şöyle demiştim.

Bilgi vermeyi öğrenmek hem kültür hem de süreçtir.

Bence, – üzülerek söylüyorum – TAV’ın gidecek çok yolu, öğrenecek çok konusu var.

🙁