Nasıl bir öğrenci – 2
Okul açılmak üzere…
Bildiğiniz gibi, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde CRM (Müşteri İlişkisi Yönetimi) dersi veriyorum. MBA düzeyinde ve zorunlu ders değil. Bu durumda, dersi alacak olan öğrencilerin en azından Google‘dan araştırma yapmalarını bekliyor insan. Kimdir, nasıl bir hocadır, notu kıt mıdır, vb…
Derse gelen öğrencilere “Neden CRM dersi almak istediklerini” soruyorum. Çoğunun, değil CRM dersinde ne anlatıyorum yazısından, ugurozmen.com’dan bile haberi yok.
Friendfeed’de sormuştum. “MBA ne demek” diye… Bazıları için Master of Business Administration (iş idaresi ustası), bazıları için ise “Masrafını Babamdan Alın” veya “Maalesef Ben Anlamıyorum” anlamına geliyor.
Şu master = usta deyimine takmış vaziyetteyim zaten.
Haftada iki saat seyretmekle USTA olunmuyor. Halkımız, “seyretmekle usta olunsaydı, kediler kasap olurdu” demişlerdir.
Yani haftada 2 saat okula gelindiği için Master unvanı hak edilmez.
2009’da yayınladığım Nasıl bir öğrenci yazısının yorumlarından bir cümleyi burada tekrarlayacağım. Bir işe başvurduğunuzda, “dersler önümüzden tren gibi geçti” mi demek istersiniz, “ben şunları biliyorum” demeyi mi?
Geçen yılların öğrencilerinden ben de birşeyler öğrendim.
Bu nedenle, önümüzdeki dönem içinde dersimi almak isteyen öğrencileri baştan uyarmak istedim. Bazı (az sayıda da olsa) öğrencilerimden duyduklarım ışığında hazırladığım liste aşağıda…
Bunlardan birine bile “EVET, işte bu ben…” diyorsanız, CRM dersini önermiyorum.
Ben anlatmak için değil, öğretmek için okula gidiyorum. Siz de öğrenmek için oradaysanız… Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz…
Etiketler: ders, diploma, feed-back, master, MBA, müşteri ilişkisi, okul, usta
Kategori: CRM

1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...

11 September 2010
8:26 am
Bence bu bütün dersler için geçerli. Ama her derste bazı öğrenciler öğrenmek için gelir, bazıları da sadece ders geçmek için… Bu normaldir. Öğretmenin herkese eşit davranarak ve “sadece ders geçmeye” gelenleri de derse dahil etmeye çalışarak bir şeyler öğretmesi gerekiyor. Öğrenci kayıran öğretmenler en başta kaybediyorlar. Sonra “Sizin öğrencileriniz başarısız.” dediklerinde bunu kabullenmiyorlar bile. Öğrencilerin başarısızlığının en büyük faktörü öğretmendir, lütfen bunu da unutmayınız.
11 September 2010
8:28 am
Bu arada dersi zaten dinlemek ve öğrenmek için gelen öğrenciyle baş etmek çok kolaydır, hiç zahmet harcamazsınız. Siz kolay olanı tercih ediyorsunuz hocam. Biraz mücadeleci olursanız, başarısız olanları hayata kazandırmayı başarırsınız. Bence en kötü öğrenciye ders anlatabilen insan öğretmendir, gerisi zaten sokaktan geçen adam anlatsa yine başarılı olur.
11 September 2010
8:40 am
Friendfeed yorumları:
http://ff.im/qwhVv
11 September 2010
8:43 am
Kubilay Onur Güngör’ün “Eğitim Sistemi ve Akademisyenlik Üzerine” bir yazısı http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/01/07/egitim-sistemi-ve-akademisyenlik-uzerine/
11 September 2010
9:30 am
Seval Ünver,

Meslek derslerini, lise dersleri ile karıştırmamak gerekir. “Sadece ders geçmeye gelen” bir kişinin evinizi yapmasını istiyor musunuz? Ya da annenizi ameliyat etmesini? Sonra dönüp, “bunları nasıl mezun ediyorlar?” sorusunu sormayacak mısınız?
Ayrıca, ben zaten okula öğretmeye gidiyorum. “Öğrenmek istiyenler gelsin” diyorum. Seçmeli ders olunca “sadece ders geçmeye” niteyi olanın benimle işi yok.
Mücadeleci olmaya gelince, öğrenmek isteyene daha fazlasını öğretmek, benim yıllar içinde kazandıklarımı bir dönem içinde aktarmaya çalışmak için mücadele ediyorum.
O “en kötü öğrenciye ders anlatabilen” ve “gerisi zaten sokaktan geçen adam anlatsa” için ilkokul öğretmenine dönmeli. Meslek düzeyinde ise, yukarıdaki örneği tekrarlayacağım.
- Seni kimin ameliyat etmesini istiyorsun?
- Çalıştığın şirketi kimin yönetmesini istiyorsun?
- Yanındaki iş arkadaşını kimin işe almasını istiyorsun?
- Maaş artışını kimin saptamasını istiyorsun?
- Toplumun kaynaklarını kimin paylaştırmasını istiyorsun?
- Evini, okulunu, her gün geçtiğin yolları ve köprüleri kimin yapmasını istiyorsun?
Dersini hakkıyla öğrenerek sınıfını geçmiş ve diplomasını almış birinin mi, yoksa zoraki olarak öğrenmiş birilerinin mi?
Not: Biz öğrenmek isteyen / istemeyen kişileri tartışıyoruz. Başarı / başarısız kavramları farklı olduğu için oraya girmiyorum.
11 September 2010
10:51 am
Sevgili MBA öğrencileri bu adam sıfırcı bir adam değil, tokatçı bir adam. Blogundaki yazılar ile tokat etkisi yaratıyor. Derste nasıldır Allah bilir. İşin kötü tarafı attığı tokatların bedelini hukuki olarak ödetemiyorsunuz. Ben her blogu açtığımda bir tokat yiyorum ve kendime bir süre sonra geliyorum.
Size bol şans dilerim.
İmza: Yanağı fiziksel olarak kızarık olmasa da öyle hisseden bir blog öğrencisi..
11 September 2010
10:52 am
Uğur Özmen hocam, sitesinde “Nasıl Öğrenci Olunmalı?” sorusuna güzel girdisi ile yanıt aramış. Eh eğitime takık biri olarak tabi ki gözümden kaçmadı ve kendi yazmış olduğum “Eğitim Sistemi ve Akademisyenler Üzerine” adlı yazımı kendisi ile paylaştım.

Ek olarak her iki yazı üzerinden friendfeed’de görüş alışverişinde bulunduk ve nihayetinde ortak bir noktaya vardık.
Bence çok eğlenceli ve güzel bir paylaşım oldu. Enver’in katkılarını da unutmamak lazım tabi
Söylemeden edemeyeceğim, daha önceleri Uğur Bey’in yazılarını takip ettiğimden kendisine fazlasıyla saygım vardı, fakat bu fikir alışverişimiz ile kendisine olan saygım kat kat arttı. Nedenlerini ilgili tartışmadaki son girdim de görebilirsiniz.
13 September 2010
9:01 pm
Eski bir iş arkadaşım bir üniversitede master dersi veriyordu. Dersler hafta sonu ve öğrencilerin neredeyse hepsi çalışmakta olan, master için ciddi para ödeyen kişilerdi. Bir hafta sonu anlatacağı konu benim uzmanlığımla alakalı olduğundan beni derse davet etti “canlı örnek
” olarak.
Sınıfın yarısı dersi kırmıştı, diğer yarısının bir bölümü geç geldi ve konuyla ilgili ciddi bir sual soran olmadı… Hele bir de para verip ders alıyorsam hocanın limon gibi suyunu çıkartmak, öğrenebileceğim herşeyi öğrenmek isterim. Öğrencilerin lakaytlığı beni hayrete düşürmüştü…
17 September 2010
7:37 am
Öğrencilerimin beni nasıl gördüğü üzerine yazı ve yorumlar:
- http://ugurozmen.com/crm/crm-dersinde-ne-201#comment-5342
- http://ugurozmen.com/yasamin-icinden/sebep-sonuc-iliskisi
- http://ugurozmen.com/yasamin-icinden/ders-alma#comment-4594
Benim bakış açım üzerine bir başka yazı:
- http://ugurozmen.com/yasamin-icinden/ders-alma
21 January 2011
8:25 am
Final sınavı okuma yöntemim bu linkte. Uğur Özmen
10 November 2011
6:28 pm
Bu yazı üzerine başka blogda yayınlanmış bir blog yazısı
12 January 2012
8:15 pm
Oralardan geçerken okula uğrayan her öğrencinin mezuniyeti “kazanılmış hak” olarak gördüğü bir ortamda öğrenci nasıl davranıyor.