15 December 2010 Wednesday

Seyrek sorulan sorular 2

Turk.internet.com ile bir röportaj yaptık. Bunun bir kısmını buraya alıyorum.

😉

Sizin danışmanlığınız ne alanda?

Ben daha çok şirketin işte bu gerçek CRM’i uygulamaya başlaması için nasıl bir yol planı izlemesi gerektiğinin danışmanlığını vermeyi tercih ediyorum.

Tabi ki bunun dışında şirketin daha ucuz yöntemlerle hızlı kazanımlar yapabileceği CRM kampanyalarının düzenlenmesi, müşterinin en önemli ilişkilerinin bir ekrana taşınması için neler yapılması gerektiğine dair çeşitli bir sürü eğitimler de veriyorum. Ama esas danışmanlık olarak, sıfırdan şirketin müşteri odaklı hale gelmesi için yapması gereken yol planının hazırlanması konusunda da hizmet veriyorum.

Biraz ticari bir konu olacak ama; siz böyle bir tavsiye-planla gittiğiniz zaman, sizi çağıran firmalar uyuyorlar mı yaptıklarınıza?  Ya da siz gittiğiniz halde umutsuzluk duyduğunuz şirket oldu mu?

Umutsuzluk duyduğum şirket oldu daha sonrasını dinlemek daha eğlenceli aslında.

Şunun için daha eğlenceli… Kendileri ile aynı dili konuşan bir Türk’le konuşmak mı yoksa arkasında şaşalı bir yabancı isim olan şirkete danışmanlık hizmeti aldırmak, ondan sonra şikayet etmeleri mi diye sorarsanız?.. “Şikayet etmek daha kolaylarına geliyor” diyorum.

Hiçbir zaman uygulayamayacakları ama hesap soramayacakları şirketleri tercih ediyorlar çoğunlukla. Bu arada beni tercih edenlere ayrıca teşekkür ederim… Büyük bir çoğunluğu birkaç katı ücret ödemeyi ve “ben değil, benim suçum yok işte, onlar yapamadı” demeyi tercih ediyorlar.

Hani bilişim sektöründe çok meşhur bir deyim vardır; “hiçbir bilişimden sorumlu direktör şu firmanın malını satın aldığı için kovulmamıştır” diye. Suçu kendinize aramak yerine, seçtiğiniz firmaya atmak isterseniz, çok para vereceğiniz ve uluslararası bir firmayı tercih etmeniz olağan.

🙂

Röportajın tamamı için:

😀

Etiketler: , , , , ,

Kategori: CRM

“Seyrek sorulan sorular 2” yazısına şu ana kadar 3 yorum yapılmış:

  1. Röportajın bütün bölümlerini okudum hocam. Çok değerli paylaşımlar. Kendi adıma çok öğretici oldu. Teşekkürler.

  2. Melih Cılga’nın friendfeed’deki yorumu:
    .
    Yöneticilerin hesap soramayacakları bir şirketle çalışıp sonradan şikayet ederek kendi sorumluluklarını inkar etmeleri, aslında Freud psikolojisindeki “yansıtma mekanizması”nın tipik bir örneği.
    Birey psikolojisindeki “haz ve hoşnutsuzluk dengesi” için geçerli olan klasik bir patoloji göstergesinin aynen şirket yönetim kültüründe de kendini tekrarlamasına ise pek şaşırmamak gerekiyor galiba. Kendi eksiklerimizden doğan aksaklıkların sorumluluğunu dış faktörlere yükleyip, önce başkalarını sonra da kendimizi buna inandırmaya çalışmak, aslında egomuzu çevreleyen koruyucu kalkanın en büyük “marifet”lerinden biri.
    🙂
    İşin tatsız tarafı, bu savunma mekanizmalarını fazla abarttığımız zaman, hayatımızın sadece “inkâr ve iltifat kutupları” arasında salınıp duran tuhaf ve tutarsız bir sarkaç gibi görünmesi.
    [Meraklısı için, Freud’un ilgili makaleleri şu kitapta var: http://bit.ly/gM0AdL%5D

  3. Kurumların CRM felan umurunda değil. varsa yoksa pazar payı, yada yapacakları atraksiyonlu iletişim faaliyeti. 1 ve 2. kısıma kesinlikle katılıyorum. Bugün dünyada Customer Experience M. konuşulurken biz daha Customer Reletion M.ı bile aşamadık. önümüzde en az bir 10-15 yıl var diye düşünüyorum…

Yorum Yazın