2 June 2012 Saturday

Ego / korku / tevazu

Malum GSM şirketiçeşitli iş süreçleriyle ilgili verileri birbiriyle ilişkilendirerek, descriptive ve predictive analizlere olanak tanıyan bir yapı oluşturmak“, “sosyal-CRM, internet’teki verilerin anlamlandırılması ve fırsata dönüştürülmesi” gibi konularda çalışma yapmak istiyormuş.

Her 2 konuda da bana e-posta mesajı gönderen genç arkadaşlar oldu. Benim CRM, S-CRM, veri anlamlandırması, analitik ile karar verme, vb. konularında yazdıklarımı izliyorlarmış. “Kendi şirketleri ile çalışıp çalışamayacağımı” sordular.

Her ikisine de neredeyse aynı yanıtı gönderdim.

 

Benimle temas ettiğiniz için teşekkür ederim. Dediğiniz gibi “descriptive ve predictive analizlere olanak tanıyan bir yapının ancak yüksek kaliteli veriye dayandığı takdirde başarılı olabileceği” fikrindeyim.

Veri kalitesi, verinin anlamlandırılması ve karar amaçlı kullanılması konusunda – sektör ve/veya departman bağımsız – yardımcı olabilirim. Yukarıda alıntıladığım “yüksek kaliteli veriye” ek olarak, verilerin anlamlandırılması (hangi verinin ne gibi konularda fikir / bilgi verdiği) konusunun çok önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. (Şu yazıda bir örnek bulabilirsiniz.)

Anlamlandırmayı iyi yapan ekiplerin, yazılım-teknoloji bağımsız olarak süper verim aldığını, aksine sadece veriye odaklananların başarısız olduğunu defalarca gördüm. Bu nedenle yazılım kısmıyla değil, yönetim ve karar verme kısmıyla ilgileniyorum.

Diğer yandan, şirketiniz ile geçmiş ilişkilerimin olumlu olmaması nedeniyle (gerekçeleri aşağıda) benimle çalışmak istemenizin şirketinizde hoş karşılanacağını sanmıyorum.

  • 341/ SMS yerine telgraf çekmiştir.
  • 686/ CEM konusunda sürekli yanlış yapmıştır
  • 2530/ genclik-bayrami-ve-gnctrkcll
  • 688/ Müşteri değil ürün odaklıdır
  • 2524/ Bir-GSM-degistirme-oykusu
  • 609/  Müsteri-anlayışı yanlıştır.
  • 3825/ Sürekli yanlış kampanyalar, çelişik mesajlar göndermektedir.
  • 3859/ Sürekli yanlış kampanyalar, çelişik mesajlar göndermektedir
  • 3870/ Sürekli yanlış kampanyalar, çelişik mesajlar göndermektedir
  • 4007/ cebimden daha fazla para almak için kötü niyetli davranmıştır.

Benim adımı duydukları zaman, patronlarınızın tüyleri diken diken olabilir. Eğer yine de birlikte çalışmayı düşünüyorsanız, nasıl bir yöntem izleyeceğimizi kısa bir sohbet ile kararlaştırabiliriz.

Görüşmek üzere,

 

Her 2 malum şirket çalışanı da bu mesajdan sonra, olumsuz yanıt bile vermedi. (İşin ilginç yanı, yukarıda yazdıklarımın bir kısmı zaten verileri ne kadar kötü ele aldıklarını anlatıyor.)

Yanlış anlaşılmasın. Malum şirket benimle çalışmak istemeyebilir. Şirketin “Uğur Özmen ile çalışılmayacak” kararı vermesinde hiçbir yanlış yok.

Benim konum tevazu‘yla ilgili… Bu 2 arkadaş, ne kadar korkutuldu ki yanıt yazıp, “sizinle çalışamayacağız” demekten bile çekindiler.

KORKU, ne EGO’ya uyuyor, ne de TEVAZU’ya… Vah yazık…

😛

 

 

 

Etiketler: , , , , , ,

Kategori: İş hayatı

“Ego / korku / tevazu” yazısına şu ana kadar 4 yorum yapılmış:

  1. Canan Onat :
    4 June 2012
    8:21 am

    CRM konusunda size danışmayı akledebilen bu iki genç arkadaşın blogunuza bakmayı düşünmemiş ve kendi firmaları ile ilgili yazdığınız onlarca yazıyı “görmemiş” olmaları da ayrıca enteresan.

    Esasında işin doğrusu, şirketin üst yönetiminin doğrudan sizin kapınızı çalması olurdu. Sonuçta pek çok kıymetli bilgiyi “bedava” paylaştınız bile. “Hocam bizi kıyasıya eleştiriyorsunuz, pekiyi biz bunları nasıl düzeltebiliriz?” diye sormaları ve sizinle çalışmak istemeleri herhalde imajlarına hayli katkı yapardı. Sonuçta bilmediğini itiraf edebilmek ve öğrenmeye çabalamak önemli bir erdem değil midir?

    Yazılarınızı her zamanki gibi ilgiyle ve zevkle takip ediyorum sevgili hocam. Şule hocama da sevgilerimi ve hürmetlerimi iletirseniz sevinirim. Istanbul’a döndüğümde sizlerle yine birer kahve içersek çok memnun olurum. Sevgi ve saygılarımla,
    Canan Onat

  2. Merhaba Canan,

    Bu iki arkadaştan biri “bizim şirketimiz müşteriye öyle kin tutmaz” dediydi. Diğeri zaten bilmiyordu.

    😛

    Şirketin CRM ekibindeki birkaç hanımefendi, son “kötü niyet” olgusundan önce “ne kadar iyi düşündüklerini göstermek” için beni çağırmışlardı. Ama CRM hakkında bilgileri ve kavramları hiç içselleştirmemişlerdi. Bu nedenle “şarap ve müşteri odaklılık” yazısını yayınladım.

    😉

    Dediğin gibi bir özür dileme yeterliydi. Ama o CRM uzmanlarının (belki de şirketin) EGO’su buna elvermiyor. Bir gün bazıları şurada olduğu gibi “şirket çıkarları doğrultusunda müşteriyi aldatmaktan ötürü duyduğu utanç, onları istifaya sürükleyecek”. O zaman onlarla görüşeceğiz.

    🙂

    İstanbul’a geldiğinde görüşelim.

  3. Az önce Kalite dergisini inceliyordum ki, Malum şirketin TMME (türkiye Müşteri memnuniyeti Endeksi) çalışmasında sektöründe müşterisini en çok memnun eden marka olduğunu okudum. Aklıma, sizin ilgiyle izlediğim yazılarınız geldi. Önce içten içe güldüm, sonra bende bir merak uyandı; TMME adil olmayabilir mi? ne dersiniz?

  4. Merhaba Hakan Müştak
    .
    Malum şirketin aldığı ödüller konusundaki görüşüm şöyle: Yıllar önce bunlardan birinin jürisindeydim. Ödül veren kurum, kimi seçeceğimize karar vermişti. Ben itiraz ettim. Bu nedenle artık CRM ödülleri jürisine çağırmıyorlar.

    Ödüller konusunda da biraz önyargılarım var.

    http://ugurozmen.com/yasamin-icinden/turkiye%e2%80%99nin-en-si
    http://ugurozmen.com/yasamin-icinden/bir-kucucuk-aslancik-varmis
    http://ugurozmen.com/pazarlama/oduller
    😉
    ve konu başka ama yöntem fikir verebilir
    http://ugurozmen.com/yasamin-icinden/is-odul-iliskisi
    http://ugurozmen.com/yasamin-icinden/kendi-emegine-saygi
    http://ugurozmen.com/pazarlama/odul-deyince
    http://ugurozmen.com/pazarlama/odul-deyince-devam
    .
    Unutmayalım ki hiç bir ödül, jürisinden daha saygın olamaz. Jüri üyelerini saygın olarak tanımadığınız ödüllere itibar etmeyin.
    🙂

    Bir de, hepi topu 3 şirketin olduğu bir sektörde “sektöründe müşterisini en çok memnun eden marka” diye bu ödülün verilmesi komik değil mi? En kötü olan bile ilk 3’e girmiş durumda…

Yorum Yazın