28 January 2013 Monday

Exit üzerine

Girişimci tayfasında kurumsal şirketleri eleştirmek kaçınılmaz bir modadır. Bir çoğu, gerçek bir kurumda tek bir gün bile çalışmamış olanlar, bilmeden konuşurlar.

Bu girişimcilerin (son zamanlarda) karşılaştığım çoğunluğu, kayda değer bir iş yapmak değil de EXIT hayaliyle yaşıyorlar. Üstelik, kendileriyle büyüyebilecek sektörleri veya firmaları değil, yurt dışındaki (klonladıkları) oluşumlara satmayı hedefliyorlar.

🙁

Ben de şu soruyu soruyorum;

Girişimini, fikrin asıl yeşerdiği şirkete satmak isteyenler kurumsal yapıları hantallığı, insana değer vermemesi, inovasyonu dikkate almaması gibi konularda eleştirmekte haklı ve tutarlı mı?

Kendisi farkedilen noktaya kadar büyüyüp “sektörün en büyüğü beni satın alsın” diyorsa kurumsal hantallığa, hatta tekelciliğe yardımcı olmuyor mu? Sektörün en büyüğünü değil de onu tercih eden müşterilerine ihanet etmiyor mu?

Bugünlerde bunu sorguluyorum.

😉

Kişisel sorgulama notlarım

Meraklısına, eski yazılar:

Exit üzerine:

😛

Kurumsal şirketlere bakış üzerine:

😛

 

 

Etiketler: , , ,

Kategori: interaktivite, İş hayatı

“Exit üzerine” yazısına şu ana kadar 4 yorum yapılmış:

  1. Fatih Cantürk :
    30 January 2013
    10:27 am

    Sorunları tespit etmede uzmanlığımız kıskanılacak düzeyde, çözümün bir parçası olmak konusunda ciddi sıkıntı içerisindeyiz.

    Bir de her şey’ i bilen, önemli biri gibi gözükme sevdamız, sorunlar üzerinde konuşmanın kişiyi daha önemli biri gibi göstereceği yanılsımasında başka bir şey değildir.

    Exit üzerine de 2 çift laf edecek olursam: Evet tekelleşmeye yardım ediyor, evet müşterilerine ihanet ediyor ve yine evet küçük hesap yapıyor, kolaya kaçıyor.

  2. Kurumsallaşma ve girişimcilerin konuyu yanlış değerlendirdiği konusunda yayınladığımyazı listesine bir ekleme daha

  3. Uğur abi,
    “borç yiğidin kamçısıdır” diye saçma sapan üretilmiş bir atasözü var.
    Bunlar çocukluktan bilinçaltına yerleşmiş saçma eğitim alışkanlıklarının iş hayatına atıldığında veya yetişkin olduğunda ortaya çıkmasından olabilir mi acaba?
    Ama kimse borcuna sadakat konusunda bir şey söylemez.
    Bu şekilde sosyal olarak bilinç altına yerleşmiş çok saçma zihinsel inanışlar var.

  4. Türk giriçimci, bilişim döneminde mi yoksa sanayi devrimini bile aşamamış durumda mı?

Yorum Yazın