Yeni işin hayırlı olsun
Duydum ki iş değiştirmişsin. Yükselmişsin. Hayırlı olsun.
Geç saatlere kadar kalırdın, bir işin olmasa da… Patronunun gidişine kadar oyalanırdın oralarda.
Akşamın geç saatinde gelen mesajını “Yarın ilk olarak bununla ilgileneceğim efendim.” diye yanıtlamak için saatlerce otururdun. Kendine yaptığın önemli değil, ekibini de orada tutardın. Bu eziyeti de sülü püslü anlatırdın.
Hiç katkısı olmayan saatleri çalışmak sayardın. “Dün akşam yine geç saatlere kadar…” cümlesi dilinden düşmezdi. Seni alkışlayanlar da vardı, maalesef.
Gerçekten merak ettim. Şimdi senin gibi davrananların oyunlarını kabul edecek misin?
Geç saatlerde attığın mesaja “Yarın ilk olarak bununla ilgileneceğim efendim.” diyenlere kanacak mısın?
“Dün akşam yine geç saatlere kadar…” dediklerinde “Bırak yahu… Ben de bilirim o numaraları… En kıralını yapardım…” diyebilecek misin?
Diyorum ya… Merak ederim böyle şeyleri. Başkaları zaten kanmıyordu. Sen kendini kandırmaya devam edecek misin?
Hayırlı olsun yeni işin.
Etiketler: dedikodu, hata payı, işe alma, patron
Kategori: İş hayatı, yaşamın içinden
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...

7 January 2011
7:52 am
maalesef performanslar “yapilan is” ile degil, “iste harcanan saatlerle” degerlendirildigi surece..
tecrube “biriken bilgi” ile degil, “meslekte gecen yillarla” olculdugu surece
bunlar gayet normal seyler…
7 January 2011
8:02 am
Ilginç bir post. “Duydum ki yine kovulmuşsun” diye size hitap eden yazılar hakkında ne düşünürdünüz onu merak ettim. Toplantılarda insanların fikirlerin projelerine salakça aptalca diyerek hakarete varan cümleler sarfederdin bu nedenle zamanı geldiğinde seni savunacak kimse kalmadı diye ekleme yapsalardı
7 January 2011
8:43 am
Uğur Abi,
Patron ya da müdür tatilde, dışarıda toplantıda olduğunda 6′da kaçıp(!), diğer günlerde mesaiye kalanları hatırlattın, sabah sabah gülümsettin beni
7 January 2011
8:56 am
Hiyerarşik düzende bir üst kadroya atlayan müdür olan müdür yardımcısının kısa öyküsü
Yeni işin hayırlı olsun Müdürüm…
Sağ ol Uğur hocam.
7 January 2011
11:26 am
Eski günlerimi hatırlattınız. Yani ne yapacağımı değil ne yapmayacağımı öğrendiğim günleri, cuma sabahı keyfi süperdi teşekkürler
7 January 2011
3:29 pm
Adı ve kendi önemsiz arkadaş,
Neden alındığını biliyorum. Yanıt için yarını bekle.
7 January 2011
4:40 pm
Hocam, nelerden geçmişsiniz yine de çalıştığınız kurumlar bir yana Türkiye için değer yaratmaya devam etmişsiniz. Helal olsun size.
8 January 2011
5:59 am
Kendi adını “önemli mi” diye gizleyen bir arkadaş,
Sen ve senin gibiler için yanıtım burada…
8 January 2011
2:20 pm
Aynada kendinle yüzleşebilmek.. En zoru bu değil mi? Herkesle yüzleşebilirsin, herkese yalan söyleyebilirsin de, aynada kendinle yüzleşebilir misin? Bu yazdığın adam aynada bakamıyor, üzülerek söylüyorum..
10 January 2011
10:13 pm
Dilbert’s Principle: The most ineffective workers are systematically moved where they can do the least damage: to management
14 January 2011
2:41 pm
Ne yazık ki ülkede uzun saatler çalışmak ve patrona çalışıyor izlemi vermek yaygın. İş hayat dengesi işden yana maalesef, üretkenlik de yüksek sayılmaz. Ancak performans gösteren, sonuçları ortada ve başarılı olan kişileri de sırf uzun saatler işteler diye aynı sınıfa koymak son derece yanlış. Sonuçta yaptığımız işler konuşuyor, herkes evdeyken ofisde kalanların saatlerine bakan yok.
14 January 2011
10:55 pm
kendi ic huzurundan baska herhangi birsey (para, patron, statu, insanlik vs.) icin yasayan insanlara hep cok uzulmusumdur.
24 January 2011
7:56 am
Kimisi imza yetkisini apoletteki yıldız gibi görür. Apolete düşkün olunca…