29 January 2010 Friday

Bir günlük rüya

Yıllar öncesi… Bir kampanyanın lansman kokteyline davetliyim. Sahnede bir ünlü sunucu… Arkasında yurt dışından getirilmiş bir topluluk. Her şey fantastik. Şirket iyi para dökmüş.  celebration_wi

Ertesi gün yayınlanacak reklam filmi de gösterildi…

Marka yöneticisi sordu: “Nasıl buldunuz. Muhteşem değil mi?”

“Neyi nasıl buldum?” diye soruyla yanıtladım. “Lansmandan bahsediyorsan, o sadece bir günlük rüyadır. Yarın nasıl uyanacağını düşündün mü?”

😉

cumhuriyet2009_havai9Benim zor beğenir tavrım nedeniyle yüzü buruştu.

Açıkladım. “Güzel bir reklam filmi hazırlanır. Teknoloji son sınırına kadar kullanılır. Seyredenlerin ağzı açık kalır. Abartılı bir lansman partisi de düzenlenir… Yarın, ürünü kullanacak olanların ne düşüneceği unutulur.”

😛

Maalesef haklı çıktım. Şirket, lansmanı düşündüğü kadar daha sonra ne olacağını düşünmemiş… Ürünü halihazırda kullanan müşterilerin kafa karışıklığını, şubelere yeterli bilginin aktarılmasını, müşterilere bire bir duyuru göndermeyi, hayatı nasıl kolaylaştırdığını, vb…

Haşmetli lansmanın arkasından dağ fare doğurdu.

😛

Genç yaştakilere hayat bilgisi için dersi için söylenen bir cümle vardır.

Gece kiminle yattığın değil, sabah kiminle kalktığın önemlidir.

Bu cümleyi her lansman günü hatırlarım, hatırlatırım.

🙂

Etiketler: , , , , , , , ,

Kategori: İş hayatı, pazarlama

“Bir günlük rüya” yazısına şu ana kadar 6 yorum yapılmış:

  1. Hocam, ürünün/hizmetin müşteride yaratacağı deneyimden daha çok lansmanın önemsenmesindeki kusurun doğrudan karar merci olan bireylerin karakterleriyle alakalı olduğu düşüncesindeyim… yani emin olun size dün geceden bahsettiğinde, sabah uyandığında ne gördüğünden söz etmeyecektir… buna benzer bir durum basketbolda vardır aslında, “maça hangi beşle çıktığın değil, hangi beşle maçı bitirdiğin daha mühimdir.” tabi basketbolda devam eden oyunda mola ve oyuncu değişikllik haklarıyla oyuna müdahale hakkınız var… oysa şaşalı bir lansmandan sonra kaçınılmaz sondan kurtulamak için bu kadar toparlanma fırsatı olmasa gerek.

  2. “Gece kiminle yattığın değil, sabah kiminle kalktığın önemlidir.” Likemind’da siz anlatırken notlarımın arasına eklemiştim. Müşterilerin ilgilendiği lansman, ambalaj, satış politikası, bütçesi ve benzeri olgular değildir.

    Müşterinizin hayatında neyi değiştirebiliyorsunuz? Müşteri sizi veya ürününüzü tercih ederek nasıl bir katma değer yaratabiliyor. Bundan nasıl faydalanıyor? Müşterinin kazancının ne olduğunu çok net anlatabiliyor musunuz?

    Lansman, lansmana davet edilen topluluk, müşteri yapısı incelendiğinde hiçte örneklem olarak alınabilecek bir toplulukta değildir zaten… Gerçek müşteriniz dışarıda bir yerlerde ve siz ona kendinizi, ancak onunla aynı dili konuşarak, onun anlayabileceği şekilde anlatabilirsiniz.

  3. Peki yapılan bu görkemli lansmanlar ne kadar daha sürüyor? Yöneticiler alınan geri dönüşlerde ya da satış rakamlarında yapılan hata ve eksikleri ne derece görebiliyor? Kayıp hikayeleri daha çok okumak ve irdelemek gerekiyor.

  4. Süreçten keyif almayanlar, hep birkaç dakika süren mutlulukları yaşıyorlar. Konkuru kazanmak, ihaleyi almak, lansman yapmak… O mutluluğun hemen ertesinde de, bir başka sonuç gelene kadar mutsuzluk…

  5. Lansman, uzun vadeli bir pazarlama planının tek günlük aşaması olmalıdır.

  6. Ertesi gün kaos yaşanmaması için yapılması gerekenlerin bir kısmı bu linkte…

Yorum Yazın