11 September 2011 Sunday

Rekabet

Rekabet tanımı hakkında Osman Ata Ataç hocamdan öğrendiklerimden birini daha önce yazmıştım.

Kısaca hatırlatayım.

  • “Aynı pazarı veya aynı kaynakları hedefleyenler rakiptir. Bu kaynaklar, bazen para, bazen arazi, bazen ham madde , bazen de insan olabilir. İşlek bir caddede ayakkabı satmak için dükkan kiralamak istediğiniz vakit, kiraların artmasına neden olduğu için bankalar bile rakibiniz oluverir.”

Bugün yine rekabet konusunda başka bir cümle. (Yine Osman Ata Ataç hocamdan)

😉

Şirket, iş tanımı yaptığında, rakibini kendi tanımlar.

Ayakkabı yapacağım derseniz, her ülkede binlerce rakibiniz vardır. 40 ve üstü numaralarda, parlak ve dore renklerde geniş taraklı ayaklar için kadın ayakkabısı yapacağım derseniz, dünyada sadece 2 – 3 üretici var.

😀

Heyyyt, var mı ulan bana yan bakan” diye nara atarak karete kulübüne dalarsanız, iyi bir dayak yemeniz kuvvetle muhtemeldir. Ama aynı narayla ana okulunun bahçesine dalarsanız, hemen kral olabilirsiniz.

İş tanımınızı yaparken dikkat edin.

😉

Etiketler: , , , ,

Kategori: İş hayatı, pazarlama

“Rekabet” yazısına şu ana kadar 2 yorum yapılmış:

  1. krallığınız geniş taraklı ayakkabı satışında talebin , senden daha köklü büyük firmaların farkına varıp , seni tahtan kolayca indirene kadar geçerli olacaktır. Ama merak etmeyin büyük firmalar kendilerinin farkına varamadığı bu alanı onlara gösterdiğiniz için size teşekkür edecektir

  2. Selim,

    Önce niş pazar tanımına bakmak gerek. Büyüklerin (ölçek ekonomisi, algıda farklılık, vb. gibi nedenlerle) girmek istemeyeceği kadar küçük; bir – iki firmayı besleyecek kadar büyük olduğu pazarlara niş pazar denir.

    Bahsettiğim ayakkabılar (ki muhtemelen anlamışsındır) cinsiyet değiştirenlerin seçtiği ayakkabılar. Yıllardır o pazar var. Yıllardır büyük markalar o pazara girmiyor.

    “Büyük markalar her pazara girer” diye yanlış bir genelleme ile bakmadan önce, müşterideki algısının zaten o markaya fazladan fiyat verme hakkını verdiğini unutmayalım. Yani algıdaki özelliğini kaybederse, “o marka travesti ayakkabısı üretir” diye bir algı oluşursa, mevcut müşterisini de kaybeder. Fazladan fiyatlama becerisi ortadan kalkar.

    Bir de pazara ilk giren ve iyi hizmet veren olmanın avantajını ekleyelim. Türkiye’de büyük markalar Vakko ve Beymen grubu “private shopping” işine girdi. Sonuç şu yazının yorumlarında okunabilir.

    Ayrıca, ayakkabı çok basit bir örnek. Benzeri çok örnek var.

Yorum Yazın