12 June 2014 Thursday

Tasarım modası

Apple “Designed in California”yı çıkardı. Herkesin bakış açısı değişti. Eskiden “şurada üretilmiştir” diye övünüyorlardı. Şimdi ise “burada tasarlanmıştır” denilmeye başlandı.

Bugünlerde hemen her şey tasarlanıyor. Tasarım kelimesi kullanılmıyorsa, çağın gerisinde kalınıyor. (Yakın geçmişte girişimcilik böyleydi)

Ben de CRM derslerimde “süreç tasarımı, ekran tasarımı” diye sıkça kullanıyorum.

😉

İyi de tasarım odaklı olan her şey müşteri odaklı oluyor mu?

Maalesef HAYIR. Geçenlerde iPhone5’i olan arkadaşım “Pil bitmek üzere… Şarj cihazı olan var mı?” diye sordu. Oradakilerin çoğunun (ben hariç) bir iPhone’u (hatta başka Apple ürünleri) vardı ama uygun şarj cihazı bulunamadı.

Her seferinde cihazların tüm uzantılarını değiştiriyorsan, “eskileri çöpe atın diye yapıyoruz” diye (dalga geçercesine) söylüyorsan müşteri odaklı değilsin. Bilişim döneminde olduğunu bile tartışmalıyız.

Müşteriyi dışlayarak ve kendisinin iyi bildiğini sanarak tasarım yapan ve “Biz onlara 3 seçenek verdik. Bunlardan birini seçin dedik” diye anlatan da müşterinin fikrini aldığını sanıyor.

  • Özellikle bu bakış açısı beni düşündürüyor. Zaten Türkçe’de taslak, tasarı, tasarım aynı kökten çıktığı için olsa gerek, bende “henüz bitmemiş” duygusu yaratıyor.

🙁

Aşağıda Spotify’ın nasıl ürün tasarladığına bir örnek var. (Resim için Atilla Büyükurvay’a teşekkürler)

design-thinking-2
Her aşamada müşterinin yüzünü güldürerek ilerliyorlar. Ürünün eski versiyonlarını kullananları mutsuz etmiyorlar.

Bu resimde “ürün” diyor ama bence ilişkiyi ve deneyimi tasarlamışlar.

🙂

Diyeceğim o ki… Size tasarım anlatana “Müşteri bunun neresinde?” diye sorun. Belki sizin için değil, sanat için tasarlıyordur.

😛

Kategori: pazarlama, yaşamın içinden

“Tasarım modası” yazısına şu ana kadar 15 yorum yapılmış:

  1. Bu slide’in eski surumler ile sizin onerdiginiz bir iliskisi yok. Spotify gibi SaaS sirketinlerin urun gelistirme surecleri fiziksel urun gelistiricilerinden farkli adimlama ile yapilmakta bir suredir.

    Burada esas her adimda kullanilabilir bir urun cikarmak. Bu asgari kabul edilebilir urun (Min. viable product – turkcesini su an uydurdum, belki daha iyisi vardir ) gelistirme yontemi her surum adiminda (milestone diye dusunmeli) calisan ve hizmet verebilen bir urun olmasi esasina dayali.

    Bu yontemin esas nedeni ile musteri memnuniyeti filan hic degil (keske olsa:), maksat her noktada urunun piyasa tarafindan kabulunu olcebilmek ve de bir sonra risk sermayesi yatirimcisina metrikler sunabilmek.

    Ek olarak online SaaS ler icin eski versiyon diye bir kavram da haliyle yok (yani iPhone ornegi bu slide ile ortusmuyor).

  2. Hani bizim kobiler fuarlardan tasarım kopyaladıklarında “Designed in Italy.” etiketini yapıştırıp “markalaşırlardı” ya; işte 80’lerin ikinci yarısından 90’ların ikinci yarısına kadar süren o dönemde “tasarım modası” vardı. Örneğinizden yola çıkarsak 2000’lerin başından itibaren Apple tasarımı inovasyonun ayrılmaz bir parçası olarak tanımlamanın altedilemez bir pazarlama ve satış başarısı ile kullanıcı bağlılığı getirdiğini ipod, iphone ve ipad gibi ürünleri ile defalarca kanıtladıktan sonra iş dünyası, pazarlama guruları ve girişimci kümeleri tasarımın peşine düştüler. Bir tasarımcı olarak bu durum beni mutlu ediyor.

    Aslında 70’lerden bu yana kullanıcıyı güçlendiren ve modaya karşı net duruş sergileyen bir marka Apple. Apple, iPhone5 için dünyanın en iyi tasarlanmış ve kullanıcı dostu şarj aletini üretmiş olmayabilir, ama öyle olsa bile arkadaşınızın onu evde unutmasını kim engelleyebilir? Yaşanılan bu insani probleme cevap vermek için bazı markalar “herşeye uyan” şeyler ürettiler/üretiyorlar. Örneğin, Windows her donanımda çalışan bir işletim sistemdir. Ama “herşeye uyan” değil de, “en iyi kullanıcı deneyimini” arıyorsanız donanımı ve yazılımı tek elden çıkmış olan Mac OS’u tercih edersiniz. Nokia şarj cihazı da 5 jenerasyon boyunca üretilen tüm Nokia cihazlarına uyardı hatırlarsınız. Ama ne yazık ki Nokia domine ettiği kendi pazarında inovasyon ve tasarıma yenik düştü.

    Tasarım, müşteri odağı düşük ama kullanıcı odağı yüksek bir disiplindir. Bu yüzden iyi tasarlanmış ürünler genellikle pahalıdır. İnovasyon ekiplerindeki tasarımcılar tüketicinin cebinden çok, deneyimini önemserler ve daha iyi bir deneyim için eskisini çöpe atmaktan da çekinmezler. İnovasyon beklentisindeki öncü kullanıcılar “iyi tasarıma” olumlu tepki vermekle birlikte genel tüketiciler ise çoğunlukla bu duruma içerlerler.

    Son yıllarda üretim yöntemlerinin gelişmesi ve ucuzlaması, müşteri ve kullanıcı beklentilerini birbirine yaklaştırıyor. Bu durum tasarımcı ve pazarlamacıların düşünce setlerinin de benzeşmesine ön ayak oluyor. Güzel bir yazı hazırlamışsınız. Bir tasarımcı perspektifi sunmak istedim.

    Sevgiler.

  3. Özetle,

    iPhone veya iPad’in her bir sürümünün hiçbir parçasının bi öncekine uymaması ve Apple Store’da “Önceki tüm cihazları çöpe atın diye yapıyoruz” denmesi “iyi kullanıcı deneyimi” midir?

    Yoksa sanayi dönemi kafa yapısıyla inovasyon yapılması mıdır? Uzmanları bile iPhone 4 ile 5 arasında (fiyat kalite eğrisi açısından) anlamlı bir fark söyleyemezken tasarım bunun neresindedir? Tasarım mı yoksa pazarlama başarısı mıdır?

  4. http://merkezkac.com/tasarim-neden-moda-olamaz/ adresinde tasarım kullanıcı ilişkisini örneklerle anlatmaya çalıştım. Aradığınız pek çok yanıtı burada bulabileceğinizi sanıyorum.

  5. Yazıyı okudum.

    Sorulara yanıt vermiyor ama başarılı bir şekilde Apple’ı yüceltiyor.

    Birinin “Muhteşem Yüzyıl diye bir belgesel var” dediği bakış açısıyla yazımın üzerinde durulmuş.

    Şarjı unutmuş olmayı çözmüyormuş. (Acaba konu o muydu?)
    “Daha geniş ekran ve daha uzun kullanılan pil” = daha başarılı tasarım imiş.

    Anlayamamışım. Özür diliyorum.

  6. Rica ederim, umarım katkı sunabilmişimdir. Apple, bugün var yarın yok. Indie Phone gibi yeni girişimleri incelemenizi öneririm. Önemli olan markalar değil; ama temel kavramlar ve güncel pratikleri açıklarken iyi bir zemin sunuyorlar.

  7. – Abi pilin ömrü kısa diyorlardı ya!
    – Eeee?
    – Daha büyük bir pil koydum.
    – Sonra?
    – Öyle olunca cihaz da büyüdü elbette.
    – ….?
    – Ben de ekranı da büyüttüm.
    – Zaten ya ekranı büyütecektin, ya da cihazı kalınlaştıracaktın.
    – Tamam işte… Şimdi bunu tasarım başarısı olarak sunacağız.
    – Bravo ya!… Sen gerçek bir tasarımcısın abi… Seni kıskandım şimdi…

    😉

    – Abi bu yeni cihaza da farklı şarj ve farklı diğer uzatmalar mı çakalım.
    – Elbette arkadaş. Özellikle farklı yapıyoruz.
    – Abi, bazı rakipler hepsini aynı yapıyor. Televizyonundan fotoğraf makinesine, bilgisayarından cep telefonuna tüm ek uzantılar uyumlu…
    – Onlar tasarımdan anlamıyor.
    – Hangi tasarım abi?
    – Bir şarj cihazı uğruna bir yeni telefon satma tasarımı.
    – Sahi abi. Hiç aklıma gelmedi. Sen gerçek bir tasarımcısın.
    – Bana bak da tasarımı öğren oğlum.

    😉

  8. Uğur Bey, yazınız da yorumlarınız da baştan aşağı yanlış bilgilerle dolu. Sadece son yorumuzdakileri hızlıca düzeltiyorum;

    1. Pil Ömrü
    Mobil cihazların pil ömürlerinin kısa olması, daha önce de açıkladığım üzere; henüz mobil cihazlardan aldığımız konforu karşılayacak bir teknolojinin geliştirilememiş olmasından kaynaklanan tatsız bir durum. Şimdilik bu alandaki yegane inovasyon şarj etme süresinin kısaltılabilmesi. iPhone, bu yeniliği yapmasaydı da dünyanın en çok tercih edilen ve arzulanan akıllı telefonu olmaya devam ederdi. Ama Apple eski şarj aletlerinin kullanılabilmesi için adaptörler de üreterek, bu kullanıcı deneyimini artıran yeniliği son modellerinde sundu. Bu arada herkes pil teknolojinde bir devrim bekliyor. Aşağıdaki yazılar ilginizi çekebilir.
    http://techcrunch.com/2014/06/16/swatchs-sistem51-rethinks-the-mechanical-watch/
    http://blogs.wsj.com/tech-europe/2013/11/13/biological-semiconductors-could-transform-tech-industry/

    2. Ekran Boyutu
    Apple, pazarın talebine rağmen kullanıcıyı merkeze alan ergonomik sebeplerden ötürü uzunca bir süre ekranını büyütmeyi reddetti. Sonunda tüketicilerilerin beklentisini de aşarak bu talebi karşıladı; cihazı uzattı, inceltti ama avuç içinden de taşmaması için enini sabit tuttu.

    3. Tasarım Başarısı
    Apple, “Designed by Apple in California” imzasını 2000’den beri kullanıyor. Bu imzanın arkasında “Oğlum şimdi bu ekranı filan tasarım denilen moda şeyiyle pazarlarsak ne acayip olur” diyerek ellerini ağuşturan şark kurnazları yok. Yazımda da aktardığım gibi Apple geçen yılki reklamlarında üretiminin Amerika’da olmamasından ötürü karşılaştığı eleştirileri göğüslemek ve Güney Kore’li rakiplerine karşı kendi iç pazarında avantaj sağlayabilmek için “tasarım”dan çok, “Kaliforniya”yı vurgulamıştır. Yani milli bir kampanya yürütmüştür. Bu kampanya her ne kadar Amerika’nın çeşitliliğini es geçmiyor olsa da; bence küresel pazarlama açısından sıkıntılı. Yazınız bunu tartışsaydı “Kaleminize sağlık Uğur Bey” derdim.

    Sonsöz
    Yenilikçi markalar salt tasarım değil; tasarım, mühendislik ve pazarlamanın uyumu ile kullanıcı deneyimini yüksek tutuyor, inanılmaz satış başarıları elde ediyor ve günün sonunda müşteri sadakati sağlıyorlar. Eğer Apple’ın Avrupa’dan ödünç aldığı işlevsel tasarım anlayışını keşfetmek istiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=QvKWM79p3Ys adresindeki video iyi bir başlanngıç noktası olabilir.

    Ne iyi ki artık pazarlamacılar, tasarımcılar ve mühendisler “tüketici” için ortalığı yakıp yıkmıyor ve “kullanıcı”nın lehine işbirliği yapıyorlar. Apple’ın eleştirdiğim çok yanı var ama mesele Apple değil. Bunu siz de biliyorsunuz.

  9. Anlamamakta ısrar edenler için yazı şunu anlatıyor.

    Tasarım başarısı arkasına sığınıp, birbiriyle uyumsuz eklentiler yapmak ve neden uyumsuz diye sorulduğunda “eskileri kullanmayın diye” demek ucuz ve çıkarcı bir davranıştır. Bu davranış biçimi, bilişim dönemi düşünce yapısına değil sanayi dönemi düşünce yapısına sahiptir.

    😉

    Bu nedenle yazının yanıtı olduğu sanılan yorumlar ve yazılar, özellikle vurguladığım konulara dokunmadan Apple hayranlığı yaparak hedef şaşırtmaya çalışmaktadır.

    Umarım bu sefer anlatabilmişimdir.

  10. Yanıt verdiğini sananlar eğer
    – iPhone’u satın alan,
    – iPhone’la konuşan,
    – iPhone’la arkadaşlarıyla haberleşen,
    – iPhone’la internete giren,
    – iPhone’a mobil uygulama indiren,
    – iPhone’u yanından ayırmayan
    müşterileri umursamıyorlarsa, KULLANICI’nın kim olduğunu da bir zahmet açıklayıversinler.

  11. Bol örnekle anlatayım ki şu Apple’cı yaftası son bulsun. Merak ediyorsanız “Yiğidi öldür, hakkını yeme”ciyim.

    Müşteri satın alan, kullanıcı ise kullanandır. Mesela bebek emziğinin kullanıcısı bebek, müşterisi ise ebeveynidir. Ya da şirket bilgisayarının kullanıcısı çalışan iken; müşterisi toplu satın alma yapan şirketidir.

    Bazen aynı kişidir müşteri ve kullanıcı ama bu kişinin ürün satın alırkenki ile kullanırkenki beklentileri doğal olarak farklıdır. En bilinen müşteri beklentisi ürünün masrafsız/ucuz olması iken kullanıcı beklentisi ise ürünün kullanışlı/üstün olmasıdır.

    Bir akıllı telefon kullanıcısı telefonunu başka bir modelin kablosu ile de şarj etmek istediğinde kablo eklentisi satın alması gerekiyorsa; müşteri olarak beklentisi karşılanmaz. Elbette bu, zaten sahip olduğu en hızlı şarj aletini kullanırken mutsuz olduğu anlamına gelmez. Otomobillerin bazıları otomatik, bazıları ise düz viteslidir. Kullanıcı şapkamla otomatiği tercih ediyor; müşteri şapkamla bunu düz vites fiyatına istiyorum.

    Ne müşteri memnuniyetsizliğine ilişkin örneğiniz, ne de Apple’ın “Kaliforniya” reklamı tasarımla ilgili değil. Tasarımın odağı kullanıcıdır ve örneğinizdeki marka olan Apple’ın kullanıcı memnuniyeti alt edilemez biçimde en üst seviyededir.

  12. Müşterinin kim olduğunun anlaşılmasını her zaman takdir etmişimdir:
    http://www.uzaktancrmegitimi.com/543/musteri-kimdir
    http://www.uzaktancrmegitimi.com/6466/musterinin-tanimi
    http://www.uzaktancrmegitimi.com/480/pazarlamaya-giris.
    Gerçekten, ilk öğrenilmesi gereken konulardan biridir.
    😉
    Verdiğim örnekte Müşteri = Kullanıcı. Bu nedenle “yanıt sanılan tüm öngörüler” YANLIŞ.
    Her 3 “yanıt zannedilen yazılar”daki tüm örnekler de konuyla ilgisiz.
    😉
    Siz yine son sözü söyleme çabanıza devam edebilirsiniz.
    Buyurun..

  13. Mustafa Şenhelvacılar :
    27 June 2014
    1:27 pm

    Biraz sap ile saman karışmış durumda okuduğum kadarıyla… Öncelikle telefonum Android sistemli, IPAD kullandığımı ve PC olarak windows üzerinde çalıştığımı ve SON KULLANICI olduğumu belirteyim.
    Neden Iphone-Ipad-Macbook pro kullan(a)madığımı açıklarsam bazı hususlar sanırım daha net anlaşılacaktır;
    Iphone kullanamıyorum çünkü işim gereği sahada çok bulunuyorum, bu durumlarda telefonun pil kapasitesi bana hitap edemiyor. Kullanıcı dostu olarak hertürlü donanım ve yazılım sorunsuz olması pilin bitmesi ile hiçbir işe yaramıyor! Kaldı ki bir çoğumuzun hangi programı kullanırken 4-8 çekirdek ve 64 bit mimariye ihtiyaç duyduğumuzu bildiğini sanmıyorum. hali hazırda birçok bilgisayardan daha üstün kapasitelerde işlem yeteneği olan telefon yaratılabiliyorsa, pil teknolojisinde bu yeniliğin yapılamaması mümkün değil bence.. Bunun tamamen sarf malzeme satışı ve ürün ömrüne yönelik bir strateji olduğunu düşünüyorum.
    Bir de Apple’ın diğer ürünlerine bakarsak, IPAD ve Macbook’lar için sunduğu pil ömrünü hiçbir rakibi veremiyor, bu ne yaman bir çelişki?
    IPAD ve Macbook tarafında ise yaptığım işe yönelik uygulamaların neredeyse tamamı sadece windows uyumlu…
    Apple için konuşursam, sunduğu en önemli husus sorunsuzluk olarak ortaya çıkıyor. Ancak sistemlerini sorunsuz olarak kullanabilmek için ödenen bedelin deyip deymeyeceği tamamen kullanıcının beklenti ve taleplerine bağlı. Bu yönden baktığım zaman Apple doğru bir pazarlama stratejisi ile ortalama kullanıcıya hitap ederken, geçmişten gelen güçlü olduğu sektörlerdeki profesyonel çözümlerini de unutmuyor.

    Müşteri odaklı yapısını bir ileri noktaya getirmeye çalışan ve böyle yapmadığı takdirde yaşam şansı olamayacak sektörler de var; Otomotiv, Beyaz eşya vb. Bence tasarımın müşteri odaklı olması çağını geçtik, tasarımın kişiye göre özelleştirilebilir yapıldığı çağa girdik… Ayrıca “tasarım” kelimesi kişiye özel duruma girdiği anda içerisinde başka tanımlamaları da katmak zorunda artık, yani sadece ürünü değil, ilişki ve deneyimi kapsayan bir yapıda olmak zorundadır. (Mesela bu yüzden dünyanın en iyi arabası yoktur!!!! en hızlı, en pahalı, en büyük vs. olabilir ama en iyi hiçbir zaman olamaz!)

  14. Seyredilesi bir reklam ve açıklaması
    http://www.log.com.tr/samsungun-yeni-reklami-applei-bu-kez-sarjdan-vuruyor/

  15. Eğer satılan her parça para kazandırıyorsa, ya tasarım ya da marka değeri iş yapıyordur. Her ikisi de beyaz yakalıların emeği ile oluşur.

Yorum Yazın