20 October 2012 Saturday

Trafikteki önyargılarım

Sıfatlar, unvanlar ve markalar konusunda zaten önyargılarım var.

Trafikte daha da gözüme batıyor.

😛

60 metre ileride kırmızı ışık yanıyorsa, yeşil’e dönmesine daha 45 saniye varsa… gaza basıp giden, sonra da sert frenle duran kişinin (hangi düzeyde olursa olsun) yönetici unvanını almasına karşıyım.

Yakın geleceğin (birkaç saniye) bu kadar aşikar olduğu bir durumda, idare edebildiği kaynakları (fren balatası, benzin, vb.) böylesine kötü kullanan adamdan uzun vadeli bir iş / proje yönetmesini beklemek doğru değildir.

🙂

Bazı unvanlar herkesten farklı davranmayı gerektirir. Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı’nın uyanıklık yapıp, sağa dönecek gibi öne geçip sola direksiyon kırmasını yadırgarım.

Unvanında Teftiş Kurulu olan birinin uyanık davranmasını değil, doğru olanı yapmasını beklerim. Yarın işe döndüğünde, uyanıklığı değil doğru olanı yapanı takdir edecekse…

🙂

Bu önyargım bazı markalar için de geçerlidir. Evlere alarm tertibatı kurmakla ünlenmiş şirketin arabası da uyanıklık yapıp, kırmızı ışıkta ters yönden gelip öne geçerse… burada 1 dakikayı kazanmak için numara yapanın başka – muhtemelen daha fazla değerli – şeyleri kazanmak için ne işler yapacağını düşünürüm.

Alarm taktıran her evde değerli birşeyler vardır. O alarm markasına güvenim hemen sıfırlanır.

😉

Ambulans’ın arkasına takılıp “dümen suyu”nu kullanmak isteyen taksi ve özel araba şoförlerinin “ölümden fırsat yakalamak isteyen” kişiler olduğunu düşünürüm.

“Yol açmaya çalışan konumda” ambulansa yol vermek yerine önünde giden taksi vardı. Onun için uygun sıfat düşünemiyorum.

🙂

Sarı ışık yandığında giderse, birkaç saniye sonra – kendisine kırmızı yandığında – yandan gelen trafiği tıkayacağını bilerek ilerleyenler var. Bu şekilde trafiğin daha uzun süreli tıkanacağını anlamamak için üstün akıl veya zeka gerekmiyor. Bence onlar sadece bencil değil

Nedense, özel arabalardan daha çok belediye otobüsleri, halk otobüsleri, taksiler ve minibüsler bunu yapıyor. Hepsi de Belediye’nin yetki alanındaki unsurlar. Belediye hakkında ….. düşünüyorum.

🙁

Sağ şeritten gidiyorum. Sabit bir süratle… Dikiz aynasından gördüğüm (yani oldukça gerideki) araba ışıklarıyla uyarı yapıyor (söndürüp yakıyor, selektör yapıyor). “Ne demek istiyor acaba?” diye anlamaya çalışırken hızla solumdan geçip hemen önümden sağdaki yola kırıyor. Azıcık frene bassa, zaten arkamdayken sağa dönecek.  İkimize de tehlike yaratmayacak. Ama bunu düşünemiyor.

“Aziz Nesin’i haklı çıkaran” bu kişileri “ufku öndeki arabanın önü mesafesinde olanlar” diye niteliyorum.

😛

Başkası umurunda değildir. Arabasını yolun geçilecek kısmına parkedip gitmiştir.

Diğeri, akşamın yoğun iş çıkışı trafiğinde (kendince) kenara bırakmış, trafiğin tıkandığına aldırmamıştır.

Sanki hep bazı marka veya modellerde yaygın gibi geliyor bana. Servet düşmanı da değilim oysa…

🙁

Dedim ya… Önyargılarım trafikte pekişiyor.

Her seferinde sakin gitmeye karar vererek yola çıkıyorum. Yarım saat sonra canavara dönüşüyorum.

Arkada Cem Karaca’dan “Beni siz delirttiniz” çalıyor.

🙁

 

Etiketler: , , ,

Kategori: pazarlama

“Trafikteki önyargılarım” yazısına şu ana kadar 9 yorum yapılmış:

  1. Yavuz Selim Bilgin :
    20 October 2012
    11:22 pm

    Duygularıma tercüman olmuştunuz hocam, ağzınıza sağlık.
    Trafiği tıkayacağını bile bile sarıda kavşağa girip ortada kalan halk otobüsünü ve hemen yanıbaşında sadece park eden arabaları çekmekte meşgul XXXXX’i görünce delirmemek mümkün değil.

    Hep düşünüyorum biz nasıl yaya yola adımını attığı anda tüm arabaların frene bastığı, diğer şeritler boş olduğu halde sağa döneceklerin sağ şeritte kuyruk olduğu ülkeler gibi olabilriz diye. Ama kısa vadede kontrolleri sıkılaştırıp cezaları arttırmalar başka yol yok gibi görünüyor. Bilinci oturtmak pek mümkün gibi gelmiyor bana. Siz ne dersiniz, ümit var mı? 🙂

  2. Yavuz Selim Bilgin,

    Bence de ümit yok. XXXXX kamu araçlarına (makam araçları da dahil) göz yumdukça, yanlış geçişlerinden ekzost kirliliğine, en sağ şeritteki acil durum şeridini kullanmalarından ters yola girişlerine kadar her konuda kendilerini haklı hissediyorlar. XXXXX, aslında düzenleyici olması gerekirken kamu araçlarını kollayan özel güvenlik gücü durumuna düşüyor.

    Böyle olunca da, cezaları artırsan bile çözüm değil. Çözüm, XXXXXin eğitimini arttırmak. Görevinin ceza yazmak değil, trafiğin hızlı ve düzgün akışını sağlamak olduğunu öğretmek.

    Umarım bunu yazdığım için başıma birşey gelmez. Ne de olsa… XXXXX.

    🙂

    XXXXX’in yerine 5 harfli neyi koyacağını anlamışsındır.

  3. Çok iyi anladım, ben heyecanlı davranmışım sanırım biraz. 🙂

    Anahtar nokta bu sanırım, görevlerinin trafiğin düzgün akmasını sağlamak olduğunu ve bunun nasıl gerçekleşeceğini bilmeleri.

    Benim de umudum tükendi, umarım bir gün haksız çıkarız…

  4. Yavuz Selim Bilgin.

    Ben senin yazına gerekli düzeltmeyi yaptım.

    😛

  5. Hepsine katılıyorum. Hatta işe alınacak personel adayını, hani mülakat sırasında olamasa bile deneme sürecinde bir şekilde araba kullandırmak gerektiğini düşünüyorum.

  6. Tolga Uçak :
    30 October 2012
    2:39 pm

    “Muhan Hoca” kitabında da geçen bir konu vardı. Konuyu çok iyi açıklayan ve bizim milletimizi çok iyi anlatan bir tespit. Bence hepimizin çocuklarına öncelikli olarak aşılaması gereken bir hassasiyet.
    “3. şahısların haklarına saygı göstermek.”
    Yazınızda bahsi geçen kişileri düşünüyorum da; ailelerine, eş-dostlarına veya arkadaşlarına yapmayacakları saygısızlığı tanımadıkları 3.şahıslara yapıyorlar. Ve maalesef hepimizin hayatını zorlaştırıyorlar. Umurlarında da değil, çok yazık.
    Bizi sıradan bir batılı toplumdan ayıran çok önemli bir toplumsal karakter olduğunu düşünüyorum. Şahsi fikrim, ne yazık ki geri dönüştürülemez bir özellik olduğu.
    Merak eden arkadaşlar kitabı alttaki linkte bulabilirler.
    http://kitapmetre.com/hasim-akman/muhan-hoca/
    İyi günler dilerim.

  7. Bu iş cezayla düzelmez, hatta ne yapsanız kısa vadede düzelmez. Trafikte yapılan bu ihlallerin hemen hepsi insana saygı ile ilişkili… İnsana saygı, kişinin eğitim seviyesi, ülkenin gelişmişlik seviyesi ve yasaların oturmuşluğu (iyi, kötü, çirkin demeden herkese eşit uygulanması) ile doğrudan bağlantılı…

    Bu 3 maddeden en azından ikisine sahip olan toplumlarda trafik problemi yaşanmaz. Yan yana kombinasyonları yazın, siz de bana hak vereceksiniz.

    Bizde üç maddenin neredeyse üçü de eksik!

  8. Tolga Uçak,

    Muhan Hoca kitabındaki o bölüm, birbuçuk sene önce blog’a konu olmuştu.
    http://ugurozmen.com/yasamin-icinden/medeniyet-ve-trafik

    Dediğiniz gibi, ben de her seferinde aynı cümleyle düşünmeye çalışıyorum.
    Bir de şu cümle var elbette:
    Ahlak’ın en basit ilkesi “sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma“dır.
    http://ugurozmen.com/yasamin-icinden/kurallar-prensipler

  9. Driwe.co, rasyonel insanların trafikte verimini arttıracak bir cihaz (yazılım + donanım) geliştirmiş.

Yorum Yazın